On Yılın Ardından Gelen Sessizlik: Bir Dostluğun Çöküşü
— On yıl! On yıl boyunca bana yalan söyledin mi Elif? — diye bağırdım, sesim titreyerek. Annemin eski dantel örtüsüyle kaplı masanın kenarına öyle bir tutunmuşum ki, parmaklarım beyazlamış. Elif ise gözlerini kaçırıyor, dudaklarını kemiriyordu. O an, evimizin salonunda, eski koltukların arasında, çocukluğumuzun geçtiği o dört duvarda, her şey bir anda yabancılaştı.
— Ne yalanı Zeynep? Sen de biliyorsun ki ben… — dedi ama cümlesini tamamlayamadı. Gözlerimden yaşlar süzülürken, içimdeki öfke ve hayal kırıklığı birbirine karıştı. On yıl boyunca her sırrımı paylaştığım, birlikte ağlayıp güldüğüm Elif’in, gizlice sevgilim Murat’la buluştuğunu öğrenmek, sanki kalbime bıçak saplanmış gibi hissettirdi.
Her şey geçen hafta başladı. Annem mutfakta börek açarken, komşumuz Ayşe Teyze uğradı. Laf lafı açtı, konu Elif’e geldi. “Dün Murat’la Elif’i parkta gördüm, ne kadar yakışıyorlar maşallah,” dediğinde, önce anlamamış gibi yaptım. Ama içimde bir şüphe filizlendi. O akşam Murat’a sordum. “Elif’le görüştünüz mü?” dedim. Gözlerini kaçırdı, “Sadece tesadüf,” dedi. Ama gözler yalan söylemezdi.
O gece uyuyamadım. Tavanı izlerken, on yıl önce Elif’le ilk tanıştığımız günü hatırladım. Ortaokulda, kantinde sırada beklerken çantamı yere düşürmüştüm. Herkes gülerken, Elif eğilip kitaplarımı toplamıştı. O günden sonra ayrılmaz ikili olmuştuk. Annem bile “Elif senin kardeşin gibi,” derdi.
Ama şimdi, annemin sesi uzaktan yankılanıyor gibiydi. “Kızım, dostuna güvenmeyeceksen kime güveneceksin?” Oysa ben artık kimseye güvenemiyordum.
Elif’le yüzleşmek için buluştuğumuzda, içimde fırtınalar kopuyordu. O ise başını öne eğmiş, elleriyle saçlarını düzeltiyordu. “Zeynep, inan bana böyle olmasını istemedim,” dedi sessizce.
— Peki ne istedin Elif? On yıl boyunca bana kardeşim dedin. Ben Murat’ı sevdiğimi biliyordun! Neden? — dedim hıçkırıklarımı bastırmaya çalışarak.
Elif’in gözleri doldu. “Ben de insanım Zeynep. Ben de sevdim… Ama sana söyleyemedim. Çünkü senin kadar cesur olamadım,” dedi.
O an içimdeki öfke yerini tarifsiz bir boşluğa bıraktı. Bir yanda çocukluk arkadaşım, diğer yanda ilk aşkım… Hangisini kaybetsem eksik kalacaktım.
Ailemin beklentileri de işin içine girince işler daha da karmaşıklaştı. Annem Murat’ı çok severdi. “Murat gibi delikanlı bulunmaz,” derdi hep. Babam ise Elif’i kızından ayırmazdı. Şimdi onlara ne diyecektim? “En yakın arkadaşım bana ihanet etti” mi? Yoksa “Aşkımız bitti” mi?
Günlerce odamdan çıkmadım. Telefonum çaldıkça açmadım. Elif mesaj attı: “Konuşmamız lazım.” Murat aradı: “Her şeyi açıklayabilirim.” Ama ben hiçbirini duymak istemedim.
Bir akşam annem kapımı çaldı. Sessizce yanıma oturdu, saçımı okşadı. “Kızım,” dedi, “Hayatta en büyük sınav insanın kendisiyle yüzleşmesidir. Bazen affetmek gerekir, bazen de yoluna devam etmek…”
O gece uzun uzun düşündüm. Elif’i affedebilir miydim? Murat’a yeniden güvenebilir miydim? Yoksa ikisini de hayatımdan çıkarıp yeni bir başlangıç mı yapmalıydım?
Bir hafta sonra Elif’le tekrar buluştuk. Bu sefer gözlerinde korku değil, pişmanlık vardı.
— Zeynep, ne desen haklısın. Ama bil ki ben seni hiç kaybetmek istemedim. Murat’la aramızda bir şey olduysa da… O da benim kadar suçlu.
Bir an sustum. Sonra içimdeki kırgınlığı döktüm:
— Biliyor musun Elif? Aslında en çok kendime kızıyorum. Sizi birbirinize yakıştırdığım günleri hatırlıyorum da… Meğer kendi ellerimle hazırlamışım bu ihaneti.
Elif ağladı. Ben de ağladım. O an anladım ki bazı yaralar zamanla kabuk bağlasa da izi hep kalıyor.
Murat’la bir daha konuşmadım. Elif’le ise aramızda mesafeli bir dostluk başladı; ne tam eskisi gibi ne de tamamen yabancıydık artık.
Ailem olanları tam olarak öğrenmedi ama annem gözlerimin içine bakınca her şeyi anladı sanırım. Sadece “Zaman her şeyin ilacıdır kızım,” dedi.
Şimdi üniversiteye hazırlanıyorum. Hayatımda yeni bir sayfa açmaya çalışıyorum ama bazen geceleri eski fotoğraflara bakarken gözlerim doluyor.
On yıl… On yıl boyunca inşa ettiğim güven bir gecede yıkıldı. Şimdi yeniden başlamak zorundayım.
Siz hiç en yakın arkadaşınız tarafından ihanete uğradınız mı? Affetmek mi daha zor, yoksa unutmak mı?