Kendi Çocuğuna Bakmak Yerine Annesine Sığındı: Suçlu Ben miyim?
“Senin yüzünden oldu Elif!” diye bağırdı Zeynep, gözleri dolu dolu bana bakarken. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Oğlum Emir’in ağlaması, mutfaktan gelen çaydanlık sesi ve annemin salondan yükselen televizyon sesi birbirine karışıyordu. Sanki evde herkes vardı ama ben, o kalabalığın ortasında tek başımaydım.
Hamileliğim boyunca hep güçlü olmaya çalıştım. Eşim Serkan’a yük olmamak için kendi sıkıntılarımı hep içime attım. “Sen çalış, ben hallederim,” dedim. “Sen yorulma, ben ilgilenirim,” dedim. Ama Emir doğduktan sonra işler değişti. Geceleri uykusuz kalıp sabahları gözlerim kan çanağına dönerken Serkan’ın tek yaptığı, annesine telefon açıp “Anne, Elif çok yoruluyor, sen gelsene,” demek oldu.
İlk başta annesinin yardımı iyi geldi. Ama zamanla Serkan, oğluyla ilgilenmek yerine annesine daha çok güvenmeye başladı. Ben ise, kendi evimde misafir gibi hissetmeye başladım. Kayınvalidem Hatice Hanım her şeye karışıyor, “Bebek şöyle tutulmaz,” “Sütünü böyle vermezsin,” diye beni sürekli eleştiriyordu. Bir gün, Emir’i kucağıma almak isterken Hatice Hanım elimi itip “Sen daha yeni annesin, ben daha iyi bilirim,” dediğinde içimdeki sabır taşı çatladı.
Serkan’a defalarca derdimi anlatmaya çalıştım. “Bak Serkan, ben de annelik öğreniyorum. Sen de biraz ilgilensen olmaz mı?” dedim. O ise gözlerini kaçırıp “Ben anlamam bu işlerden Elif, annem varken sorun yok,” dedi. O an anladım ki, yalnızdım.
Bir akşam Zeynep geldi. Çocukluk arkadaşımdır; her şeyimi bilirdi. Ona içimi döktüm: “Serkan hiç yardımcı olmuyor, kayınvalidem sürekli beni eleştiriyor. Kendi evimde nefes alamıyorum Zeynep!” dedim. O ise bana öyle bir baktı ki… “Elif, sen de biraz fazla hassas davranıyorsun. Belki de Serkan’ı çok üstüne gittin, adam da annesine sığındı. Belki de suç biraz sende,” dedi. O an dünyam başıma yıkıldı.
O gece Emir’i uyuturken gözyaşlarımı tutamadım. Annem aradı, sesimi duyunca hemen anladı: “Kızım ne oldu?” dedi. “Anne, ben kötü bir anne miyim? Kötü bir eş miyim?” diye sordum. Annem sustu, sonra yavaşça “Elif’ciğim, bazen insanlar kendi korkularını başkasına yüklerler. Sen elinden geleni yapıyorsun,” dedi.
Ama yetmiyordu…
Bir sabah Emir’in ateşi çıktı. Panikledim; Serkan’a seslendim: “Serkan! Emir’in ateşi var!” O ise pijamalarıyla salona geçti ve hemen annesini aradı: “Anne, Emir’in ateşi çıkmış, sen gel bak.” O an içimde bir öfke patladı: “Serkan! Sen babasısın! Bir kere de sen ilgilensen ne olur? Hep anneni çağırıyorsun! Ben senin eşinim, bu çocuk ikimizin!” dedim. Serkan ise bana bakmadan “Abartıyorsun Elif,” dedi.
O gün kayınvalidem yine geldi; bana neredeyse hiç söz hakkı bırakmadan Emir’i kucağına aldı ve bana mutfağı işaret etti: “Sen çay koy kızım.” O an mutfağa geçtim ama ellerim titriyordu. Kendi evimde hizmetçi gibi hissettim.
Gece olunca Emir’i uyuttum ve Serkan’la konuşmaya karar verdim. “Bak Serkan,” dedim, “Ben yalnız hissediyorum. Senin desteğine ihtiyacım var. Sadece annenin değil, senin de babalığı öğrenmen gerek.” Serkan ise televizyona bakarak “Ben çalışıyorum Elif, yoruluyorum. Annem varken sorun yok işte,” dedi.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Kafamda binlerce soru… Ben mi yanlış yapıyorum? Çok mu hassasım? Yoksa gerçekten suçlu olan ben miyim?
Bir hafta sonra Zeynep tekrar geldi. Yüzüme bakmadan oturdu: “Elif, Serkan’la konuştum geçen gün. Diyor ki sen çok baskı yapıyormuşsun ona… Belki de biraz rahat bıraksan her şey yoluna girer.” O an içimdeki tüm umutlar söndü.
Bir akşam annem bana geldi; yüzümdeki yorgunluğu görünce sarıldı: “Kızım, bazen insanlar seni anlamaz ama sen kendini bırakma. Herkesin anneliği kendine özeldir.” Annemin bu sözleriyle biraz güç buldum ama yine de yalnızdım.
Bir gün Emir’in ilk adımlarını attığını gördüm; o an sevinçle Serkan’a seslendim ama o yine işten yeni gelmişti ve yorgundu: “Annem görsün Elif, o daha çok hak ediyor,” dedi. İçimde bir şeyler koptu…
Geceleri Emir’i uyuturken ona bakıp ağladım: “Oğlum, senin için güçlü olmam gerek ama bazen çok yoruluyorum… Baban neden anlamıyor bizi?” dedim.
Bir gün cesaretimi topladım ve Serkan’a son kez konuştum: “Ya bu evde birlikte aile oluruz ya da ben kendi yolumu çizerim Serkan! Ben artık kendimi yok sayamam.” O ise ilk defa sustu…
Şimdi düşünüyorum; acaba gerçekten suçlu olan ben miyim? Yoksa toplumun kadınlara yüklediği bu görünmez yükler mi bizi böyle yalnız bırakıyor? Sizce bir anne olarak fazla mı şey bekliyorum yoksa gerçekten hak ettiğim desteği istemek yanlış mı?