Zor Bir Mutluluk: Bir Hayatın Kırılma Noktası
“Bugün benim doğum günüm, ama içimde bir cenaze sessizliği var.” diye düşündüm, ofisin camından dışarı bakarken. Masamda bir şişe pahalı şarap, kocaman bir çikolatalı pasta ve annemin sabah erkenden hazırladığı sucuklu börek vardı. Herkesin yüzünde yapmacık bir tebessüm, ellerinde telefonlar, biri Instagram’a story atıyor, diğeri WhatsApp grubunda dedikodu yapıyordu.
Birden kapı açıldı, Ayşe Hanım içeri girdi. “Kızlar, iş çıkışı kimse dağılmasın! Bugün benim doğum günüm, biraz oturup kutlayalım,” dedi. Herkes bir anda alkışlamaya başladı. Ben de gülümsedim, ama içimdeki kırgınlık gözlerime yansıyordu. Yanıma yaklaşan Zeynep fısıldadı: “Senin doğum günün de mi bugün?”
Başımı salladım. “Evet, ama önemli değil,” dedim. O an anladım ki burada kimse benim ne hissettiğimi bilmiyor, kimse gerçekten umursamıyor. Sadece iş arkadaşlığı, samimiyet yok.
Bir yıl önce bu muhasebe ofisine başladığımda her şey çok farklıydı. Annemle babam sürekli kavga ediyordu; babam işsizdi, annem ise evdeki huzursuzluğu bana yüklüyordu. “Sen de bir baltaya sap olamadın!” diye bağırıyordu her tartışmada. Ben ise üniversiteyi yeni bitirmiş, hayata tutunmaya çalışan bir genç kadındım.
İlk günümde patronumuz Mehmet Bey bana dosya uzatırken, “Hatalara tahammülüm yoktur,” demişti. O günden sonra her hata yaptığımda içimdeki korku büyüdü. Bir keresinde yanlış hesapladığım bir bordro yüzünden Mehmet Bey’in odasında azar işittim. Gözlerim dolmuştu ama ağlamamıştım. Eve döndüğümde annem yine bağırıyordu: “Yine mi geç kaldın? Akşam yemeği buz gibi oldu!”
O akşam odamda otururken kendi kendime söz verdim: “Bir gün bu evden kurtulacağım ve kendi hayatımı kuracağım.” Ama İstanbul’da yaşamak kolay mı? Kiralar ateş pahası, maaşım zar zor yetiyor. Arkadaşlarım hafta sonları kafelerde buluşup kahvaltı yaparken ben evde annemin dırdırını dinliyordum.
Bugün ise iş yerinde herkes Ayşe Hanım’ın doğum gününü kutlarken ben kendi doğum günümü unutmuş gibi davrandım. Kutlama sırasında Ayşe Hanım bana döndü: “Sen de bir dilim pasta alsana Justine!” dedi. Adımı yanlış söylemişti; oysa iki yıldır aynı ofiste çalışıyoruz. İçimden “Benim adım Justine değil, Jülide!” diye bağırmak geldi ama sustum.
Kutlama bittiğinde herkes evine dağılırken Zeynep yanıma geldi: “Sen iyi misin Jülide? Bugün biraz dalgınsın.”
Gözlerim doldu. “İyiyim,” dedim ama sesim titriyordu. “Sadece biraz yorgunum.”
O akşam eve dönerken otobüste camdan dışarı baktım; İstanbul’un ışıkları gözlerimi yaktı. Eve vardığımda annem yine televizyonun karşısında oturuyordu. “Yemek hazır,” dedi soğuk bir sesle.
Masaya oturduğumda babam sessizce tabağına bakıyordu. Annem birden patladı: “Kızının bugün doğum günüydü, haberin var mı?” Babam başını kaldırmadan mırıldandı: “İyi ki doğdun.”
O an boğazıma bir yumru oturdu. Ne annem ne babam bana sarıldı, ne de bir hediye aldılar. Sadece soğuk bir ‘iyi ki doğdun’… O gece odamda ağladım; çocukluğumdan beri ilk defa bu kadar yalnız hissettim.
Ertesi sabah işe gitmek için hazırlandım. Aynada kendime baktım: Gözlerim şişmişti ama makyajla kapattım. Ofise girdiğimde Zeynep bana küçük bir paket uzattı: “Dün fark etmedim, doğum günün kutlu olsun!” İçinden minik bir defter çıktı; kapağında ‘Hayallerini yaz’ yazıyordu.
O an gözlerim doldu; Zeynep’e sarıldım. “Teşekkür ederim,” dedim kısık sesle.
O gün iş çıkışı eve gitmek istemedim; sahilde yürüdüm, denizi izledim. Kafamda binbir düşünce… Neden ailemle aram bu kadar kötü? Neden iş yerinde görünmez gibiyim? Hayat neden bu kadar zor?
Birden telefonum çaldı; arayan annemdi. Açmadım. O an karar verdim: Artık kendi mutluluğumu kendim yaratacağım. Belki de ailemden ve işten beklediğim sevgiyi önce kendime vermeliyim.
Eve döndüğümde annem kapıda bekliyordu; gözleri doluydu. “Kızım… Ben bazen çok kırıcı oluyorum biliyorum ama… Seni seviyorum,” dedi titrek bir sesle.
İlk defa anneme sarıldım ve ağladık birlikte. O an anladım ki bazen en büyük mutluluklar en zor anlarda gelir.
Şimdi size soruyorum: Siz hiç kendi doğum gününüzde bu kadar yalnız hissettiniz mi? Gerçek mutluluğu bulmak için nelerden vazgeçtiniz?