Bir Asker Koltuğuma Dokundu… Ama Sebebi Her Şeyi Değiştirdi

“Hanımefendi, affedersiniz… Koltuğunuzu değiştirebilir miyiz?”

Bu cümleyi duyduğumda, İstanbul’dan Diyarbakır’a giden uçağın motor sesiyle karışan kalbimin çarpıntısı daha da hızlandı. Yirmi yedi yaşındaydım, adım Elif. Hayatım boyunca kimseye yük olmamaya çalışmış, kendi ayaklarımın üzerinde durmaya yemin etmiş bir kadındım. Ama o gün, hayatımın en kırılgan anlarından birindeydim. Annemin hastalığı ilerlemiş, babam ise yıllar önce bizi terk etmişti. Kardeşim Zeynep’le birlikte anneme bakıyorduk, ama ben işim gereği İstanbul’da yaşamak zorundaydım. O gün, annemden gelen bir telefonla her şeyi bırakıp Diyarbakır’a gitmeye karar verdim. Uçakta, kafamda binbir düşünceyle koltuğuma gömülmüş, camdan dışarı bakıyordum.

Arkamdan hafifçe bir dokunuş hissettim. Önce umursamadım, ama tekrarlandı. Sinirle döndüm. Karşımda, üniformalı genç bir asker vardı. Gözleri mahcup, sesi titrekti. “Hanımefendi, çok özür dilerim. Koltuğunuzu değiştirebilir miyiz? Annem biraz ileride oturuyor, yanına geçmek istiyorum.” dedi. Bir an duraksadım. İçimde, askerlerin hep öncelikli olduğu, onların fedakarlıklarının anlatıldığı o eski hikayeler canlandı. Ama o an, kendi derdime öyle gömülmüştüm ki, yerimden kalkmak istemedim. “Kusura bakmayın, ben de annemi görmeye gidiyorum. Yerimi değiştirmek istemiyorum.” dedim.

Askerin gözlerinde bir gölge belirdi. Başını eğdi, “Anlıyorum, teşekkür ederim.” dedi ve arkasına döndü. İçimde bir huzursuzluk başladı. Kendi bencilliğimle yüzleşmek istemiyordum. Uçak havalandı, hostesler servis yapmaya başladı. Yanımdaki yaşlı teyze, “Kızım, askerin annesi hasta galiba. Senin annen de hasta mı?” diye sordu. Gözlerim doldu. “Evet, teyzeciğim. Annem kanser. Belki de son kez göreceğim.” dedim. Teyze elimi tuttu, “Allah yardımcın olsun. Ama bazen bir iyilik, insanın kaderini değiştirir.” dedi. O an, içimde bir şeyler kırıldı.

Uçak türbülansa girdiğinde, herkesin yüzünde bir endişe vardı. Askerin annesi, arka sıralarda ağlamaya başladı. Hostesler yanına koştu. Asker yerinden fırladı, “Anne! Anne!” diye bağırdı. O an, içimdeki tüm öfke, bencillik, yerini suçluluğa bıraktı. Koltuğumdan kalkıp askerin yanına gittim. “Yerimi alabilirsin, annenin yanında ol.” dedim. Gözleri doldu, “Çok teşekkür ederim abla. Annem kalp hastası, ilk defa uçağa biniyor, çok korkuyor.” dedi. O an, kendi acımı unutup, başkasının acısına ortak olmanın ne demek olduğunu anladım.

Asker, annesinin yanına geçti. Yaşlı kadın, oğlunun elini tutup ağladı. Ben ise onların yerine geçtim. Yanıma oturan genç kadın bana gülümsedi. “İnsan bazen bir koltuk değiştirerek, bir hayat kurtarır.” dedi. O an, gözlerimden yaşlar süzüldü. Kendi annemi düşündüm. Onunla geçirdiğim her anın kıymetini bilmediğimi fark ettim. Uçak Diyarbakır’a indiğinde, asker ve annesi bana sarıldı. “Allah senden razı olsun kızım.” dedi yaşlı kadın. Asker ise, “Belki de bugün annemin son günüydü. Onun yanında olmamı sağladın.” dedi.

Havalimanında annemi gördüğümde, ona sımsıkı sarıldım. “Seni çok seviyorum anne.” dedim. O da bana, “Hayatta en önemli şey, başkalarının acısını anlamak ve paylaşmak.” dedi. O gün, bir koltuk değiştirmenin, bir insanın hayatında ne kadar büyük bir fark yaratabileceğini öğrendim.

Şimdi düşünüyorum da, acaba o gün yerimi değiştirmeseydim, vicdanım rahat eder miydi? Siz olsaydınız, ne yapardınız?