Kendi Annem Tarafından Aldatıldım: Çalınan Bir Mirasın Ardından

“Senin için yaptım, kızım!” diye bağırdı annem, gözleri yaşlı ama sesi kararlıydı. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Babamın ölümünden sonra zaten darmadağın olan dünyam, şimdi bambaşka bir yıkımla karşı karşıyaydı. O sabah, mutfakta çay demlerken annemin telefonuna gelen bir mesajı yanlışlıkla gördüm. Mesajda, “Miras işini hallettik, kimse anlamaz” yazıyordu. O an içimde bir şüphe doğdu ama anneme güvenmek istedim. Yine de içim rahat etmedi, babamın avukatını aradım. Ve öğrendim ki, babam bana bırakmak istediği evi, arsayı ve küçük dükkanı annemin üzerine yapmış, ben hiçbir şeyden habersizmişim.

Babamın ölümünden sonra evdeki sessizlik daha da ağırlaşmıştı. Annemle aramızda hep bir mesafe vardı ama ben bunu yas sürecine yordum. Meğer o mesafe, annemin bana sakladığı sırlardan kaynaklanıyormuş. Bir akşam, anneme doğrudan sordum: “Anne, babam bana hiçbir şey bırakmamış mı gerçekten?” Yüzüme bakmadan, “Baban her şeyi bana bıraktı, sen daha gençsin, hayatını kurarsın” dedi. O an içimde bir öfke patladı: “Ama neden? Babam bana hep güvenirdi! Neden bana söylemediniz?” Annem gözlerini kaçırdı, dudakları titredi: “Sen anlamazsın, ben senin iyiliğin için yaptım.”

O günden sonra evdeki hava buz gibi oldu. Annemle konuşmalarımız kısa ve soğuktu. Her gün işe gidip gelirken içimde bir boşluk büyüyordu. Banka hesaplarımı kontrol ettim; babamdan kalan hiçbir şey yoktu. Avukatla tekrar görüştüm, bana babamın vasiyetini gösterdi. Vasiyette her şeyin anneme bırakıldığı yazıyordu ama avukat gözlerimin içine bakıp fısıldadı: “Baban aslında sizin adınıza da bir hesap açmak istemişti ama anneniz son anda vazgeçirdi.”

O gece sabaha kadar ağladım. Babamın bana olan sevgisini, güvenini hissetmek isterken; annemin bencilliğiyle yüzleşmek zorunda kaldım. Çocukluğumdan beri annemle aramızda hep bir mesafe vardı. Babam ise bana her zaman destek olmuştu. Üniversiteyi kazanıp İstanbul’a gittiğimde de en çok babam sevinmişti. Annem ise hep mesafeli ve soğuktu. Şimdi anlıyorum ki, aramızdaki bu soğukluğun altında başka şeyler varmış.

Bir gün babaannemi ziyarete gittim. O da babamın ölümünden sonra çok üzgündü. Ona her şeyi anlattım. Gözleri doldu: “Oğlum seni çok severdi kızım. Bunu sana yapmazdı. Annenle aralarında hep para yüzünden tartışma olurdu.” Babaannemin sözleriyle kafam daha da karıştı. Eve döndüğümde annemle bir kez daha yüzleştim: “Anne, neden bana yalan söyledin? Neden babamın bana bırakmak istediği her şeyi kendine aldın?” Annem bu kez öfkelendi: “Sen ne anlarsın mirastan? Ben yıllarca bu evde çalıştım, babanın yanında durdum! Herkes hakkını alacaksa önce ben alırım!”

O an anladım ki, annem için aileden önce para geliyordu. İçimdeki güven duygusu tamamen yok oldu. Kardeşim yoktu; yalnızdım. Arkadaşlarıma anlatmaya utandım; kimse annesinin böyle bir şey yapabileceğine inanmazdı ki…

Bir süre sonra mahallede dedikodular başladı. “Ayşe Hanım evi üstüne geçirmiş, kızı ortada kalmış” diyorlardı. Sokakta yürürken insanların bakışlarından utanır oldum. İş yerinde de performansım düştü; müdürüm bile “Bir derdin mi var?” diye sordu ama anlatamadım.

Bir gün eski defterleri karıştırırken babamın bana yazdığı bir mektup buldum. Mektupta şöyle diyordu: “Kızım Elif, hayatta en çok sana güvendim. Bir gün bu mektubu okursan bil ki seni hep düşündüm.” O mektubu okurken gözyaşlarımı tutamadım. Babam bana güvenmişti ama annem o güveni paramparça etmişti.

Aylar geçti, annemle aramızdaki ilişki tamamen koptu. Aynı evde iki yabancı gibi yaşıyorduk. Bir gün cesaretimi toplayıp ona son kez sordum: “Anne, hiç mi vicdan azabı çekmiyorsun? Ben senin kızınım!” Annem başını eğdi: “Hayat kolay değil Elif… Herkes kendi yolunu bulmak zorunda.”

O günden sonra evi terk ettim. İstanbul’da küçük bir ev tuttum, kendi ayaklarım üzerinde durmaya çalıştım. Ama içimdeki yara hiç kapanmadı. Her bayram yalnız kaldım; annemi arayamadım, o da beni hiç aramadı.

Şimdi yıllar geçti; hâlâ o günleri düşündükçe içim acıyor. Annemi affedebilir miyim bilmiyorum… Bir insan en çok annesine güvenmek isterken, o güveni kaybetmek ne demek bilir misiniz? Siz olsaydınız annenizi affedebilir miydiniz? Yoksa hayatınıza sıfırdan mı başlardınız?