Kocam Doğumda Beni Aşağıladı: Kadın Gücünü Ona Gösterdim
“Yeter artık, Elif! Herkes doğuruyor, sen de abartma!” diye bağırdı Murat, odanın köşesinden. Sancılarımın arasında, gözlerimden yaşlar süzülürken, onun bu soğuk ve küçümseyici sesiyle bir kez daha sarsıldım. O an, acıdan çok utanç ve yalnızlık hissettim. Annem, başucumda dua ederken, Murat’ın gözlerinde ise sadece sabırsızlık ve küçümseme vardı.
Oysa ben, bu günü hayal ettiğimde, yanımda elimi tutan, bana güç veren bir eş isterdim. Ama Murat, doğumhanede bile bana destek olmak yerine, her inlediğimde gözlerini devirdi, “Biraz sessiz ol, hemşireler de rahatsız oluyor,” dedi. O an, içimde bir şeyler kırıldı. Sanki sadece bir çocuk değil, kendi saygımı da doğurmak zorundaydım.
İlk sancı başladığında geceydi. Murat, televizyonun karşısında maç izliyordu. “Hastaneye gitsek mi?” dediğimde, “Daha erken, abartıyorsun,” dedi. Annemi aradım, o hemen geldi. Annem, “Kızım, dayan, az kaldı,” diye beni teselli etmeye çalışırken, Murat’ın umursamazlığı içimi daha da acıttı.
Hastaneye vardığımızda, sancılarım sıklaşmıştı. Hemşireler, “Baba adayı da gelsin,” dediğinde Murat, telefonunu bırakıp yanımıza geldi. Ama yüzünde ne bir heyecan ne de bir endişe vardı. Sanki sıradan bir iş için gelmiş gibiydi. Doğumhaneye alındığımda, Murat’ın bana bakışı hâlâ aynıydı: Soğuk, uzak ve sabırsız.
İlk çığlığımda, “Elif, bu kadar bağırılır mı? Herkes seni dinliyor!” dedi. O an, içimdeki bütün korkular, utançla birleşip gözyaşıma karıştı. Annem, “Oğlum, bırak da kızım rahat doğursun,” dedi ama Murat dinlemedi. “Benim annem üç çocuk doğurdu, hiç böyle bağırmadı,” diye ekledi. Sanki annemin yanında beni küçük düşürmekten zevk alıyordu.
Her sancıda, Murat’ın alaycı bakışlarıyla karşılaştım. “Biraz daha sabret, Elif. Herkes doğuruyor, sen de yaparsın,” dediğinde, içimde bir öfke kabardı. O an, sadece bir çocuk değil, kendi gücümü de doğurmak zorunda olduğumu hissettim.
Doğum anı geldiğinde, doktorlar ve hemşireler etrafımdaydı. Murat, kapının kenarında, telefonuyla oynuyordu. Bir an göz göze geldik. “Yapabilirsin, Elif,” dedi ama sesi o kadar yapmacıktı ki, bana güç vermek yerine daha da yalnız hissettim.
Kızım dünyaya geldiğinde, gözlerimden yaşlar süzüldü. Hem acıdan, hem de yalnızlıktan. Annem, “Maşallah, torunum geldi!” diye sevinçle ağladı. Murat ise, “Nihayet bitti,” dedi. O an, içimde bir şeyler koptu.
Hastane odasında yalnız kaldığımızda, Murat’a döndüm. “Neden böyle davrandın? Neden bana destek olmadın?” diye sordum. O ise, “Abartıyorsun Elif, herkes doğuruyor. Sen de biraz güçlü ol,” dedi. O an, ona anlatmak istedim: Bu sadece bir doğum değil, bir kadının en kırılgan, en güçlü anıydı. Ama Murat, anlamak istemedi.
Günler geçti, eve döndük. Kızımın ağlamaları, uykusuz geceler, lohusalık… Her şey üst üste geldi. Murat, işten gelince televizyonun karşısına geçiyor, bana yardım etmiyordu. “Sen kadınsın, senin işin,” diyordu. Annem, bana destek olmaya çalıştı ama Murat’ın tavırları her geçen gün daha da soğuklaştı.
Bir gece, kızım sabaha kadar ağladı. Uykusuzluktan gözlerim kan çanağına dönmüştü. Murat, “Bakamıyorsan annene bırak, ben uyuyacağım,” dedi. O an, içimdeki bütün öfke patladı. “Sen hiç anlamayacaksın, değil mi? Kadın olmak ne demek, anne olmak ne demek… Sen sadece izliyorsun!” diye bağırdım. Murat, ilk kez şaşırdı. “Ne var yani, herkesin başına geliyor,” dedi.
O gece, kızımı kucağıma aldım, pencerenin önüne geçtim. Gözlerimden yaşlar süzülürken, “Ben bu evde sadece anne değil, bir insanım. Saygı görmek istiyorum,” dedim kendi kendime. Annem, yanıma geldi. “Kızım, güçlü ol. Senin gücünü kimse küçümseyemez,” dedi. O an, içimde bir karar verdim. Artık kendim için de savaşacaktım.
Sabah olduğunda, Murat’a döndüm. “Bundan sonra bana böyle davranırsan, bu evde kalmam. Kızım için, kendim için, saygı görmek istiyorum,” dedim. Murat, ilk kez sessiz kaldı. Belki de ilk kez beni ciddiye aldı.
Günler geçtikçe, Murat’ın tavırları yavaş yavaş değişmeye başladı. Kızımızı kucağına almaya, bana yardım etmeye başladı. Ama içimdeki kırgınlık kolay kolay geçmedi. Her gece, kızımı uyuturken, “Bir kadın neler başarabilir, kimse küçümsememeli,” diye düşündüm.
Şimdi, kızım büyüyor. Murat’la aramızda hâlâ zaman zaman tartışmalar oluyor ama artık kendimi daha güçlü hissediyorum. O doğum günü, bana sadece bir evlat değil, kendi gücümü de verdi.
Bazen düşünüyorum: Bir kadının gücünü, acısını ve cesaretini kim anlayabilir? Sizce, bir kadının doğumda yaşadığı acı ve yalnızlık, gerçekten anlaşılabilir mi?