Bir Ayda Hayatımın Altüst Oluşu: Kayınvalidemin Evinden Kovulmak
“Bir ayınız var, bu evden çıkacaksınız!”
Kayınvalidem Şengül Hanım’ın sesi mutfakta yankılandı. Elimdeki çay bardağı titredi, neredeyse yere düşürecektim. O an, zaman durmuş gibiydi. Murat’a baktım; gözlerini kaçırdı, dudaklarını sıktı. Bir umut, bana sahip çıkmasını bekledim. Ama o sadece başını salladı, “Annem haklı,” dedi kısık bir sesle.
İki yıldır Murat’la birlikte yaşıyorduk. Evlilik teklifini henüz almamıştım ama aramızda öyle bir güven vardı ki, evlilik kağıt üzerinde bir detay gibi geliyordu. İstanbul’un göbeğinde, Şengül Hanım’ın eski ama ferah dairesinde yaşıyorduk. Benim ailem Anadolu’da, maddi durumları iyi değil; ben üniversiteyi bitirip İstanbul’da iş bulunca, Murat’la tanıştım. O da annesiyle yaşıyordu, babası yıllar önce vefat etmişti.
Şengül Hanım ilk başta bana çok iyi davranmıştı. Hatta bazen annemden daha yakın hissettiğim oluyordu. “Kızım,” derdi, “Sen de artık bu ailenin bir parçasısın.” Ben de ona “Anne” demeye başlamıştım. Akşam yemeklerinde birlikte dizi izler, pazar sabahları kahvaltı sofrasında uzun uzun sohbet ederdik.
Ama son zamanlarda aramızda bir soğukluk başlamıştı. İşten geç gelmemi sorun etmeye başlamıştı. “Evde kadın var ama yine de ben yemek yapıyorum,” diye söyleniyordu. Murat ise işten yorgun geldiği için hiçbir şeye karışmıyordu. Ben de işten eve gelince yemek yapmaya çalışıyor, evi toparlıyordum ama bazen gücüm yetmiyordu.
O gün ise her şey bıçak gibi kesildi. Şengül Hanım mutfağa girdi, elindeki çaydanlığı tezgaha bıraktı ve bana döndü:
“Bak kızım, ben artık yoruldum. Bu evde iki kişi daha fazla taşıyamam. Hem oğlumun da kendi hayatını kurması lazım. Bir ayınız var, kendinize ev bakın.”
Şaşkınlıkla Murat’a döndüm:
“Murat, bir şey söylemeyecek misin?”
Murat gözlerini yere indirdi:
“Annem haklı Elif… Biz de artık kendi düzenimizi kurmalıyız.”
O an içimde bir şeyler kırıldı. Sanki yıllardır inşa ettiğim güven duvarı bir anda yıkıldı. O akşam odama çekildim, sessizce ağladım. Annemi aramak istedim ama ona ne diyecektim? “Kayınvalidem beni evden kovdu,” mu diyecektim? Annem zaten “Kızım, evlenmeden adamla yaşanmaz,” diye defalarca uyarmıştı.
Ertesi gün iş yerinde hiçbir şeye odaklanamadım. Arkadaşım Derya hemen anladı bir şeylerin ters gittiğini:
“Elif, ne oldu? Suratın bembeyaz.”
Gözlerim doldu:
“Derya, kayınvalidem bizi evden kovdu. Murat da hiçbir şey yapmadı.”
Derya sinirlendi:
“Senin yerinde olsam hemen evi terk ederim! Gururun var senin!”
Ama nereye gidecektim? İstanbul’da kiralar ateş pahasıydı. Maaşım zar zor yetiyordu. Murat’ın da borçları vardı; zaten evlenmemizi sürekli erteliyordu.
O akşam eve döndüğümde Şengül Hanım salonda oturuyordu. Beni görünce başını çevirdi. Murat ise bilgisayar başında oyun oynuyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlardı.
Dayanamadım, Murat’ın yanına gittim:
“Murat, gerçekten mi? Hiç mi üzülmüyorsun?”
Murat omuz silkti:
“Elif, annem yaşlandı… Onu üzmek istemiyorum. Hem sen de biliyorsun, bu şekilde sonsuza kadar burada kalamayız.”
Gözlerimden yaşlar süzüldü:
“Peki ya ben? Benim hislerim hiç mi önemli değil?”
Murat sessiz kaldı.
O gece sabaha kadar düşündüm. Ailemden yardım isteyemezdim; onlar zaten bana kırgındı. Derya’nın yanına taşınmayı düşündüm ama onun da küçük bir evi vardı.
Bir hafta boyunca evde adeta görünmez oldum. Şengül Hanım her fırsatta laf sokuyor, Murat ise iyice içine kapanıyordu. Bir akşam yemek masasında Şengül Hanım yine başladı:
“Elif, emlak sitelerine baktın mı? Bak kızım, zaman geçiyor.”
Artık dayanamıyordum:
“Anne, neden böyle yapıyorsun? Ben sana ne yaptım?”
Şengül Hanım gözlerini devirdi:
“Kızım, sen bana bir şey yapmadın ama bu evde iki kadın fazla! Oğlumun da huzuru kaçtı.”
Murat ise yine sessizdi.
Sonunda Derya bana küçük bir oda buldu; eski bir apartmanda, rutubet kokan bir yerdi ama başka çarem yoktu. Eşyalarımı toplarken Murat kapının önünde durdu:
“Elif… Belki biraz ayrı kalmak ikimize de iyi gelir.”
Gözlerimi ona diktim:
“Murat, ben sana güvenmiştim… Aileni ailem bildim… Ama sen beni ilk fırtınada yalnız bıraktın.”
Murat başını eğdi:
“Belki ileride tekrar deneriz…”
Eşyalarımı alıp çıktığımda Şengül Hanım kapının önünde dikiliyordu:
“Kızım… Hakkını helal et.”
Bir an durdum; içimdeki öfke ve kırgınlık birbirine karıştı:
“Helal olsun anne… Ama unutma; insan en çok güvendiğinden darbe yer.”
Şimdi yeni odamda yalnız başıma oturuyorum. Hayatımda ilk defa bu kadar çaresiz ve yalnız hissediyorum. Ama belki de bu yalnızlık bana güç verecek… Belki de kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğreneceğim.
Siz olsaydınız ne yapardınız? Sevdiğiniz adam sizi ilk zorlukta bıraksa affeder miydiniz? Yoksa gururunuz için her şeyi geride bırakır mıydınız?