Bu Adamla Evlendiğime Emin Miyim? Bir Kadının Sessiz Çığlığı
“Senin yüzünden çocuklar bu kadar huysuz!” Kadir’in sesi mutfakta yankılandı. Elimdeki çay bardağı titredi, içindeki sıcaklık avuçlarımı yaktı. O an, mutfağın camından dışarı bakarken, kendimi ilk defa bu evde fazlalık gibi hissettim. Zeynep’in ağlaması koridordan yükselirken, Emir’in beşiğinden gelen hıçkırıklar kalbimi sıkıştırıyordu.
Kadir’le üniversitede tanıştık. O zamanlar bana hep gülerdi, gözlerinin içi parıldardı. “Seninle yaşlanmak istiyorum,” derdi. Ben de ona inanırdım. Ama şimdi, her şey değişti. İki yıl önce Zeynep ve Emir doğduğunda, Kadir’in gözlerinde başka bir adamın gölgesi belirdi. Önce küçük şeylerdi: “Neden yemek tuzsuz?”, “Çocuklar neden bu kadar ağlıyor?” Sonra annesi Şükran Hanım işin içine karıştı.
Şükran Hanım, çocuklar doğduğundan beri neredeyse her gün bizdeydi. “Elif kızım, bebekleri böyle mi tutuyorsun? Bizim zamanımızda anneler daha sabırlıydı,” derdi. Kadir de annesinin yanında sessiz kalırdı, bazen de ona hak verirdi. Bir gün, Zeynep ateşlendiğinde hastaneye koştuk. Ben panik içindeyken, Kadir bana dönüp “Senin yüzünden oldu, dikkat etmiyorsun!” diye bağırdı. O an içimde bir şey kırıldı.
Geceleri çocuklar uyuduğunda, salonda tek başıma oturup eski fotoğraflarımıza bakardım. Gözlerimde yaşlarla, “Nerede o eski Kadir?” diye sorardım kendime. Bir keresinde cesaretimi toplayıp ona sordum:
— Kadir, bana neden böyle davranıyorsun? Eskiden böyle değildin.
O ise gözlerini kaçırdı:
— Her şey değişti Elif. Sorumluluklarımız arttı. Sen de değiştin.
O an anladım ki, sadece o değil, ben de değişmiştim. Ama bu değişim beni yalnızlaştırmıştı. Annem aradığında sesimi duyar duymaz “Kızım iyi misin?” derdi. İyi olmadığımı biliyordu ama ona da anlatamazdım. Çünkü bizim mahallede kadınlar dertlerini yutardı, kimseye belli etmezdi.
Bir akşam Şükran Hanım yine geldi. Sofrada sessizlik vardı. Zeynep kaşığını yere attı, Emir ağlamaya başladı. Şükran Hanım bana döndü:
— Elif kızım, çocuklara bakamıyorsan ben alayım onları birkaç gün.
Kadir hemen atıldı:
— Anne haklı, biraz dinlenirsin belki.
İçimden bir fırtına koptu ama sustum. Çocuklarımı benden almak mı? O gece sabaha kadar ağladım. Sabah olduğunda gözlerim şişmişti ama yine de kahvaltıyı hazırladım, çocukların çantasını topladım.
Bir gün komşumuz Ayşe Abla kapıyı çaldı. Beni perişan görünce içeri girdi:
— Elif, bak kızım… Bizim zamanımızda da zordu ama insan yalnız kalınca daha da zor oluyor. Sakın içine atma, konuş benimle.
O an içimdeki yük biraz hafifledi. Ayşe Abla’ya her şeyi anlattım; Kadir’in ilgisizliğini, Şükran Hanım’ın baskısını, kendi anneme bile anlatamadıklarımı…
Bir akşam Kadir eve geç geldi. Yorgun ve sinirliydi. Çocuklar uyuyordu. Ona yaklaştım:
— Kadir, böyle devam edemem. Ya birlikte çözüm buluruz ya da ben bu evde daha fazla kalamam.
Kadir ilk defa sustu, yüzüme uzun uzun baktı:
— Ne istiyorsun Elif?
— Sadece biraz anlayış… Biraz destek… Annene de söyle; ben kötü bir anne değilim!
O gece ilk defa uzun uzun konuştuk. Kadir’in de baskı altında olduğunu öğrendim; iş yerinde sorunları varmış, annesinin beklentileri onu da yoruyormuş. Ama ben de yorulmuştum.
Bir hafta sonra Şükran Hanım tekrar geldiğinde Kadir ona döndü:
— Anne, Elif iyi bir anne ve eş. Lütfen biraz geri dur.
Şükran Hanım şaşırdı ama bir şey demedi. O an gözlerim doldu; ilk defa Kadir’in arkamda durduğunu hissettim.
Ama her şey bir anda düzelmedi tabii ki… Hâlâ tartışıyoruz, hâlâ zorlanıyoruz. Ama artık konuşabiliyoruz. Bazen düşünüyorum; acaba başka kadınlar da benim gibi mi hissediyor? Bu ülkede kaç kadın kendi evinde yabancı gibi hissediyor? Siz hiç böyle hissettiniz mi?