Aşkın İhaneti: En Yakın Arkadaşımın Düğünümde Nedime Olmak İstemesi
“Bunu bana nasıl yaparsın Elif?” diye bağırdım, sesim titriyordu. O an mutfakta, elimde Serkan’ın telefonundan gördüğüm mesajlarla, dizlerimin bağı çözülmüş gibi hissettim. Elif karşımdaki sandalyede, gözleri yere sabitlenmiş, dudaklarını ısırıyordu. Annem salondan seslendi: “Ne oluyor kızlar?” Ama ben hiçbir şey duymuyordum. Sanki dünya durmuştu.
Serkan’la dört yıldır beraberdik. Üniversitede tanışmıştık, ailelerimiz tanışmış, düğün hazırlıklarına başlamıştık bile. Elif ise çocukluk arkadaşım, sırdaşım, kardeşim gibiydi. Her derdimi ona anlatırdım. O gün, Serkan’ın telefonunda Elif’ten gelen mesajları gördüğümde, içimde bir şeyler koptu. “Seni özledim, dün geceyi unutamıyorum,” yazıyordu Elif. Serkan’ın cevabı ise daha da yıkıcıydı: “Ben de… Keşke her şey farklı olsaydı.”
O an Elif’e döndüm: “Ne zamandır?” dedim, gözyaşlarım yanaklarımı yakıyordu. “Bir kere oldu, yemin ederim,” dedi Elif. “Serkan çok içmişti, ben de… Sonra pişman olduk.” Ama o mesajlar bir kere olmadığını gösteriyordu. “Beni aptal mı sanıyorsunuz?” dedim. O an annem mutfağa girdi, yüzüme baktı ve her şeyi anladı. “Kızım, ne oldu?” dedi ama ben cevap veremedim. Sadece ağladım.
O gece Serkan’ı aradım. “Her şeyi biliyorum,” dedim. Sessizlik oldu telefonda. Sonra sadece “Özür dilerim,” dedi ve kapattı. O günden sonra Serkan’ı bir daha görmedim. Elif ise defalarca aradı, mesaj attı, kapıma geldi. Ama ben hiçbirini açmadım. Annem ve babam bana destek olmaya çalıştı ama onlar da Elif’in ailesiyle yıllardır komşuydu, arada kaldılar.
Aylarca odamdan çıkmadım neredeyse. İşe gitmek zorunda olduğum için sabahları kendimi zorla yataktan kaldırıyordum. İnsanlara güvenim kalmamıştı. Herkesin bir gün sırtımdan vuracağını düşünüyordum. En çok da Elif’e kızgındım; çünkü ona her şeyimi anlatmıştım, en zayıf anlarımı bile…
Yıllar geçti. Hayat bir şekilde devam etti. İş yerinde yeni insanlarla tanıştım, yeni dostluklar kurdum ama kimseye eskisi gibi güvenemedim. Sonra bir gün, şirkette yeni başlayan Murat’la tanıştım. İlk başta ona da mesafeliydim ama Murat sabırlıydı, anlayışlıydı. Bana güvenmeyi tekrar öğretti. Onun yanında kendimi güvende hissetmeye başladım.
Murat’la iki yıl çıktıktan sonra evlenmeye karar verdik. Annem çok mutluydu; “Kızım sonunda yüzün gülecek,” diyordu. Düğün hazırlıkları başladı; gelinlik provası, davetiyeler, salon bakmaları… Her şey yolundaydı ta ki bir gün Elif’ten bir mesaj gelene kadar.
“Duydum ki evleniyormuşsun… Çok mutlu oldum senin adına. Biliyorum bana kırgınsın ama yıllardır vicdan azabı çekiyorum. Sana bir iyilik yapmak istiyorum; eğer izin verirsen düğününde nedimen olmak isterim.”
O an elimde telefonla donup kaldım. Anneme gösterdim mesajı; annem derin bir iç çekti: “Kızım, affetmek büyüklüktür,” dedi. Babam ise “Geçmiş geçmişte kaldı,” dedi ama ben öyle düşünmüyordum.
Düğün hazırlıkları sırasında Elif’in mesajı aklımdan çıkmadı. Murat’a anlattım her şeyi; o da şaşırdı: “Sen nasıl istersen öyle olsun,” dedi. Ama ailem ve ortak arkadaşlarımız sürekli araya girmeye çalıştı: “Elif pişman olmuş, yıllardır seni affetmeni bekliyor,” dediler.
Bir akşam Murat’la otururken içimdeki öfkeyi ona anlattım: “Ben ona her şeyimi verdim Murat! O ise en zayıf anımı kullandı.” Murat elimi tuttu: “Bazen affetmek insanı özgürleştirir,” dedi ama ben affetmenin kolay olmadığını biliyordum.
Düğün günü yaklaştıkça Elif’in mesajları arttı: “Lütfen bana bir şans ver… Sana olan borcumu ödemek istiyorum.” Ortak arkadaşlarımızdan biri aradı: “Elif’in annesi hasta olmuş, çok zor zamanlar geçiriyorlar,” dedi. İçimde bir acı hissettim ama yine de kırgınlığım geçmedi.
Düğünden bir hafta önce Elif kapıma geldi; gözleri şişmişti ağlamaktan. “Sana ne desem az,” dedi titrek bir sesle. “Yıllardır her gece dua ediyorum affetmen için… Ben sensiz hiçbir şeyim.” O an içimdeki öfke yerini hüzne bıraktı ama yine de kolayca affedemedim.
Düğün günü geldiğinde annem yanıma geldi: “Kızım, bugün senin en mutlu günün… Geçmişin gölgesini bugüne taşıma.” Murat elimi tuttu: “Senin kararın ne olursa olsun yanında olacağım.”
Sonunda Elif’i düğünüme davet ettim ama nedime olmasına izin vermedim. Ona sarıldığımda ikimiz de ağladık; geçmişin yükü omuzlarımızdan biraz olsun kalktı belki de… Ama hala içimde bir boşluk var.
Şimdi size soruyorum: Siz olsaydınız ne yapardınız? Affetmek gerçekten özgürleştirir mi yoksa bazı yaralar asla kapanmaz mı?