Ailem Beni Mehmet’le Evlendirmek İstedi, Ama Gözden Kaçırdıkları Bir Şey Vardı
“Zeynep, bak kızım, Mehmet iyi çocuktur. Hem işi var, hem ailesi düzgün. Daha ne istiyorsun?” Annemin sesi mutfakta yankılanırken, elimdeki çay bardağı titredi. Babam ise gözlüğünün üzerinden bana bakıyor, sessizce onay bekliyordu. O an, içimdeki fırtınayı kimse göremiyordu. Herkes benim için en iyisini istediğini sanıyordu ama kimse bana ne istediğimi sormuyordu.
Mehmet’le tanışmamı istemişlerdi. O akşam, ailece oturulan sofrada, annem gözümün içine bakarak, “Bak kızım, yaşın geçiyor. Herkes evlendi, çocuk sahibi oldu. Sen hâlâ bekliyorsun. Mehmet seni mutlu eder,” dedi. Sanki mutluluğumun anahtarı Mehmet’in cebindeymiş gibi…
Mehmet düzgün biriydi elbette. Saygılı, çalışkan, ailesine bağlı… Ama ben onun yanında kendimi eksik hissediyordum. Sanki kendi hayatımı değil de başkasının yazdığı bir senaryoyu oynuyordum. Annemle babamın gözünde ise tek bir gerçek vardı: Zeynep’in artık evlenmesi gerekiyordu.
Bir gece, odama çekildiğimde içimdeki boşluk daha da büyüdü. Pencerenin önünde oturup dışarıdaki yağmuru izlerken kendi kendime sordum: “Ben ne istiyorum?” Cevabı biliyordum ama söylemeye korkuyordum. Ben anne olmak istiyordum. Evlilikten çok, bir çocuğun gülüşünü duymak, ona sarılmak, ona masallar anlatmak istiyordum. Ama bunu kimseye söyleyemezdim. Çünkü bizim mahallede önce evlenilir, sonra çocuk yapılırdı. Başka türlüsü ayıptı.
Bir gün, en yakın arkadaşım Elif’le buluştum. Ona içimi döktüm: “Elif, ben evlenmek istemiyorum. Sadece anne olmak istiyorum.” Elif önce şaşırdı, sonra gözleri doldu: “Zeynep, bu senin hayatın. Kimseyi mutlu etmek zorunda değilsin.”
Ama ailem öyle düşünmüyordu. Annem her gün yeni bir gelinlik modeli gösteriyor, babam ise “Bak Mehmet seni istemiş, daha ne olsun?” diyordu. Onlara karşı çıkmak cesaret istiyordu. Hele ki bizim gibi küçük bir kasabada…
Bir akşam yemeğinde babam yine konuyu açtı: “Kızım, bak herkes konuşuyor artık. Senin yaşında kızlar torun sahibi oluyor.” Annem de ekledi: “Bak Mehmet’in annesi aradı bugün. Seni çok beğenmişler.”
O an masadan kalkıp odama koştum. Kapıyı kapattım ve ağlamaya başladım. İçimdeki ses artık susmuyordu: “Zeynep, kendi hayatını yaşa!”
O gece sabaha kadar düşündüm. Sonunda kararımı verdim. Sabah anneme ve babama gözyaşları içinde söyledim: “Ben evlenmek istemiyorum. Anne olmak istiyorum ama bunu evlenmeden de yapabilirim.”
Annem şok oldu: “Ne diyorsun sen Zeynep? Olur mu öyle şey? İnsanlar ne der?” Babam öfkeyle ayağa kalktı: “Biz seni böyle mi yetiştirdik?”
Ama ben kararlıydım. İstanbul’a taşındım. Orada iş buldum ve kendi ayaklarımın üzerinde durmaya başladım. Ailemle aram açıldı ama Elif hep yanımdaydı.
Bir gün gazetede bir haber gördüm: “Koruyucu aile aranıyor.” İçimde bir umut ışığı yandı. Araştırdım, başvurdum ve aylar süren görüşmelerden sonra küçük bir kız çocuğuna koruyucu aile olma hakkı kazandım.
Adı Derya’ydı. İlk kez karşılaştığımızda gözleri korkuyla doluydu ama bana sarıldığında içimdeki boşluk doldu sanki. O an anladım ki ben gerçekten anne olmuştum.
Derya’yla hayatım değişti. Onun ilk adımlarını izledim, ilk kelimesini duydum, ateşlendiğinde sabaha kadar başında bekledim. Her şey zordu; hem iş hem annelik… Ama mutluydum.
Ailem başta bu duruma karşı çıktı. Annem telefonda ağladı: “Zeynep, insanlar ne der? Komşulara ne diyeceğim?” Babam ise uzun süre konuşmadı benimle.
Ama zamanla Derya’nın fotoğraflarını görünce yavaş yavaş yumuşamaya başladılar. Bir gün annem aradı: “Kızım, Derya’yı görmek istiyoruz.” O gün gözyaşlarımı tutamadım.
Ailem İstanbul’a geldiğinde Derya onlara çekinerek yaklaştı ama annem onu kucağına alınca ikisi de ağladı. Babam ise sessizce Derya’nın başını okşadı.
Şimdi üçümüz küçük ama mutlu bir aileyiz. Ailem de artık yanımızda. Mahallede hâlâ konuşanlar var elbette ama ben mutluyum.
Bazen geceleri Derya uyurken ona bakıyorum ve kendi kendime soruyorum: “Kendi yolumu seçmeseydim ne olurdu? Başkalarının beklentileriyle yaşasaydım gerçekten mutlu olabilir miydim?” Sizce insan kendi hayatını mı yaşamalı yoksa toplumun kurallarına mı uymalı? Yorumlarınızı merak ediyorum.