Beni ve Kızlarımızı Zengin Bir Adam İçin Terk Etti… Sonra Onu Süpermarkette Gördüm

“Baba, annem neden gitmek zorunda kaldı?”

Bu soruyu duyduğumda, içimde bir şeyler koptu. Küçük kızım Defne’nin gözleri yaşlıydı. O an, Elif’in kapıyı çarpıp gidişinin üzerinden sadece üç gün geçmişti. Evin salonunda, eski koltukta oturmuş, ellerimi yumruk yapmıştım. O anı unutamıyorum; Defne’nin sesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyor.

Elif’le on iki yıl önce, Ankara’da üniversitede tanışmıştık. O zamanlar hayallerimiz büyüktü; ben mühendis olacaktım, o ise öğretmen. Mezun olunca evlendik, küçük bir ev tuttuk. Sonra Defne doğdu, ardından da Zeynep. Hayatımız sıradan ama mutluydu. Ta ki Elif’in iş yerinde yeni müdürleriyle tanışmasına kadar.

Başlarda sadece işten bahsederdi. “Murat Bey şöyle dedi, Murat Bey böyle yaptı…” Ben de dinlerdim, kıskanmazdım bile. Çünkü Elif’e güvenirdim. Ama zamanla değişti. Eve geç gelmeye başladı. Telefonunu saklar oldu. Gözlerinde bir uzaklık vardı artık.

Bir akşam, Defne ödevini yaparken Elif geldi ve bana soğuk bir sesle, “Konuşmamız lazım,” dedi. O an içime bir kurt düştü. Mutfakta oturduk. Elif gözlerimin içine bakmadan konuştu:

“Artık böyle devam edemem. Ben… Ben Murat’ı seviyorum. Onunla yeni bir hayat kurmak istiyorum.”

O an dünya başıma yıkıldı. “Ya çocuklar?” dedim sadece. “Onları da düşünmüyor musun?”

Elif’in gözleri doldu ama kararlıydı: “Onları da çok seviyorum ama kendimi de düşünmek zorundayım.”

O gece Elif eşyalarını topladı ve gitti. Kızlar uyuyordu. Sabah uyandıklarında anneleri yoktu. Defne ağladı, Zeynep ise sessizce köşesine çekildi.

İlk haftalar kabus gibiydi. Annem aradı, “Oğlum, çocuklara sahip çık,” dedi. İşe gitmek zorundaydım ama aklım hep evdeydi. Kızlarımın gözlerindeki o boşluk… Onlara annelerinin dönmeyeceğini nasıl anlatabilirdim?

Bir gün Defne okuldan ağlayarak geldi: “Arkadaşlarım annemin neden bizimle yaşamadığını soruyor.”

Ne diyebilirdim ki? “Annen seni çok seviyor ama şu an başka bir yerde olması gerekiyor,” dedim titrek bir sesle.

Aylar geçti. Elif arada aradı, kızlarla konuşmak istedi ama hiçbir zaman eve gelmedi. Murat’la lüks bir siteye taşındığını duydum. Sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarda gülümsüyordu; yeni arabası, yeni evi… Biz ise eski apartmanımızda, ay sonunu zor getiriyorduk.

Bir akşam Zeynep ateşlendi. Gece yarısı hastaneye koştum. Yanımda kimse yoktu; ne Elif ne de başka biri… O an anladım ki artık bu hayatı tek başıma sırtlanmak zorundaydım.

İki yıl geçti böyle. Kızlar büyüdü, ben ise içimdeki öfkeyi ve kırgınlığı gömmeye çalıştım. Ama her gece yatağa yattığımda Elif’in gidişi aklıma geliyordu.

Bir gün markette alışveriş yaparken onu gördüm. Elif… Yanında Murat vardı; pahalı kıyafetler içinde, elinde alışveriş listesiyle dolaşıyordu. Beni görünce bir an duraksadı.

Göz göze geldik. İçimdeki öfke kabardı ama kızlar yanımdaydı. Defne annesini görünce koşmak istedi ama ben tutamadım:

“Anne!” diye bağırdı Defne.

Elif eğildi, kızlarını kucakladı. Murat ise uzaktan izliyordu.

“Defne, Zeynep… Nasılsınız?” dedi Elif titrek bir sesle.

Zeynep başını eğdi, Defne ise sarıldı annesine.

Ben ise orada öylece kaldım; ne konuşacak gücüm vardı ne de bağıracak.

Elif bana döndü: “Berk… Konuşabilir miyiz?”

Başımı salladım ve marketin köşesinde buluştuk.

“Elif,” dedim, “Neden? Neden bizi böyle bırakıp gittin?”

Gözleri doldu: “Bilmiyorum… O an kendimi çok yalnız hissettim. Sanki boğuluyordum Berk… Murat bana yeni bir hayat vaat etti. Ama şimdi… Her şey çok farklı.”

“Mutlu musun?” dedim sessizce.

Cevap vermedi; gözleri yere kaydı.

“Çocukların sana ihtiyacı var Elif,” dedim titreyen bir sesle.

Ağlamaya başladı: “Biliyorum… Ama geri dönemem.”

O an içimdeki öfke yerini acıya bıraktı. Elif’in gözlerinde pişmanlık vardı ama geri dönüş yoktu artık.

Kızlar annelerine sarıldıktan sonra eve döndük. O gece Defne bana sarılıp “Baba, annem bizi yine bırakmaz değil mi?” diye sordu.

Cevap veremedim.

Şimdi geceleri bazen düşünüyorum: Bir insan neden ailesini bırakır? Para mı? Aşk mı? Yoksa sadece kendini bulmak mı ister?

Ben hâlâ cevap arıyorum… Sizce insan affedebilir mi? Yoksa bazı yaralar asla kapanmaz mı?