Kurtuluş İçin Taşınmak: Annemle Aramdaki Sınırları Çizmek Zorunda Kaldığım Gün

“Yeter artık anne! Lütfen, bir gün olsun hayatıma karışma!” diye bağırdım, gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken. Annem, mutfakta elindeki çay bardağını masaya öyle bir koydu ki, camdan çıkan ses hâlâ kulaklarımda çınlıyor. O an, evimizin içinde yankılanan sessizlik, yıllardır içimde biriktirdiğim öfkenin ve çaresizliğin dışa vurumuydu.

Ben Elif. Otuz iki yaşındayım. İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Annem Gülseren Hanım, tipik bir Türk annesi; her şeyi en iyi bilen, her konuda fikri olan, sevgisini de eleştirisini de esirgemeyen biri. Babamı küçük yaşta kaybettim. Annemle birbirimize tutunarak büyüdük. Ama o tutunmak, zamanla boğulmaya dönüştü.

Üniversiteyi bitirip işe başladığımda bile annem her sabah arar, “Kahvaltı yaptın mı? O çocukla hâlâ görüşüyor musun? Akşam eve erken gel,” diye sorardı. Sonra Baran’la tanıştım. Baran, sakinliğiyle, anlayışıyla bana nefes aldıran tek insandı. Onunla evlenmeye karar verdiğimizde annem ilk günden karşı çıktı: “O çocuk sana göre değil Elif. Ailesi Sivaslıymış, senin alıştığın gibi bir hayatları yoktur.”

Baran’ı sevdiğim için annemin sözlerini kulak ardı ettim. Düğünümüzü zor bela yaptık; annem her detaya karıştı, gelinliğimden davetli listesine kadar her şeye burnunu soktu. Evlendikten sonra da rahat bırakmadı. Her hafta sonu bize gelmek istedi, geldiğinde de evdeki tozdan yemeğin tuzuna kadar her şeyi eleştirdi. Baran’ın yaptığı kahveyi beğenmediği için surat astı, “Kızım senin elin yatkındır da bu çocuk alışık değil galiba,” dediğinde Baran’ın yüzündeki kırgınlığı gördüm.

Bir gün Baran bana, “Elif, anneni seviyorum ama bu şekilde devam ederse evliliğimiz zarar görecek,” dediğinde içimden bir şeyler koptu. Annemi kırmak istemiyordum ama Baran’ı da kaybetmek istemiyordum. İkisi arasında sıkışıp kalmıştım.

Bir akşam yemeğinde annem yine başladı: “Baran’ın işi iyi miymiş? Maaşı yetiyor mu? Kira çok mu geldi? Elif senin yüzün solmuş, yoksa hamile misin?” Baran’ın sabrı taştı ve sofradan kalktı. Annem arkasından bağırdı: “Bak gördün mü? Adam daha şimdiden surat asıyor!”

O gece Baran’la uzun uzun konuştuk. “Elif,” dedi, “Ben seninle bir hayat kurmak istedim ama bu hayat üç kişilik olmamalıydı.” Gözlerim doldu. Annemi kaybetmekten korkuyordum ama Baran’ı da kaybetmek istemiyordum.

Ertesi gün annemi aradım ve ona biraz mesafe koymamız gerektiğini söyledim. “Sen bana sırtını döndün Elif! Ben seni tek başıma büyüttüm, şimdi bir adam için beni bırakıyorsun!” dedi telefonda ağlayarak. O an içimdeki suçluluk duygusu beni boğdu.

Ama başka çarem yoktu. Baran’la birlikte başka bir semte taşınmaya karar verdik. Anneme yeni adresimizi söylemedim; sadece işimin uzak olduğunu ve taşınmam gerektiğini söyledim. Annem günlerce aradı, mesaj attı: “Beni unuttun mu? Sana ne yaptım ki böyle oldun?”

Taşındığımız ilk gece yeni evimizde Baran’la sessizce oturduk. O bana sarıldı ve “Bunu birlikte atlatacağız,” dedi. Ama içimdeki huzursuzluk geçmedi. Annemi özlüyordum ama onun gölgesinden kurtulmadan kendi ailemi kuramayacağımı biliyordum.

Bir gün işten eve dönerken apartmanın önünde annemi gördüm. Elinde poşetlerle bekliyordu. Beni görünce gözleri doldu: “Kızım, neden bana adresini söylemedin? Ben seni kaybettim mi?”

Onu eve aldım, oturduk konuştuk. “Anne,” dedim titreyen sesimle, “Seni çok seviyorum ama artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Senin kızın olmaktan vazgeçmedim ama eşimle de mutlu olmak istiyorum.” Annem sustu, gözleri doldu: “Ben sensiz ne yaparım Elif?”

O an anladım ki annem de yalnızlıktan korkuyordu; bana tutunmasının sebebi sevgisinden çok korkularıydı. Ona sarıldım: “Seninle görüşmek istiyorum ama artık hayatıma bu kadar karışmanı istemiyorum.”

O günden sonra annemle ilişkimiz yavaş yavaş değişti. İlk başlarda zor oldu; bazen aramadığımda sitem etti, bazen de eski alışkanlıkla eleştirmeye kalktı ama ben sınırlarımı korudum. Baran’la ilişkimiz de güçlendi; artık evimizde huzur vardı.

Ama hâlâ geceleri bazen uyanıp düşünüyorum: Bir insan hem annesini hem eşini aynı anda mutlu edebilir mi? Yoksa mutluluk için birinden vazgeçmek mi gerekir?

Siz olsanız ne yapardınız? Annemi tamamen hayatımdan çıkarmalı mıydım yoksa daha farklı bir yol bulabilir miydim?