Bir Başkasının Sıcaklığı: Annemin Sessizliği, Babamın Gölgesi

— Yeter artık anne! Benim paramı harcadı, şimdi de ben ona borçluymuşum gibi davranıyorsun! Neden? Hangi hakla?

Sesim mutfağın duvarlarında yankılandı. Annem, kollarını göğsünde kavuşturmuş, bana öylece bakıyordu. Gözlerinde hem yorgunluk hem de suçluluk vardı. O an, mutfağın havası birden ağırlaştı; sanki nefes almak bile zorlaştı. Dışarıda yazdan kalma bir sıcak vardı ama içimde buz gibi bir öfke büyüyordu.

— O senin baban, Anıl. Ne olursa olsun… — dedi annem, sesi titreyerek.

Babam… O kelimeyi duymak bile midemi bulandırıyordu. Babam, yıllarca çalıştığı işten atıldıktan sonra evde oturup televizyon izlemekten başka bir şey yapmamıştı. Annem sabahın köründe kalkıp temizliklere gidiyor, ben ise üniversiteye gitmek için sabahları iki otobüs değiştiriyordum. Babam ise, annemin getirdiği üç kuruşu da kahveye ve iddiaya yatırıyordu. Sonra da eve dönüp sanki hiçbir şey olmamış gibi sofraya oturuyordu.

Bir gün, annem işten eve döndüğünde gözleri kıpkırmızıydı. O gün anlamıştım; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

— Anıl, baban bu akşam gelmeyecek, dedi sessizce.

O an içimde bir sevinç kıpırtısı hissettim. Sonra utandım. Bir insan babasının gitmesine sevinir mi? Ama ben sevindim işte. Çünkü babamın yokluğu, varlığından daha huzurluydu.

Fakat o günden sonra her şey daha da zorlaştı. Babam borçlarını ödemeden gitmişti. Ev sahibi kapıya dayandı, elektrik faturası birikti, annem daha fazla işe gitmeye başladı. Ben ise okuldan sonra markette kasiyerlik yapmaya başladım. Hayatımız bir anda altüst olmuştu.

Bir akşam annemle mutfakta otururken, gözlerimin içine bakarak şöyle dedi:

— Anıl, baban geri dönmek istiyor. Borçlarını ödeyemiyor. Bize ihtiyacı varmış…

İşte o an patladım:

— Anne! Yeter artık! Hep onun için mi yaşayacağız? Senin hayatın yok mu? Benim hayallerim yok mu? O adam bizi düşünmedi ki! Şimdi neden biz onu düşünelim?

Annem başını eğdi. Ellerini ovuşturdu. Gözlerinden yaşlar süzüldü ama ağlamadı. Sadece sessizce oturdu.

O gece uyuyamadım. Tavanı izlerken çocukluğum geldi aklıma. Babamın bana bisiklet alacağına söz verdiği ama sonra parayı iddiada kaybettiği günü hatırladım. Annemin bana gizlice çikolata aldığı günü… O zamanlar annemin gözlerinde umut vardı. Şimdi ise sadece yorgunluk ve çaresizlik var.

Ertesi gün okuldan dönerken mahalledeki komşuların fısıldaşmalarını duydum:

— Anıl’ın babası başka bir kadınla kaçmış diyorlar…
— Yok canım, adam zaten aylak aylak geziyordu…

Kulağımda uğultularla eve girdim. Annem salonda oturuyordu. Yanına oturdum.

— Anne, babam gerçekten başka bir kadın için mi gitti?

Annem gözlerini kaçırdı.

— Bilmiyorum kızım… Belki de sıcak bir omuz aradı kendine. Ben ona sadece yük oldum galiba…

İçimde bir öfke kabardı. Anneme sarıldım ama içimdeki kırgınlık geçmedi.

O günden sonra annemle aramızda görünmez bir duvar oluştu. O bana her zamankinden daha çok sarıldı ama ben ona her zamankinden daha uzak kaldım. Çünkü annemin sessizliği beni çıldırtıyordu. Neden karşı koymuyordu? Neden babama hala hak veriyordu?

Bir gün markette çalışırken babam geldi. Saçları dağılmış, üstü başı perişandı.

— Anıl… Kızım… Biraz konuşabilir miyiz?

İçimdeki tüm öfkeyi bastırmaya çalıştım.

— Ne konuşacağız baba? Yine paramı isteyeceksin? Yine annemi suçlayacaksın?

Babam başını eğdi.

— Haklısın… Ama ben de insanım kızım… Hata yaptım…

O an gözlerim doldu ama ağlamadım. Sadece ona baktım ve şöyle dedim:

— İnsan hata yapar baba, ama aynı hatayı defalarca yapmaz! Annemi affetmeyeceğim çünkü kendini affetmiyor! Seni affetmeyeceğim çünkü bizi hiç düşünmedin!

Babam sessizce çıktı marketten. O günden sonra onu bir daha görmedim.

Aylar geçti. Annemle birlikte borçlarımızı ödedik, hayatımızı yeniden kurduk. Ama içimdeki yara hiç kapanmadı.

Şimdi üniversiteyi bitirmek üzereyim. Annem hala sabahları işe gidiyor, ben de ona yardım ediyorum. Ama geceleri bazen kendi kendime soruyorum:

“Bir insan ailesini neden bırakır? Bir anne neden susar? Bir çocuk neden affedemez?”

Siz olsaydınız ne yapardınız? Affeder miydiniz yoksa benim gibi öfkenizi içinize mi gömerdiniz?