Bir Yalanın Ardından: Affetmek Mümkün mü?
“Bunu duymamış olmayı dilerdim, Zeynep.” Annemin sesi, mutfakta yankılandı. Elimdeki bıçağı tezgâha bıraktım, ellerim titriyordu. O gün, annemin doğum günüydü ve ben, her zamanki gibi onun en sevdiği mercimek köftesini yapıyordum. Ama içimde bir ağırlık vardı; sabah telefonda duyduğum cümle hâlâ kulaklarımda çınlıyordu: “Zeynep, eşin seni aldatıyor.”
Bunu bana söyleyen, çocukluk arkadaşım Elif’ti. Elif’in sesi telefonda titremişti, “Sana bunu söylemek zorundayım,” demişti, “Ama dün akşam Murat’ı başka bir kadınla gördüm. El eleydiler.”
O an dünya başıma yıkıldı. Murat’la on iki yıllık evliliğimiz vardı. Bir oğlumuz, bir kızımız… Her şeyimiz tamamdı sanıyordum. Murat’ın bana olan sevgisinden hiç şüphe etmemiştim. Ama şimdi, annemin doğum gününde, elimde köfte harcıyla, gözlerim dolu dolu mutfağın ortasında dikiliyordum.
Annem yanıma geldi, ellerimi tuttu. “Kızım, ne oldu?” dedi. Gözyaşlarımı tutamadım. “Anne… Murat…” dedim, devamını getiremedim. Annem her şeyi anladı. Yavaşça sarıldı bana. “Bazen duymak istemediğimiz şeyleri duyarız,” dedi. “Ama ne yapacağını sen bilirsin.”
O akşam sofrada herkes vardı: Annem, babam, kardeşim Emre ve eşi Yasemin… Çocuklar gülüşüyor, masada neşe vardı. Murat ise her zamanki gibi güler yüzlüydü. Ama ben ona bakamıyordum. Göz göze gelmekten korkuyordum. İçimde bir öfke, bir kırgınlık…
Yemekten sonra Murat’la balkona çıktık. Hava serindi. “Zeynep, iyi misin?” diye sordu. Sesi endişeliydi. Ona bakamadım. “Murat,” dedim, “Bana söylemek istediğin bir şey var mı?”
Bir an durdu. Sonra gözlerini kaçırdı. “Hayır,” dedi kısık sesle.
İçimdeki öfke patladı: “Dün akşam neredeydin?”
Murat şaşırdı. “İş çıkışı arkadaşlarla oturduk,” dedi.
“Yalan söyleme!” dedim. Sesim titriyordu ama kararlıydım. “Seni gördüler Murat! El eleydiniz!”
Bir sessizlik oldu. Sadece uzaktan gelen araba sesleri duyuluyordu. Sonra Murat başını eğdi. “Zeynep… Özür dilerim,” dedi.
O an içimde bir şeyler koptu. Gözyaşlarım aktı, durduramadım. “Neden?” diye fısıldadım.
Murat ellerini cebine soktu, gözleri doldu. “Bilmiyorum… Çok pişmanım… Sana anlatamam…”
O gece uyuyamadım. Annem odama geldi, saçımı okşadı. “Kızım,” dedi, “Hayatta herkes hata yapar ama affetmek de büyüklüktür.”
Ama ben affedebilir miydim? Sabah çocuklar okula giderken Murat’la yalnız kaldık. Masada sessizce oturduk.
“Murat,” dedim, “Bunu neden yaptın?”
Başını öne eğdi. “Kendimi çok yalnız hissettim son zamanlarda… İşlerim kötü gidiyordu… Sen de hep çocuklarla ve annenle ilgileniyordun… Sanki ben yokmuşum gibi…”
İçimde bir sızı hissettim. Belki de gerçekten son zamanlarda ona yeterince ilgi göstermemiştim ama bu ihaneti hak ettiğim anlamına gelmiyordu.
“Beni affedebilir misin?” diye sordu Murat.
Cevap veremedim. Günlerce düşündüm; annemle konuştum, Elif’le dertleştim. Kardeşim Emre ise çok öfkeliydi: “Ablamı nasıl üzersin!” diye Murat’a çıkıştı.
Çocuklar hiçbir şeyden habersizdi ama evdeki gerginliği hissediyorlardı. Kızım Duru bir gece yanıma gelip sarıldı: “Anne, neden üzgünsün?” dedi.
O an karar verdim; çocuklarım için güçlü olmalıydım ama kendi mutluluğumu da düşünmeliydim.
Bir akşam Murat’la oturup konuştuk.
“Murat,” dedim, “Sana tekrar güvenebilir miyim bilmiyorum ama denemek istiyorum.”
Gözleri doldu, ellerimi tuttu: “Sana söz veriyorum Zeynep, bir daha asla böyle bir hata yapmayacağım.”
Aylar geçti… Güven yeniden inşa edilmesi en zor şeymiş meğer… Her gün biraz daha çabaladık; birlikte terapiye gittik, birbirimize daha çok zaman ayırdık.
Ama içimde hâlâ bir yara var… Bazen geceleri uyanıp ona bakıyorum; acaba yine yalan söyler mi diye korkuyorum.
Şimdi size soruyorum: Bir insanı gerçekten affetmek mümkün mü? Yoksa bazı yaralar asla kapanmaz mı?