Bir Babayı Kaybetmek ve Hayata Yeniden Tutunmak: Elif’in Hikayesi
“Elif, baban gelmeyecek artık. Bunu anlaman lazım.” Annemin sesi titriyordu, gözleri ise boşluğa bakıyordu. O an, mutfağımızda, eski ahşap masanın başında otururken, sanki zaman durmuştu. Babamın kahverengi montu hâlâ askıdaydı, ayakkabıları kapının önünde. On dokuz yaşındaydım ve bir gecede büyümek zorunda kaldım.
Babam kamyon şoförüydü. Her seferinde dönüşünü heyecanla beklerdik. Annem, ben ve küçük kardeşim Zeynep… O gün de her zamanki gibi akşam yemeğini hazırlamıştık. Ama telefon çaldı. Annem açtı ve yüzü bir anda bembeyaz oldu. “Kaz… kaza olmuş,” dedi sadece. Sonrası bulanık. Hastane koridorları, polislerin soğuk yüzleri, annemin titreyen elleri…
Cenazede herkes ağlıyordu ama ben ağlayamıyordum. Sanki içimde bir şey kopmuştu. Babamın tabutuna son kez dokunduğumda, hayatımın en büyük boşluğunu hissettim. O günden sonra evimizde sessizlik hâkim oldu. Annem günlerce konuşmadı, yemek yapmadı. Ben ise Zeynep’e sarılıp ağladım geceleri.
Babamın yokluğu sadece duygusal değil, maddi olarak da bizi vurdu. Annem ev hanımıydı, ben üniversiteye hazırlanıyordum. Bir sabah annemle mutfakta otururken, “Elif, çalışmamız lazım,” dedi. “Yoksa bu evi kaybederiz.” O an anladım ki çocukluk bitmişti.
Okula gitmekten vazgeçip bir markette kasiyer olarak işe başladım. Sabahları Zeynep’i okula bırakıyor, sonra markete koşuyordum. Akşam eve döndüğümde annemi yorgun buluyordum; o da komşunun dikiş işlerine yardım etmeye başlamıştı. Hayatımız küçülmüştü; eski neşeli sohbetler yoktu artık.
Bir gün markette kasada çalışırken, yaşlı bir amca geldi. “Kızım, gözlerin çok yorgun,” dedi. “Hayat bazen çok ağır gelir insana ama unutma, güneş yine doğar.” O sözler içime işledi. O gece yatağımda düşündüm: Babam olsaydı ne yapardı? Bizi bırakmazdı, mücadele ederdi.
Bir akşam annemle çay içerken, “Anne,” dedim, “Ben tekrar üniversite sınavına hazırlanmak istiyorum.” Annem önce itiraz etti: “Kızım, nasıl olacak? Hem çalışıp hem ders mi çalışacaksın?” Ama gözlerimdeki kararlılığı görünce sustu. “Baban olsa gurur duyardı,” dedi sessizce.
Geceleri ders çalışmaya başladım; gündüzleri markette çalışıyor, eve dönünce Zeynep’in ödevlerine yardım ediyordum. Bazen o kadar yoruluyordum ki gözlerim kapanıyordu ama vazgeçmedim. Annem de bana destek olmaya başladı; birlikte yemek yapıyor, bana çay demliyordu.
Bir gün markette müdürüm yanıma geldi: “Elif, seni çok takdir ediyorum,” dedi. “İstersen yarı zamanlı çalışabilirsin.” Bu teklif bana ilaç gibi geldi; daha çok ders çalışabilecektim.
Aylar geçti; sınav günü geldi çattı. Sabah annem bana sarıldı: “Baban bugün yanında olacak,” dedi gözleri dolarak. Sınavdan çıktığımda kendimi hafiflemiş hissettim; sanki babam omzuma dokunmuştu.
Sonuçlar açıklandığında inanamadım: İstanbul Üniversitesi’ni kazanmıştım! Annemle sarılıp ağladık; bu sefer mutluluktan…
Ama hayat yine kolay değildi. İstanbul’a taşınmak için paramız yoktu. Annem komşulara danıştı; herkes elinden geleni yaptı. Mahallede küçük bir yardım kampanyası başlatıldı; kimisi eski kitaplarını verdi, kimisi biraz para topladı. O an anladım ki yalnız değildik.
İstanbul’a ilk geldiğimde çok zorlandım. Yurt odasında yalnız kalınca babamı daha çok özledim. Bir gece annemi aradım: “Anne, yapamayacağım galiba,” dedim ağlayarak. Annem telefonda uzun uzun sustu, sonra dedi ki: “Elif’im, sen bizim umudumuzsun. Baban seninle gurur duyardı. Sakın pes etme!”
O günden sonra her zorlukta babamın bana öğrettiği sabrı hatırladım. Okulda başarılı oldum; burs kazandım, part-time işlerde çalıştım. Zeynep de büyüdü; liseyi bitirdiğinde bana sarılıp “Ablam sayesinde ben de okuyacağım,” dedi.
Yıllar geçti; mezuniyet günümde annem ve Zeynep yanımdaydı. Tören sonrası mezarlığa gittik; babamın mezarına çiçek bıraktık. Annem mezarın başında fısıldadı: “Bak, Elif’in neler başardı… Senin kızın artık güçlü bir kadın oldu.” Gözyaşlarımı tutamadım.
Şimdi geçmişe bakınca düşünüyorum: Bir insan en büyük acının içinden nasıl umut çıkarabilir? Kaybettiğimizde mi büyürüz yoksa mücadele ettiğimizde mi? Sizce insan hayatındaki en büyük kaybı nasıl aşar? Yorumlarınızı merak ediyorum.