Torun Gözden Kayboluyor: Bir Kızın Sessiz Çığlığı
Annemin gözünde kardeşim her zaman bir adım öndeydi. Ben ise hep arka planda, sessizce yok oluyordum. Şimdi, yıllar sonra, içimdeki kırgınlıkla yüzleşiyorum.
Annemin gözünde kardeşim her zaman bir adım öndeydi. Ben ise hep arka planda, sessizce yok oluyordum. Şimdi, yıllar sonra, içimdeki kırgınlıkla yüzleşiyorum.
Hayatımın sonbaharında, kızımın bana verdiği bir hediye, içimdeki sessizliği daha da derinleştirdi. O sabah mutfakta telaşla koştururken, yıllardır biriktirdiğim yalnızlığın ağırlığıyla yüzleşmek zorunda kaldım. Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır; benimki, kızımın bana getirdiği o beklenmedik sessizlik oldu.
Hayatımın en zor kararını, başkasının çocuğunu kendi çocuğum gibi sevmek zorunda kaldığımda verdim. Yıllar sonra parkta, eski bir tanıdıkla karşılaştığımda, geçmişin yaraları ve bugünün sessiz mutluluğu arasında sıkışıp kaldım. Şimdi, kendi içimdeki boşluğu ve başkalarının hayatındaki yerimi sorguluyorum.
Bir akşamüstü, annemle yaşadığım büyük tartışmanın ardından hayatımın nasıl değiştiğini anlatıyorum. Aile içi baskı, hayallerim ve kendi kimliğim arasında sıkışıp kalmış bir genç olarak, İstanbul’un karmaşasında kendimi bulmaya çalışıyorum. Dram, aile çatışmaları ve içsel hesaplaşmalarla dolu bu hikaye, herkesin kendi hayatından bir parça bulabileceği kadar gerçek.
Annemin mirası sadece kardeşime bırakmasıyla hayatım altüst oldu. Onun bu kararını asla anlayamadım ve içimdeki kırgınlıkla baş etmeye çalışıyorum. Şimdi annem neden aramı kestiğimi, neden eskisi gibi yanında olmadığımı soruyor, ama cevabı o kadar açık ki…
Kızım Elif’in hamileliği boyunca yaşadığım endişe ve hayal kırıklığıyla boğuşurken, onun hayatı hafife alması beni derinden yaraladı. Kışın soğuğunda, mutfak penceresinin önünde oturup, Elif’in partilere ve gösterişli hayata olan düşkünlüğünü anlamaya çalıştım. Kendi anneliğimi ve Elif’in anneliğe hazır olup olmadığını sorguladığım bu gecede, ailemizin geleceğiyle ilgili korkularım ve umutlarım birbirine karıştı.
Her sabah torunum Elif’i görmek için heyecanla gittiğim anaokulunun önünde, bu kez gözyaşlarımı tutamadan durdum. Kızımla yaşadığım büyük tartışma, hayatımdaki en değerli varlığımdan, torunumdan beni ayırdı. Şimdi, her geçen gün içimde büyüyen özlem ve pişmanlıkla baş başa kaldım.
Bir sabah, annemle mutfakta kahvaltı hazırlarken, içimdeki fırtınayı bastırmaya çalışıyordum. Annemin, “Görüyor musun, sana nasıl bakıyor? Sevgiyle, hayranlıkla,” deyişiyle kalbim bir anlığına yerinden fırlayacak gibi oldu. Oysa ben, içimdeki boşluğu ve korkuyu kimseye anlatamıyordum; ne anneme, ne de bana hayranlıkla bakan Serkan’a.
Bir sabah, apartman koridorunda donup kalmıştım; içimdeki boşluk ve sessizlik, sanki duvarlardan sızıyordu. Annemle yaşadığım çatışmalar, babamın yokluğu ve İstanbul’un kalabalığında kaybolmuşluğum, beni her geçen gün biraz daha yalnızlığa itiyordu. Ama bir gün, beklenmedik bir karşılaşma, yalnızlığın korkutucu olmadığını, hatta bazen yeni bir başlangıç olabileceğini gösterdi.
Bir sabah annemle tartışırken, içimde yıllardır biriken yalnızlığın ve beklentilerin ağırlığıyla yüzleşmek zorunda kaldım. Hayatım boyunca hep doğru kişiyi bekledim, ama her geçen yıl hem umutlarım hem de korkularım büyüdü. Şimdi, aşkın gerçekten var olup olmadığını sorgularken, geçmişim ve annemle olan ilişkimin gölgesinde kendi yolumu bulmaya çalışıyorum.
Bir sırrı yıllarca içimde taşıdım; kimseyle paylaşamadım, kimseye anlatamadım. Şimdi, otuzlu yaşlarımda, evli ve bir kız çocuğu annesi olarak, geçmişteki o karanlık ve karmaşık duygulara dönüp bakabiliyorum. Ama hâlâ, o günleri hatırladığımda içimde bir yerlerde sızı ve minnet birbirine karışıyor.
Bir kış sabahı, Ankara’nın gri sokaklarında, 57 numaralı otobüste cam kenarında otururken hayatımın ne kadar değiştiğini düşündüm. Elimde ucuz bir marketten aldığım küçük bir pasta vardı; dışarıda kar, içimde ise tarifsiz bir boşluk… Ailemle yaşadığım çatışmalar, kayıplar ve yalnızlık, her şey bu yolculukta bir kez daha karşıma çıktı.