Doğumhanede Kırılan Hayaller: Gücümü Gösterdiğim Gün

“Yeter artık Elif, bu kadar bağırılır mı? Herkes seni duyuyor!”

O an, sancıdan gözüm kararmışken, eşim Murat’ın sesi doğumhanede yankılandı. Hemşireler bile bir an duraksadı. Annem köşede dua ederken, Murat’ın gözlerinde sabırsızlık ve öfke vardı. Oysa ben, hayatımın en zor anında, onun elini tutup güç almak isterken, bana yüklenmesini asla beklememiştim.

İçimdeki acı dalga dalga büyürken, Murat’ın sözleri kulağımda çınladı: “Herkes doğuruyor Elif, abartıyorsun.” O an içimde bir şey koptu. Yıllardır evliliğimizde yaşadığım küçük düşürülmeler, görmezden gelinmeler bir anda zihnimde canlandı. Düğünümüzden beri Murat’ın ailesinin yanında susmam, kendi ailem için fedakârlıklarım, işimi bırakıp evde oturmam… Hepsi bir anda üzerime çöktü.

Bir yandan sancı, bir yandan gözyaşı… Hemşire bana “Derin nefes al Elif Hanım,” dediğinde, içimden geçen tek şey şuydu: “Ben bu acıyı tek başıma çekiyorum, kimse anlamıyor.”

Murat ise hâlâ yanımda dikilmiş, “Biraz daha sakin olsan doktorlar da rahat çalışacak,” diyordu. Annem araya girmeye çalıştı: “Oğlum, bırak da kızım kendini rahat bıraksın.” Ama Murat anneme bile tersledi: “Anneciğim, ben de burada babayım. Onun iyiliği için söylüyorum.”

O an karar verdim. Bu doğum sadece bir çocuk dünyaya getirmek değildi; aynı zamanda kendi gücümü de dünyaya getirecektim. Murat’ın gözlerinin içine baktım. “Sen hiç bu acıyı yaşadın mı Murat? Sen hiç bir canı içinde büyütüp, sonra onu dünyaya getirmek için parçalanır gibi oldun mu?” dedim. Sözlerim titrek ama kararlıydı.

Murat bir an sustu. Ama sonra yine alaycı bir sesle, “Elif, herkes anne oluyor. Sen de olacaksın. Abartma,” dedi. O an içimdeki öfkeyle gözyaşlarım birbirine karıştı.

Doktor geldiğinde artık başka bir Elif’tim. Sancılarım sıklaşırken, Murat’ın elini ittim. “İstemiyorum! Yanımda olmanı istemiyorum!” dedim. Annem bana yaklaştı, saçımı okşadı. “Kızım, güçlüsün sen,” dedi fısıltıyla.

O an tüm acıya rağmen içimde bir güç hissettim. Derin nefes aldım, gözlerimi kapadım ve sadece bebeğime odaklandım. Murat’ın sesi artık uzaktan gelen bir uğultuydu. Hemşireler ve doktorun yönlendirmesiyle son gücümü topladım. Saatler sonra oğlumuz Ali dünyaya geldiğinde, gözyaşlarım sevinçten aktı.

Bebeğimi kucağıma aldığımda Murat’a bakmadım bile. Annem yanımda ağlıyordu. Hemşireler beni tebrik ettiğinde sadece başımı salladım. O an biliyordum ki; bu çocuğu ben dünyaya getirdim ve bunu tek başıma başardım.

Doğumdan sonra odaya geçtiğimizde Murat yanıma oturdu. Yüzünde garip bir mahcubiyet vardı ama yine de gururunu yutamıyordu. “Bak gördün mü? Başardın işte,” dedi sanki her şey normalmiş gibi.

Ona döndüm ve sessizce ama kararlı bir şekilde konuştum:
“Senin desteğine en çok ihtiyacım olduğu anda beni eleştirdin Murat. Ben senden güç almak isterken sen beni daha da zayıf hissettirdin. Bunu unutmayacağım.”

Murat sustu. O gece oğlumuzun beşiğinde uyuduğunu izlerken içimde karmaşık duygular vardı: Hem zafer hem de hüzün…

Ertesi gün annem yanıma geldiğinde gözlerimin içine baktı:
“Elif’im, seninle gurur duyuyorum. Ama unutma; kadın olmak bazen yalnız kalmak demek bu ülkede.”

Annemin sözleri içimi dağladı. Gerçekten de kadın olmak; bazen en yakınındakiler tarafından bile anlaşılmamak demekti.

Günler geçti, eve döndük. Murat bana karşı daha mesafeli ama aynı zamanda daha dikkatliydi. Sanki yaptığı hatanın farkında ama özür dilemeye cesareti yoktu.

Bir akşam mutfakta bulaşık yıkarken yanıma geldi:
“Elif… O gün sana haksızlık ettiğimi biliyorum. Ama ben de çok korktum. Ne yapacağımı bilemedim.”

İçimdeki öfke biraz hafifledi ama tam olarak geçmedi.
“Murat, korkmak başka; bana yüklenmek başka… Ben senden sadece yanımda olmanı istedim,” dedim.

O günden sonra aramızda görünmez bir duvar oluştu. Murat oğluna iyi bir baba olmaya çalışıyor ama bana karşı hep mesafeli… Ben ise her gece oğlumu uyuturken kendi kendime soruyorum:
“Bir kadının gücünü anlamak için illa acı mı çekmesi gerekir? Neden en yakınlarımız bile bizi anlamakta bu kadar zorlanıyor?”

Sizce de kadınların gücünü görmek için illa böyle sınavlardan geçmesi mi gerekiyor? Yoksa biz mi anlatamıyoruz derdimizi?