Kocaman Bir Seçim: Ailem mi, Eşim mi?
“Elif, ya ben ya da ailen! Artık bir karar ver!” diye bağırdı Serkan, gözleri öfkeyle dolu, sesi evin duvarlarında yankılandı. O an, içimde bir şeyler koptu. Annemin bana çocukken söylediği o sözler aklıma geldi: “Kızım, aile her şeydir.” Ama şimdi, kendi kurduğum aileyle, doğduğum ailenin arasında sıkışıp kalmıştım.
Serkan’la evlendiğimizde, her şey çok güzeldi. Onun yanında kendimi güvende hissediyordum. Annem, babam, kardeşim Zeynep… Hep birlikte sofraya oturur, kahkahalarla yemek yerdik. Ama evlendikten sonra işler değişti. Serkan, ailemle çok vakit geçirdiğimden şikayet etmeye başladı. Başta önemsemedim, “Alışır” dedim. Ama zamanla, Serkan’ın bakışları, sözleri değişti. Her ailemin yanına gidişimde, eve döndüğümde surat asıyor, sessizce odasına çekiliyordu. Bir gün, annemin hastalandığı haberini aldım. Hemen yanına koştum. Serkan ise, “Yine mi annen? Senin ailenle olan bağını bir türlü koparamadık!” dedi. O an, içimde bir fırtına koptu. Annem hastaydı, ben ise eşimle tartışıyordum.
Bir akşam, sofrada otururken Serkan yine başladı: “Elif, senin bu aile sevdandan bıktım. Benimle evlendin, artık kendi aileni kurdun. Senin yerin benim yanımda!” O an, gözlerim doldu. “Serkan, annem hasta. Onu yalnız bırakamam. Hem ailem benim için çok önemli, bunu biliyorsun.” dedim. Serkan ise, “Ya ben, ya ailen! Seçimini yap!” diye bağırdı. O an, içimde bir boşluk oluştu. Ne yapacağımı bilemedim.
O gece, annemi aradım. Sesim titriyordu. “Anne, ne yapacağım bilmiyorum. Serkan ya seni ya da onu seçmemi istiyor.” dedim. Annem ise, “Kızım, biz senin aileniz. Ama senin de bir yuvan var. Bizim için üzülme, sen mutlu ol yeter.” dedi. Annemin sesi o kadar yorgun ve kırgındı ki… O an, gözyaşlarımı tutamadım.
Ertesi gün, işten eve dönerken Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürüdüm. Kar taneleri saçlarıma düşerken, içimdeki fırtına dinmiyordu. Eve girdiğimde Serkan salonda oturuyordu. Yüzü asık, gözleri bana bakmıyordu. “Serkan, konuşmamız lazım.” dedim. O ise, “Ne konuşacağız Elif? Seçimini yaptın mı?” dedi. “Serkan, ben ailemi bırakamam. Onlar benim bir parçam. Ama seni de seviyorum. Neden beni böyle bir seçime zorluyorsun?” dedim. Serkan birden ayağa kalktı, “Çünkü senin önceliğin ben olmalıyım! Herkesin ailesi var ama evlendikten sonra kendi ailen olur. Sen hâlâ annenin, babanın peşindesin!” dedi.
O an, içimde bir öfke yükseldi. “Serkan, ben seni seçtim, seninle evlendim. Ama ailemi tamamen hayatımdan çıkaramam. Onlar benim köklerim. Sen de kendi aileni hiç bırakmadın. Her hafta anneni arıyorsun, babanla konuşuyorsun. Benim ailemle ilgilenmem neden bu kadar sorun?” dedim. Serkan bir an sustu, sonra “Benim ailemle senin ailen bir değil. Senin ailen sürekli hayatımızda. Ben ise sadece gerektiğinde konuşuyorum.” dedi.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Annemin sesi kulaklarımda çınlıyordu. Babamın bana sarıldığı anlar, kardeşim Zeynep’le gülüşmelerimiz… Hepsi gözümün önünden geçti. Ama Serkan’ı da seviyordum. Onunla bir ömür geçirmeyi hayal etmiştim. Şimdi ise, iki ateş arasında kalmıştım.
Bir sabah, annemden bir mesaj geldi: “Kızım, seni çok özledim. Ama sakın üzülme, biz iyiyiz.” O an, annemin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anladım. Ama ben, kendi hayatımda bu kadar güçlü olamıyordum. İş yerinde de kimseye derdimi anlatamıyordum. Herkesin yüzü gülüyordu, ama ben içten içe yanıyordum.
Bir akşam, Zeynep aradı. “Ablacım, annem yine fenalaştı. Hastaneye kaldırdık.” dedi. O an, elim ayağım titredi. Serkan’a koştum, “Serkan, annem hastanede. Hemen gitmem lazım.” dedim. Serkan ise, “Yine mi Elif? Yeter artık! Gitmek istiyorsan git, ama döndüğünde burada olmayabilirim.” dedi. O an, hayatımın en zor kararını vermek zorunda kaldım. Annemi seçtim. Hemen hastaneye koştum. Annem beni görünce gözleri doldu, “Kızım, iyi ki geldin.” dedi. O an, doğru yaptığımı hissettim. Ama aklım Serkan’daydı. Eve döndüğümde Serkan yoktu. Bir not bırakmıştı: “Ben gidiyorum. Belki de senin için en iyisi bu.”
O an, dizlerimin bağı çözüldü. Gözyaşlarım sel oldu. Annem için doğru olanı yapmıştım, ama Serkan’ı kaybetmiştim. Günlerce kendime gelemedim. Annem, “Kızım, hayat bazen zor seçimler sunar. Ama sen kalbini dinledin.” dedi. Babam ise, “Biz her zaman senin yanındayız.” dedi.
Aylar geçti. Serkan’dan haber alamadım. İçimde bir boşluk vardı. Ama ailem yanımdaydı. Zeynep’in düğününde, annemle babamın elini tutarken, “Belki de hayat, bazen kayıplarla büyümeyi öğretir.” diye düşündüm.
Şimdi, geceleri yıldızlara bakarken kendime soruyorum: Bir insan, sevdikleri arasında seçim yapmak zorunda kalmalı mı? Ya da gerçek sevgi, insanı böyle bir seçime zorlar mı? Siz olsaydınız, ne yapardınız?