Unutulmuş Bir Doğum Günü Kartı: Bir Evliliğin Sessiz Çığlığı
“Bugün de mi unuttun Cem?” diye içimden geçirdim, anahtarı kapının deliğine sokarken. Yorgunluğumun üstüne bir de bu sitem eklenmişti. Kapıyı açar açmaz mutfaktan yayılan yemek kokusu burnuma geldi. Cem, elinde tencereyle bana gülümsüyordu.
— Hoş geldin Elif! Acıktın mı? Akşam yemeği hazır.
Bir an şaşırdım. Cem’in mutfağa girmesi nadir rastlanan bir olaydı. Genellikle “Sen daha güzel yapıyorsun” diyerek işin ucundan kaçardı. Bugün ise farklıydı. Masada iki kişilik tabak, yanında bir demet solgun papatya ve ortada titrek bir mum vardı.
— Sen mi hazırladın bunları? dedim, şaşkınlıkla.
— Evet, bugün özel bir gün değil mi? dedi, gözlerime bakmadan.
İçimde bir yerler sızladı. Bugün doğum günümdü. Ama masada eksik olan bir şey vardı: Her yıl bana yazdığı o küçük kart… İçinde birkaç cümleyle de olsa hislerini paylaştığı, bana kendimi özel hissettiren o kart…
Oturduk sofraya. Cem, yemeği tabağıma koyarken konuşmaya çalıştı:
— İş yerinde nasıldı bugün?
— Yoğundu, dedim kısaca. Aslında anlatmak istediğim çok şey vardı ama kelimeler boğazımda düğümlendi. Yıllardır aynı evde yaşıyor, aynı sofrada oturuyorduk ama aramızdaki mesafe her geçen yıl biraz daha artıyordu.
Yemek boyunca sessizlik hakimdi. Sadece çatal bıçak sesleri… Bir ara gözüm masanın köşesine ilişti. Orada, geçen yılki doğum günümden kalan kart duruyordu. Üzerinde “İyi ki doğdun Elif’im” yazıyordu. O an gözlerim doldu. Cem fark etti mi bilmiyorum ama ben o kartı her yıl beklerdim. Çünkü o kart, bana hâlâ sevildiğimi, hatırlandığımı hissettirirdi.
Yemekten sonra Cem televizyonun karşısına geçti. Ben ise mutfağı toplarken kendi kendime konuşmaya başladım:
“Ne zaman bu kadar uzaklaştık? Ne zaman birbirimize yabancı olduk?”
İlk yıllarımızda her şey çok farklıydı. Cem, işten döner dönmez bana sarılır, günümün nasıl geçtiğini sorardı. Küçük sürprizler yapar, birlikte film izlerdik. Şimdi ise aynı evde iki yabancı gibiydik.
O gece yatağa uzandığımda gözlerim tavanda asılı kaldı. Cem yanımda uyuyordu ama ben uykudan çok uzaktaydım. İçimdeki boşluk büyüdükçe büyüyordu. O kartın eksikliği sadece bir kağıt parçası değildi; yıllardır biriken ilgisizliğin, unutulmuşluğun simgesiydi.
Ertesi sabah kahvaltı hazırlarken annem aradı:
— Doğum günün kutlu olsun kızım! dedi neşeyle.
Birden ağlamaya başladım telefonda. Annem şaşırdı:
— Ne oldu Elif? Bir şey mi var?
— Hiç anne… Sadece biraz yorgunum, dedim yalan söyleyerek.
Ama annem anladı. Anneler hep anlar ya…
O gün işe giderken otobüste camdan dışarı bakarken kendi kendime sordum: “Bir insan ne zaman unutulmuş hisseder?”
Akşam eve döndüğümde Cem yine televizyonun karşısındaydı. Yanına oturdum ve cesaretimi toplayıp sordum:
— Cem, bana bu yıl neden kart yazmadın?
Cem önce şaşırdı, sonra başını öne eğdi:
— Unuttum sanırım… İşler çok yoğundu Elif…
Sustu. Ben de sustum. Çünkü biliyordum ki mesele kart değildi; mesele, yıllardır birbirimize ayırmadığımız zamandı.
O gece uzun uzun düşündüm. Hayatımda ilk defa kendimi bu kadar yalnız hissetmiştim. Evliliğimizin başında hayalini kurduğum sıcak yuva, şimdi soğuk duvarlardan ibaretti.
Bir hafta boyunca Cem’le neredeyse hiç konuşmadık. Herkes kendi köşesine çekilmişti. Bir akşam işten eve dönerken markette eski komşumuz Ayşe Abla’ya rastladım. Halimi görünce hemen anladı:
— Kızım, evlilikte en önemli şey konuşmak, paylaşmak… Susmak çözüm değil, dedi.
Eve döndüğümde Cem’i mutfakta buldum. Elinde bir fincan çayla bana bakıyordu.
— Elif, dedi sessizce, galiba seni ihmal ettim…
Gözlerim doldu yine. İlk defa yıllar sonra Cem’le göz göze geldik ve gerçekten konuştuk o gece. İçimdeki kırgınlığı, yalnızlığı anlattım ona. O da kendi sıkışmışlığını paylaştı.
Ama biliyorum ki her şey bir anda düzelmeyecek. Yılların getirdiği mesafe kolayca kapanmaz. Yine de o gece ilk defa umutlandım.
Şimdi bu satırları yazarken düşünüyorum: Bir doğum günü kartı neyi değiştirir ki? Ama bazen küçük bir kağıt parçası bile insanın kendini değerli hissetmesine yetiyor… Sizce de öyle değil mi? Birbirimize ayırdığımız küçük zamanlar, küçük jestler aslında en büyük sevgiyi göstermiyor mu?