Kiracı Mektupları: Bir Hayatın Kırık Dökük Hikayesi
“Burası bizim evimiz, yanlış geldiniz sanırım,” dedi Elif, kapının önünde şaşkınlıkla bana bakarken. Elimdeki anahtar titriyordu, içimdeki öfke ve utanç birbirine karışmıştı. “Hayır, ben de bu evi kiraladım. Bakın, sözleşmem burada,” dedim, sesi titrek ama kararlı çıkmaya çalışarak. O an, hayatımın ne kadar karmaşık bir hale geldiğini bir kez daha anladım.
Her şey, annemle yaşadığım o büyük kavga ile başlamıştı. “O çocuk sana göre değil!” diye bağırmıştı annem, gözleri öfkeyle dolu. “Bir gün sen de anlayacaksın!”
“Anne, lütfen… Ben kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Hep senin istediğin gibi olmak zorunda mıyım?”
“Ben senin iyiliğini düşünüyorum Zeynep! O çocuk seni üzmekten başka bir şey yapmaz!”
O an, içimde bir şeyler koptu. Eşyalarımı topladım, cebimdeki son parayla internetten bulduğum bu küçük daireyi kiraladım. İstanbul’un Kadıköy’ünde, eski bir apartmanın üçüncü katında, duvarları rutubet kokan bir evdi ama bana ait bir yerdi. En azından öyle sanmıştım.
Elif’le yaşadığımız bu yanlış anlaşılma kısa sürede çözüldü; meğer ev sahibi ikimize de aynı evi kiralamıştı. Birbirimize baktık ve gülmeye başladık. “İstanbul’da ev bulmak zaten zor, bir de böyle dolandırıcılarla uğraşıyoruz,” dedi Elif. O günden sonra dost olduk; aynı evde iki yabancı, iki kırık kalp.
Ama asıl mesele ev değildi. Asıl mesele, annemin bana dayattığı hayatı reddetmemdi. Annem hep güçlü bir kadın olmuştu; babamı genç yaşta kaybettikten sonra beni tek başına büyüttü. Hep en iyisini istedi benim için ama onun iyisiyle benim iyim hiç örtüşmedi.
Bir akşam Elif’le mutfakta çay içerken içimi döktüm:
“Elif, annemle kavga ettik diye buraya geldim ama bazen düşünüyorum da… Belki de haklıdır. Belki de ben yanlış yapıyorum.”
Elif gözlerimin içine baktı: “Zeynep, herkes hata yapar. Ama kendi hatanı kendin yapmazsan, başkasının doğrularıyla yaşarsın. O zaman da asla mutlu olamazsın.”
O gece uyuyamadım. Annemin sesi kulaklarımda çınlıyordu: “Bir gün anlarsın!”
Bir hafta sonra annem aradı. Açmadım. Sonra mesaj attı: “Kızım, iyi misin? Lütfen bana haber ver.”
Telefonu elime aldım ama yazamadım. İçimde bir boşluk vardı; ne anneme dönebiliyordum ne de kendi yolumda emin adımlarla yürüyebiliyordum.
Bir sabah Elif iş görüşmesine giderken bana döndü: “Sen ne yapmak istiyorsun Zeynep? Gerçekten ne istiyorsun?”
Cevap veremedim. Üniversitede okuduğum bölümden memnun değildim; ailemin istediği gibi öğretmen olacaktım ama ben hep yazmak istemiştim. Hikayeler anlatmak, insanlara dokunmak… Ama cesaret edememiştim.
O gün karar verdim; ilk defa kendim için bir şey yapacaktım. Eski defterimi çıkardım, yıllardır yazdığım ama kimseye göstermediğim hikayelerimi okumaya başladım. Gözlerim doldu; her satırda kendimi buldum.
Bir akşam Elif’le balkonda otururken ona yazdıklarımı gösterdim. Okudu, sustu, sonra gözleri doldu: “Zeynep, bunlar harika! Neden paylaşmıyorsun?”
Korkuyordum. Annemin tepkisinden, insanların alay etmesinden… Ama Elif’in desteğiyle cesaret ettim; bir edebiyat sitesine hikayemi gönderdim.
Bir hafta sonra site editöründen mail geldi: “Hikayeniz çok dokunaklı, yayınlamak isteriz.” O an dünyalar benim oldu.
Ama mutluluğum uzun sürmedi. Annem bir şekilde hikayemi okumuştu. Bir akşam kapı çaldı; açtığımda annemi karşımda buldum. Gözleri doluydu.
“Zeynep… Seninle gurur duydum,” dedi sessizce.
Şaşırdım. “Anne… Sen…?”
“Ben de gençken şiir yazardım,” dedi utangaçça gülümseyerek. “Ama kimseye söyleyemedim. Hep güçlü olmam gerektiğini düşündüm.”
O an annemi ilk defa gerçekten anladım; onun da hayalleri vardı ama hayat ona izin vermemişti.
Birbirimize sarıldık; gözyaşlarımız birbirine karıştı.
Şimdi hâlâ o küçük evdeyim; Elif başka bir şehre taşındı ama dostluğumuz baki kaldı. Annemle aramızda yeni bir bağ kuruldu; artık birbirimizi anlamaya çalışıyoruz.
Hayat hâlâ kolay değil; geçim derdi, yalnızlık, gelecek kaygısı… Ama artık biliyorum ki kendi yolumu seçmekten korkmayacağım.
Bazen düşünüyorum: Acaba herkes kendi hayatını yaşama cesaretini bulabiliyor mu? Siz olsanız annenizin istediği gibi mi yaşardınız yoksa kendi yolunuzu mu seçerdiniz?