Boşanmak Yetmedi: Eski Eşim ve Kayınvalidemin Oğlumu Bana Karşı Kışkırtma Savaşı

“Anne, neden babamla kalamıyorum? Neden Ali Amca’yı bu kadar çok görüyorsun?” Oğlum Emir’in sesi, mutfağın soğuk fayanslarında yankılandı. Elimdeki çay bardağı titredi, neredeyse yere düşecekti. Gözlerim doldu ama ona belli etmemeye çalıştım. O an, hayatımda ilk defa oğlumun gözlerinde bana dair bir şüphe gördüm. Oysa ben, onun için her şeyi göze almıştım.

Boşanmak kolay olmadı. On yıl boyunca, evliliğimde her gün biraz daha eksildim. Eski eşim Serkan’ın ilgisizliği, kayınvalidem Şükran Hanım’ın bitmek bilmeyen eleştirileriyle birleşince, kendimi bir kafeste hissetmeye başladım. Her sabah kahvaltı masasında, Şükran Hanım’ın “Senin yüzünden oğlum mutsuz” bakışlarıyla uyanıyordum. Serkan ise ya işteydi ya da eve geldiğinde telefonuna gömülüyordu. Bir gün aynada kendime baktığımda, gözlerimdeki ışığın sönmüş olduğunu fark ettim. O an karar verdim: Yaşamak için, oğlum için, kendim için gitmeliydim.

Boşanma süreci sancılı geçti. Şükran Hanım, “Oğlumu elinden alıyorsun!” diye bağırdı mahkeme çıkışında. Serkan ise sessizdi ama bakışlarıyla beni suçluyordu. Oğlum Emir ise o küçük yaşında olan biteni anlamaya çalışıyordu. Onun gözyaşları, geceleri yastığıma damlayan kendi gözyaşlarımla birleşiyordu.

Yeni bir hayata başladım. Kendi ayaklarım üzerinde durmaya çalışırken, iş yerinde tanıştığım Ali bana destek oldu. Ali’nin yanında huzur buluyordum; bana değer verdiğini hissettiriyordu. Emir de Ali’yi sevmişti başta; birlikte parka gider, oyunlar oynarlardı. Ama bir gün Emir eve geldiğinde yüzü asıktı.

“Babaannem dedi ki, Ali Amca kötü biriymiş. Sen de artık beni eskisi kadar sevmiyormuşsun.”

O an içimde bir şeyler koptu. Şükran Hanım ve Serkan’ın, oğlumu bana karşı doldurduğunu anlamıştım. Emir’in kafası karışıktı; bir yanda annesi, bir yanda babası ve babaannesi… Her hafta sonu babasına gittiğinde daha da uzaklaşıyordu benden.

Bir akşam Serkan’la telefonda tartışırken sesimi yükselttim:

“Emir’i bana karşı kullanamazsınız! O bir çocuk, sizin oyunlarınıza alet olamaz!”

Serkan soğuk bir şekilde cevap verdi:

“Sen kendi hayatına bak. Emir’in iyiliğini düşünüyorsan Ali’yi hayatından çıkarırsın.”

O gece sabaha kadar uyuyamadım. Annem yanımda oturup saçımı okşadı:

“Kızım, kolay olmayacak ama pes etme. Emir senin sevgini unutmaz.”

Ama günler geçtikçe Emir’in bana olan tavrı değişti. Bir gün okuldan döndüğünde bana sarılmadı bile. Odasına kapanıp ağladı. Kapısını çaldığımda ise bağırdı:

“Babaannem haklıymış! Sen kötü bir annesin!”

O an dizlerimin bağı çözüldü. Yere çöküp ağladım. Ne yaparsam yapayım, oğlumun kalbini kaybediyordum sanki.

Bir gün Emir’in okulunda veli toplantısı vardı. Şükran Hanım da gelmişti. Koridorda beni görünce alaycı bir gülümsemeyle yaklaştı:

“Bak bakalım, oğlun kimi daha çok seviyor artık?”

O an içimdeki öfkeyi zor bastırdım. Ama öğretmenimiz Ayşe Hanım beni kenara çekip fısıldadı:

“Emir çok içine kapanık oldu son zamanlarda. Sizinle konuşmak istemiyor mu?”

Gözlerim doldu yine. “Çok zor bir dönemden geçiyoruz,” dedim kısık sesle.

O gece Emir’le konuşmaya karar verdim. Yanına oturdum, saçlarını okşadım:

“Biliyorum kafan karışık oğlum. Ama ben seni her şeyden çok seviyorum. Kim ne derse desin, senin annenim ve hep yanında olacağım.”

Emir başını çevirdi ama gözlerinden yaşlar süzüldü.

Bir süre sonra Ali ile de aramızda sorunlar başladı. O da bu baskıya dayanamıyordu:

“Belki de biraz ara vermeliyiz,” dedi bir akşam.

Kendimi yine yalnız hissettim; hem oğlumu hem sevdiğim adamı kaybediyordum sanki.

Ama pes etmedim. Bir psikologdan yardım aldık Emir’le birlikte. Seanslarda duygularımızı konuşmayı öğrendik. Ona hep dürüst davrandım; babasını ve babaannesini kötülemedim ama kendi duygularımı saklamadım.

Aylar geçti… Bir gün Emir yanıma gelip sessizce sarıldı:

“Anne, seni seviyorum… Bazen kafam karışıyor ama senin yanında güvende hissediyorum.”

O an dünyalar benim oldu.

Şimdi hâlâ zorluklar var; Şükran Hanım hâlâ pes etmiş değil, Serkan hâlâ beni suçluyor… Ama ben artık biliyorum ki; sevgiyle ve dürüstlükle oğlumun kalbine ulaşabilirim.

Bazen düşünüyorum: Bir anne olarak ne kadar güçlü olabilirim? Siz olsaydınız ne yapardınız? Sevgiyle mi yoksa mücadeleyle mi kazanılır çocukların kalbi?