Kendi Düğün Pastamı Yaptım, Kayınvalidem Hem Dalga Geçti Hem de Sahip Çıktı!
“Sen ciddi misin Elif? Düğün pastasını kendin mi yapacaksın?” diye sordu kayınvalidem, gözlerinde küçümseyici bir parıltıyla. O an mutfağın ortasında, ellerim unlu, saçlarım dağılmış halde, onun bu bakışına maruz kalmak içimi acıttı. “Evet, Ayten Hanım. Kendi düğünümde kendi emeğimi görmek istiyorum,” dedim, sesim titreyerek. O ise kahkaha attı, “Aman kızım, rezil olursun. Bizim ailede böyle şeyler olmaz. Pastayı pastacıdan alırız, hem de en iyisinden!”
Oysa ben ve nişanlım Emre, her şeyi kendi emeğimizle yapmak istemiştik. Emre’nin ailesi oldukça varlıklıydı, ama biz onların parasını kabul etmemiştik. Herkesin konuştuğu o lüks düğünlerden değil, samimi, içten bir kutlama hayal ediyorduk. Annem bile bana, “Kızım, millet ne der?” diye sormuştu. Ama ben inatçıydım, çocukluğumdan beri mutfakta annemle kekler, börekler yaparak büyümüştüm. Düğün pastamı da kendim yapacaktım.
Hazırlıklar boyunca Ayten Hanım her fırsatta laf soktu. “Bak kızım, bu işler öyle kolay değil. Pastacılık başka, evde kek yapmak başka!” dediğinde, içimden ona pastanın her katını tek tek göstermek geçti. Emre ise bana destek oldu, “Senin elinden çıkan her şey harika olur,” dedi. Ama Ayten Hanım’ın gölgesi üzerimizdeydi. Komşulara, akrabalara, “Elif pastayı kendi yapacakmış, göreceğiz bakalım!” diye anlatıp durdu. Sanki başarısız olmamı istiyordu.
Düğün günü geldiğinde, sabahın köründe kalkıp mutfağa girdim. Ellerim titriyordu, ama kararlıydım. Kat kat pandispanyaları pişirdim, kremasını hazırladım, çilekleri özenle dizdim. Annem yanımda, “Kızım, yorulma, bırak bir pastacı yapsın,” dedi ama dinlemedim. Her katı yerleştirirken, Ayten Hanım’ın sözleri aklımda yankılandı. “Rezil olacaksın!”
Düğün salonuna pastayı getirdiğimde, herkes şaşkınlıkla baktı. Pastam pırıl pırıl, üç katlı, üstünde taze çiçekler… Emre gözlerimin içine bakıp, “Seninle gurur duyuyorum,” dedi. O an bütün yorgunluğum geçti. Ama Ayten Hanım, pastayı görünce yüzü asıldı. “Fena olmamış,” dedi, ama sesi soğuktu.
Düğün başladı, herkes eğleniyor, fotoğraflar çekiliyor. Sıra pastayı kesmeye geldiğinde, Ayten Hanım mikrofonu eline aldı. “Sevgili misafirler,” dedi, “Bu güzel pastayı, ailemizin geleneği olarak ben hazırladım. Her zaman oğlumun en özel günlerinde elimden bir şeyler çıkmıştır.” O an beynimden vurulmuşa döndüm. Herkes alkışladı, bana bakmadan… Emre bile şaşkınlıkla bana döndü. İçimde bir öfke, bir kırgınlık… O kadar emeğim, uykusuz gecelerim, hepsi bir anda yok sayıldı.
Düğün sonrası herkes Ayten Hanım’ı tebrik etti. “Ellerinize sağlık, harika olmuş!” dediler. Ben ise bir köşede, gözlerim dolu dolu, sessizce izledim. Annem yanıma geldi, “Kızım, boşver. Sen biliyorsun kimin yaptığını,” dedi. Ama içimdeki yara büyüktü. Emre, “Annemin böyle bir şey yapacağını tahmin etmeliydim,” dedi, ama o an hiçbir şey teselli etmedi beni.
Ertesi gün sosyal medyada düğün fotoğrafları paylaşıldı. Altında, “Ayten Hanım’ın ellerinden çıkan şaheser!” yazıyordu. Arkadaşlarım bana mesaj attı, “Sen yapmadın mı pastayı?” diye. İçimden haykırmak geldi, ama sustum. Aile içinde huzursuzluk çıkmasın diye, kendi emeğimi gizlemek zorunda kaldım. O gece sabaha kadar ağladım. Emre yanımda, “Bir gün herkes gerçeği öğrenecek,” dedi. Ama ben o gün, kendi emeğimin başkasına mal edilmesinin ne kadar acı olduğunu öğrendim.
Ayten Hanım’la aramızdaki mesafe büyüdü. Her aile buluşmasında, bana soğuk davrandı. Ben ise içimdeki kırgınlığı bastırmaya çalıştım. Bir gün, Emre’nin kuzeni Derya, “Elif abla, gerçekten sen mi yaptın pastayı?” diye sordu. Gözlerim doldu, “Evet, ben yaptım. Ama önemli değil,” dedim. Derya sarıldı bana, “Seninle gurur duyuyorum,” dedi. O an biraz olsun içim rahatladı.
Ayten Hanım ise hâlâ pastayı kendisinin yaptığını anlatıyor. Bazen düşünüyorum, neden bir insan başkasının emeğini sahiplenir? Neden bir anne, oğlunun mutluluğunda gelinine destek olmak yerine köstek olur? Belki de kendi egosunu tatmin etmek için… Ama ben biliyorum ki, o pastayı ben yaptım. Ve bir gün, herkes gerçeği öğrenecek.
Siz olsaydınız ne yapardınız? Kendi emeğinizin başkası tarafından sahiplenilmesine göz yumar mıydınız, yoksa herkese gerçeği anlatır mıydınız?