Affedilmez Bir Hata: Elif’in Boşanma Yolculuğu
“Elif, ne olur… Bir kez daha düşün. Bak, her şey değişebilir. Söz veriyorum!”
Murat’ın sesi, evin salonunda yankılanırken elimdeki boşanma dilekçesini sıkıca tutuyordum. Gözlerim, masanın üzerindeki eski aile fotoğrafına takıldı; gülümseyen yüzlerimizin ardında saklanan acıları kimse göremezdi. Annem mutfaktan başını uzattı, gözleri dolu dolu. “Kızım, emin misin?” dedi titrek bir sesle. Cevap vermedim. İçimdeki fırtına dışarıdan bakınca sessizdi ama ben paramparça olmuştum.
Murat dizlerinin üstüne çökmüş, ellerimi tutmaya çalışıyordu. “Elif, bak… O bir hataydı. Yemin ederim, bir daha asla olmayacak. Çocuklarımız için… Ne olur!”
Çocuklarımız… O kelime içimi daha da acıttı. On yaşındaki oğlum Efe ve altı yaşındaki kızım Zeynep, odalarında sessizce ağlıyorlardı. Onlara bu acıyı yaşattığım için kendimi suçlu hissediyordum ama Murat’ın ihanetini affedemezdim. Bir kadının güvenini bir kez kırarsan, o cam gibi dağılır; toplasan da eskisi gibi olmaz.
İlk öğrendiğimde, dünya başıma yıkılmıştı. O gece Murat eve geç gelmişti. Telefonunu saklamaya çalışırken göz göze geldik. “Bir şey mi var?” diye sormuştum. “Yok canım, işte yoğunluk,” demişti. Ama içimde bir his vardı; kadınlar bazen her şeyi hisseder ya… O gece Murat uyurken telefonunu aldım. Mesajlar… Fotoğraflar… Her şey ortadaydı.
Sabaha kadar ağladım. Annemi aradım, “Anne, ben ne yapacağım?” dedim. Annem sustu, sonra sadece “Yanındayım,” diyebildi.
O günden sonra evde hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Murat özür diledi, yalvardı, hatta ailesini devreye soktu. Kayınvalidem aradı: “Elif’ciğim, erkekler hata yapar. Yuvanı yıkma.”
Ama ben yıkılmıştım zaten.
Bir gün Efe yanıma geldi, gözleri kıpkırmızı: “Anne, babam neden ağlıyor? Sen neden üzgünsün?”
Ne cevap vereceğimi bilemedim. Çocuklarımın gözlerinin önünde dağılan bir aile olmak istemezdim ama onlara yalan da söyleyemezdim.
Boşanma dilekçesini hazırladığım gün, Murat eve erken geldi. Masanın başında oturuyordum, elimde kalemle. “Elif, ne olur yapma,” dedi tekrar. “Bak, sensiz yapamam.”
O an içimdeki öfke patladı:
“Yapamazsın değil mi? Peki bana bunu yaparken düşündün mü? Ben her gece çocuklarla uyurken sen başka bir kadının yanında mıydın? Ben burada hayatımızı ayakta tutmaya çalışırken sen hangi yalanları kuruyordun?”
Murat başını eğdi, gözlerinden yaşlar süzüldü. Ama artık hiçbir şey hissetmiyordum; ne öfke ne de acı… Sadece koca bir boşluk.
Annem yanıma geldi, omzuma dokundu: “Kızım, bazen en zor kararlar en doğru olanlardır.”
O gece çocuklarımı alıp annemin evine gittim. Efe bana sarıldı: “Anne, babam gelecek mi?”
“Bilmiyorum oğlum,” dedim sadece.
Geceleri uyuyamaz oldum. Herkes konuşuyordu: “Elif boşanıyormuş… Yazık çocuklara…” Mahallede kadınlar fısıldaşıyordu; bazıları destek oldu, bazıları suçladı. “Kadın biraz sabırlı olmalı,” diyenler bile çıktı.
Ama kimse benim içimdeki yangını bilmiyordu.
Bir gün işyerinde müdürüm Ayşe Hanım yanıma geldi: “Elif, iyi misin? Yardım ister misin?”
Gözlerim doldu; ilk defa biri gerçekten nasıl olduğumu sordu.
Boşanma davası günü mahkeme salonunda Murat yine son kez konuştu:
“Elif, seni hâlâ seviyorum. Lütfen affet…”
Hakimin sesiyle irkildim: “Kararınızı son kez soruyorum Elif Hanım.”
Başımı kaldırdım, gözlerimden yaşlar süzülürken kararlı bir şekilde cevap verdim:
“Boşanmak istiyorum.”
O an içimde bir şey koptu ama aynı zamanda hafifledim de.
Dava bittiğinde annem bana sarıldı: “Kızım, güçlü olacaksın.”
Aylar geçti… Hayat zorlaştı ama ben her sabah çocuklarım için kalktım. Efe’nin ödevlerine yardım ettim, Zeynep’in saçlarını ördüm. Bazen geceleri ağladım ama sabahları gülümsedim.
Bir gün markette eski komşum Fatma Abla ile karşılaştım:
“Elif’ciğim, nasılsın? Zor oldu ama bak ayaktasın!”
Gülümsedim: “Hayat devam ediyor abla.”
Bazen Murat arıyor; çocukları görmek istiyor. Onlara babalarını kötülemiyorum ama gerçekleri de saklamıyorum.
Şimdi kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Hâlâ yalnız hissediyorum bazen ama biliyorum ki doğru olanı yaptım.
Belki de en zor olan affetmek değil, kendini affetmekmiş… Siz olsaydınız ne yapardınız? Affedilmez bir hatadan sonra yeniden güvenmek mümkün mü?