Kaybolan Numara: Bir Annemin ve Kızının Sessiz Çığlığı
— Anne, yeter artık! Kaç kere söyleyeceğim, şu eski telefonunu değiştir! — diye bağırdım, sesim mutfağın duvarlarında yankılandı. Elimdeki akıllı telefonu masaya öyle bir fırlattım ki ekranı bir anlığına karardı. Annem Halime Hanım ise, elindeki tuşları silinmiş eski telefonuna sıkıca sarıldı. Gözlerinde hem mahcubiyet hem de inat vardı.
— Kızım, ben alışkınım buna… Yeni telefonlar bana çok karışık geliyor. Hem ne gerek var, bu işimi görüyor işte…
— Görmüyor anne! Dün yine aradığımda açamadın. Sonra aradım, meşguldü. Sonra numaramı kaybetmişsin! Benim numaramı nasıl kaybedersin? Ben senin kızınım!
Annemin yüzünde bir gölge belirdi. Dudakları titredi, ama gözlerini kaçırdı. O an anladım ki mesele sadece bir telefon değildi. Aramızda yıllardır konuşulmayan, içimize attığımız ne varsa, hepsi bu eski telefonun tuşlarında birikmişti sanki.
Küçükken annemle ne çok konuşurduk. Akşamları çay demler, bana masallar anlatırdı. Babam bizi terk ettiğinde, annem bir gecede yaşlanmıştı sanki. O günden sonra aramızda görünmez bir duvar örüldü. Ben büyüdüm, o ise hep aynı kaldı: Sessiz, içine kapanık, eskiye tutkun.
— Kinga… — dedi annem yavaşça, ismimi ilk defa bu kadar kırılgan söylediğini duydum. — Bazen… bazen korkuyorum. Her şey çok hızlı değişiyor. Sen de değişiyorsun. Ben yetişemiyorum sana.
Bir an sustum. İçimdeki öfke yerini suçluluğa bıraktı. Annemin ellerine baktım; çatlamış, yorgun ellerine. O ellerle beni büyütmüştü. Ama şimdi o ellerle bana ulaşamıyordu.
O gün işten eve dönerken kafamda annemle olan tartışmam dönüp durdu. Metroda yanımdaki genç kadın annesini görüntülü aradı, birlikte kahkahalar attılar. Ben ise annemle konuşmaya korkuyordum artık.
Eve vardığımda annem salonda oturuyordu. Elinde yine o eski telefon vardı. Bir şeyler yazmaya çalışıyordu ama tuşlara bastıkça sinirleniyor, gözlüğünü çıkarıp tekrar takıyordu.
— Ne yapıyorsun anne?
— Sana mesaj atmaya çalışıyorum… Ama olmuyor işte…
Yanına oturdum. Telefonunu elime aldım. Ekranda “Numara kayıtlı değil” yazıyordu. O an içim acıdı. Annem gerçekten benim numaramı kaybetmişti.
— Anne… Benim numaramı neden kaybettin?
Gözleri doldu.
— Bilmiyorum kızım… Belki de… Belki de her şey elimden kayıp gidiyor gibi hissediyorum. Sen büyüdün, ben ise burada kaldım. Bazen korkuyorum seni kaybetmekten…
O an sarıldım anneme. Uzun zamandır ilk defa bu kadar yakın hissettim ona kendimi.
Ertesi gün birlikte telefoncuya gittik. Anneme yeni bir telefon aldık; tuşlu ama biraz daha modern bir modeldi. Eve döndüğümüzde annem telefonu kutusundan çıkarırken elleri titriyordu.
— Ya bozulursa? Ya yanlışlıkla birini ararsam?
— Anne, ben buradayım. Sana her şeyi göstereceğim.
O akşam saatlerce yeni telefonu kurcaladık. Anneme nasıl mesaj atılır, nasıl rehber kaydedilir tek tek anlattım. Her seferinde “Yavaş anlat kızım, kafam karışıyor” dedi ama pes etmedi.
Bir hafta sonra işteyken telefonum çaldı. Ekranda “Annem” yazıyordu. Açtım.
— Kızım! Bak arayabildim seni! Hem de rehberden!
İkimiz de güldük telefonda. O an anladım ki mesele sadece bir telefon değilmiş; mesele birbirimize ulaşmakmış.
Ama hayat bu ya, her şey yoluna girdi derken yine bir fırtına koptu evde.
Bir akşam annem mutfakta ağlıyordu. Yanına gittim.
— Ne oldu anne?
— Komşu Ayşe Hanım bana dedi ki; “Senin kızın seni bırakıp gidecekmiş yakında.” Kızım, sen gerçekten beni bırakıp gidecek misin? Evlenip başka şehre taşınacak mısın?
İçimde bir şeyler koptu o an. Evet, sevgilim Emre ile evlilik planları yapıyorduk ama anneme bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyordum.
— Anne… Bilmiyorum… Belki bir gün… Ama seni asla bırakmam.
Annem başını öne eğdi.
— Herkes gidiyor Kinga… Baban gitti, ablan evlendi gitti… Ben burada kaldım tek başıma.
O gece uyuyamadım. Annemin yalnızlığı içimi kemirdi. Sabah işe giderken ona sarıldım.
— Anne, ne olursa olsun seni bırakmam tamam mı? Hangi şehirde olursam olayım, her gün arayacağım seni.
Gözleri doldu yine.
Günler geçti, Emre ile nişanlandık. Annem başta çok soğuk davrandı Emre’ye ama zamanla alıştı ona da. Düğün günü geldiğinde annem gözyaşlarını tutamadı.
— Kızım… Mutlu ol yeter ki… Ama beni unutma olur mu?
Şimdi başka bir şehirdeyim. Her sabah annemi arıyorum yeni telefonundan. Bazen hâlâ tuşlara yanlış basıyor ama olsun; önemli olan aramızdaki mesafe değil, birbirimize ulaşabilmemizmiş.
Bazen düşünüyorum: Acaba annemi gerçekten anlayabildim mi? Yoksa hâlâ aramızda görünmez duvarlar var mı? Sizce annelerimizi anlamak için daha ne yapmalıyız?