Bir Yıldönümünde Yıkılan Hayaller: O Geceyi Asla Unutmayacağım
“Nihayet geldin, Murat. Saat kaç farkında mısın?” dedim, sesim titreyerek. Salonda tek başıma oturuyordum, ışıkları kapatmıştım. Elimdeki kadehte yarım kalan kırmızı şarap, avuçlarımda soğumuştu. Zihnimde bin bir düşünce, kalbimde ise tarifsiz bir ağırlık vardı. O gün evlilik yıldönümümüzdü ve Murat her zamanki gibi geç kalmıştı. Ama bu sefer bir şey farklıydı; kapıdan içeri girdiğinde üzerindeki ağır, yabancı parfüm kokusu tüm odayı doldurdu. O koku… Benim kullanmadığım, evimizde hiç olmayan bir parfümdü.
Murat ceketini çıkardı, anahtarlarını masaya bıraktı ve bana bakmadan, “İşler uzadı, toplantıdan sonra çocuklarla bir şeyler içtik,” dedi. Gözlerime bakmaktan kaçınıyordu. İçimde bir şeyler kırıldı o an. “Hangi çocuklar?” diye sordum, sesim neredeyse fısıltıydı. “Seninle çalışanlar mı? Yoksa başka biri mi vardı?”
O an Murat’ın yüzünde bir gölge belirdi. “Ne demek istiyorsun?” dedi, sesi sertleşmişti. “Sadece iş arkadaşlarımdı.”
Ama ben biliyordum. Kadın içgüdüsü mü dersiniz, yoksa yıllardır biriktirdiğim güvensizlik mi… O kokunun sahibi başka bir kadındı ve Murat bana yalan söylüyordu. O gece sabaha kadar uyuyamadım. Yastığım gözyaşlarımla ıslandı. Sabah olduğunda, Murat çoktan evden çıkmıştı.
O gün annemi aradım. Annem, “Kızım, evlilik böyle şeylerdir, bazen görmezden gelmek gerekir,” dedi. Ama ben susmak istemiyordum. İçimdeki fırtına dinmiyordu. Akşam Murat eve geldiğinde onu bekliyordum. “Murat,” dedim, “Bana doğruyu söyle. O parfümün sahibi kim?”
Bir an durdu, sonra gözlerini kaçırarak, “Saçmalıyorsun,” dedi. Ama ben ısrar ettim. “Bak Murat, yıllardır birlikteyiz. Birbirimize yalan söylemeyelim.”
O an Murat’ın yüzü bembeyaz oldu. “Sadece bir hata yaptım,” dedi sonunda. “Bir hata… Bir anlık zayıflık.”
Dünya başıma yıkıldı o an. Dizlerimin bağı çözüldü, yere çöktüm. “Kimdi o kadın?” diye sordum hıçkırarak.
“Ofisten biri… Zeynep,” dedi sessizce.
Zeynep… O ismi biliyordum. Geçen ay işten çıkartılan genç kadın. Murat’ın ona yardım ettiğini söylemişti bana daha önce ama ben hiç şüphelenmemiştim.
O gece Murat’ı evden kovmadım. Sadece sustum ve odamın kapısını kapattım. Ertesi sabah annem aradı tekrar. “Kızım, çocuklarınız var, düşünmeden hareket etme,” dedi. Ama ben artık eski ben değildim.
Bir hafta boyunca Murat’la aynı evde yaşadık ama birbirimize yabancıydık artık. Akşam yemeklerinde sessizlik hakimdi, çocuklarımız ise bu gerginliği hissediyordu. Küçük kızım Elif bir akşam yanıma gelip, “Anne, babam neden üzgün?” diye sorduğunda gözyaşlarımı tutamadım.
Bir akşam Murat bana yaklaştı ve “Affedebilir misin?” diye sordu. Gözlerinde pişmanlık vardı ama ben ona güvenmiyordum artık.
“Bilmiyorum Murat,” dedim. “Yıllarca sana güvendim ama şimdi her şey yalan gibi geliyor.”
Ailemle konuştum, arkadaşlarımla dertleştim ama kimse bana ne yapmam gerektiğini söyleyemedi. Herkesin bir fikri vardı: “Çocuklar için affet”, “Kendini düşün”, “Bir şans daha ver”. Ama kimse benim yerimde değildi.
Bir gece Elif’in odasında otururken kendi kendime sordum: “Gerçekten affedebilir miyim? Yoksa sadece alışkanlıklarımıza mı tutunuyorum?”
Murat ise her gün daha çok içine kapanıyordu. İşten geç gelmeye devam etti ama artık bana hesap vermiyordu. Bir akşam eve sarhoş geldi ve ağlayarak özür diledi.
“Her şeyi mahvettim,” dedi dizlerime kapanarak.
O an içimdeki öfke yerini derin bir hüzne bıraktı. Biz ne zaman bu kadar uzaklaştık? Ne zaman birbirimize yabancı olduk?
Bir sabah kararımı verdim. Çocuklarımı okula bırakıp eve döndüm ve Murat’a boşanmak istediğimi söyledim.
“Yapma,” dedi yalvararak. “Bir hata için her şeyi silip atma.”
Ama ben artık kendimi düşünmek istiyordum. Yıllarca onun mutluluğu için yaşadım, şimdi kendi hayatımı geri almak istiyordum.
Boşanma süreci zorlu geçti. Ailelerimiz araya girdi, herkes kendi tarafından haklıydı ama kimse beni anlamıyordu.
Bir gün annemle tartıştık. “Sen de mi baban gibi olacaksın?” dedi bana öfkeyle.
O an anladım ki bu sadece benim hikayem değildi; annemin de yıllarca sustuğu acılar vardı.
Boşandıktan sonra hayat kolay olmadı tabii ki. Maddi sıkıntılar başladı, yalnızlık geceleri daha da ağırlaştı ama en azından artık kendime dürüsttüm.
Çocuklarım için güçlü olmaya çalıştım ama bazen geceleri ağladım, bazen eski günleri özledim.
Şimdi geriye dönüp baktığımda soruyorum kendime: Bir hata affedilir mi? Yoksa güven bir kere kırıldı mı asla onarılamaz mı? Siz olsaydınız ne yapardınız?