Bir Yılbaşı Gecesi: Annemin Sofrasında Kırılan Hayaller
“Yeter artık anne!” diye bağırdım, elimdeki çatalı masaya öyle bir bıraktım ki, herkesin sohbeti bir anda kesildi. Babamın kaşı havada dondu, abim Cem’in elindeki çay bardağı titredi. Annem ise, sanki hiçbir şey olmamış gibi patates salatasını karıştırmaya devam etti. O an, yıllardır içimde biriktirdiğim her şeyin patlamasına engel olamadım.
Yılbaşı gecesiydi. Her zamanki gibi annemin evinde toplanmıştık. Masada kısır, börek, zeytinyağlı yaprak sarma… Her şey mükemmeldi. Ama sofradaki huzur, sadece dışarıdan bakınca öyle görünüyordu. İçimde fırtınalar kopuyordu. Annem, her zamanki gibi abimi göklere çıkarıyor, bana ise sadece “Sen de yardım et kızım” demekle yetiniyordu. Sanki ben bu evin kızı değil de, hizmetçisiydim.
Cem’in yeni aldığı arabadan bahsetmesiyle başladı her şey. Annem gözleri parlayarak “Oğlum ne kadar akıllı, kendi ayakları üzerinde duruyor” dedi. Oysa ben de geçen ay iş değiştirmiştim, yeni bir hayata başlamıştım ama annemin ağzından tek bir tebrik sözü duymamıştım. İçimdeki öfke kabardı.
“Anne, ben de iş değiştirdim biliyorsun değil mi?” dedim sessizce. Annem göz ucuyla bana baktı, “Tabii kızım, hayırlı olsun” dedi ve hemen Cem’e döndü: “Oğlum, yeni arabanı ne zaman göreceğiz?”
Babam araya girmeye çalıştı: “Ayşe de çok çalışıyor, geçen gün gazetede haberi çıktı.” Ama annem yine duymadı bile. O an, çocukluğumdan beri hissettiğim o değersizlik duygusu boğazıma düğümlendi.
Küçükken de böyleydi. Cem bisikletle düştüğünde annem hemen koşar, dizini öperdi. Ben ağladığımda ise “Ağlama kızım, güçlü ol” derdi. Güçlü olmayı öğrendim ama sevgisizliği de öğrendim.
O gece sofrada herkesin yüzüne baktım. Babam yaşlanmıştı, saçları iyice beyazlamıştı. Cem’in gözlerinde ise suçluluk vardı ama hiçbir şey söylemedi. Annem ise hâlâ sofradaki tabakları düzeltmekle meşguldü.
Birden çocukluğumun yılbaşı geceleri geldi aklıma. Annem her sene aynı salatayı yapar, babam tombala oynatırdı. O zamanlar bile annemin ilgisi hep abimin üzerindeydi. Ben ise köşede sessizce oturur, içimden “Bir gün ben de fark edilirim” diye hayal kurardım.
Ama o gün hiç gelmedi.
Masadaki sessizlik dayanılmaz hale geldiğinde, anneme döndüm: “Anne, neden beni hiç görmüyorsun? Neden hep Cem’i övüyorsun? Ben de senin kızınım.”
Annem ilk defa bana uzun uzun baktı. Gözlerinde şaşkınlık ve biraz da öfke vardı. “Ne diyorsun Ayşe? Ben sizi ayırmıyorum ki!” dedi ama sesi titriyordu.
“Hayır anne, ayırıyorsun! Ben ne yaparsam yapayım sana yetemiyorum. Hep Cem’in başarısı önemli, benimkiler ise sanki yokmuş gibi…”
Babam başını önüne eğdi. Cem ise bana bakıp dudaklarını ısırdı. Annem ise bir anda ayağa kalktı ve mutfağa gitti. Peşinden gitmek istedim ama ayaklarım yerinden kalkmadı.
O anda yıllardır içimde tuttuğum gözyaşları dökülmeye başladı. Babam yanıma gelip elimi tuttu: “Kızım, annenin huyu böyle… Ama seni sevmediği anlamına gelmez.”
“Baba, sevgi böyle mi gösterilir? Ben artık yoruldum.”
Cem yanımda oturuyordu. Sessizce koluma dokundu: “Ayşe, annem belki de nasıl göstereceğini bilmiyor.”
O gece saatler ilerledikçe evdeki hava daha da ağırlaştı. Annem mutfaktan çıkmadı. Ben ise ilk defa kendimi bu kadar yalnız hissettim.
Gece yarısı olmuştu. Herkes odalarına çekilmişti ama ben mutfakta annemin yanına gittim. Ocağın başında çay demliyordu. Gözleri kıpkırmızıydı.
“Anne…” dedim sessizce.
Bana bakmadan konuştu: “Senin için elimden geleni yaptım Ayşe. Kolay mıydı sanıyorsun iki çocuk büyütmek? Baban çalışıyordu, ben hem ev hem çocuklar… Belki hata yaptım ama seni hiç ayırmadım.”
“Anne, ben sadece biraz takdir edilmek istedim… Biraz sevilmek…”
Annem derin bir nefes aldı: “Benim annem hiç sevgi göstermezdi kızım. Ben de böyle öğrendim belki… Ama bil ki seni çok seviyorum.”
O an anneme sarıldım. İkimiz de ağladık. İçimdeki kırgınlık tamamen geçmedi belki ama ilk defa annemin de insan olduğunu gördüm.
Sabah olduğunda sofrada yine kahkahalar vardı ama bu kez herkes birbirine daha dikkatli bakıyordu. Annem bana çay uzatırken gözlerimin içine baktı ve hafifçe gülümsedi.
Belki her şey bir anda düzelmeyecek ama o gece ilk defa kendimi gerçekten ailemin bir parçası gibi hissettim.
Bazen en büyük savaşlarımızı en sevdiklerimizle veriyoruz. Peki siz hiç ailenizden sevgi beklerken hayal kırıklığına uğradınız mı? Ya da içinizde yıllardır taşıdığınız bir kırgınlığı dile getirebildiniz mi?