On Gün Sonra: Ev Sessizliğe Büründü
Kapıyı açtığımda, içeriye yayılan sessizlik bir tokat gibi çarptı yüzüme. “Burak?” diye seslendim, ama cevapsız kalan yankım duvarlarda asılı kaldı. Anahtarımı masaya bırakırken, içimde bir huzursuzluk kıpırdanıyordu. Salona geçtim, televizyonun önünde her zamanki gibi dağınık duran terlikleri yoktu. Mutfakta, sabah kahvesini içtiği kupa yerinde değildi. Sanki ev, Burak’ın varlığını silmek için elbirliğiyle çalışmıştı.
Odaya girdiğimde, gardırobun kapaklarını açtım. Onun yazlık gömlekleri, tıraş makinesi, diş fırçası… Hepsi gitmişti. Yatağın kenarına oturdum, gözlerimden yaşlar süzüldü. On gündür aramızda soğuk bir rüzgar esiyordu, ama bu kadarını beklememiştim. “Demek sonunda yaptı,” dedim kendi kendime. “Beni terk etti.”
Telefonumu elime aldım, annemi aramak istedim ama parmaklarım titredi. Annemle aramızda yıllardır süren bir mesafe vardı; onun gözünde ben hep başarısız, yetersiz bir kızdım. Babam ise sessizliğini korurdu, annemin gölgesinde kaybolmuştu. Yine de, başka kimsem yoktu.
Birden kapı çaldı. Kalbim hızla atmaya başladı. Belki Burak geri dönmüştür diye umutlandım. Kapıyı açınca karşıma komşum Ayşe çıktı.
“İrem, iyi misin? Bugün seni çok sessiz gördüm de…”
Gözyaşlarımı saklamaya çalıştım. “İyiyim Ayşe abla, sadece biraz yorgunum.”
Ayşe abla başını salladı. “Bak kızım, ne olursa olsun yalnız değilsin. Bir şeye ihtiyacın olursa kapım açık.”
Teşekkür edip kapıyı kapattım. O an anladım ki, gerçekten yalnızdım.
O gece uyuyamadım. Burak’ın bana son zamanlarda nasıl yabancılaştığını düşündüm. İşten geç gelmeler, kısa cevaplar, göz göze gelmemek için kaçışlar… Birlikte kurduğumuz hayallerin nasıl da birer birer sönüp gittiğini fark ettim.
Sabah olduğunda, işe gitmek için hazırlandım ama aynada kendime bakınca tanıyamadım kendimi. Gözlerim şişmişti, saçlarım darmadağındı. “Bunu hak edecek ne yaptım?” diye sordum kendime.
Ofiste kimseye bir şey belli etmemeye çalıştım ama arkadaşım Elif hemen anladı.
“İrem, neyin var? Yüzünden düşen bin parça.”
Başımı eğdim. “Burak gitti… Eşyalarını toplamış, hiçbir şey söylemeden gitmiş.”
Elif sarıldı bana. “Bazen insanlar konuşmaya bile cesaret edemezler. Ama sen güçlü bir kadınsın, bunu atlatırsın.”
Güçlü müydüm gerçekten? Eve döndüğümde Burak’ın yokluğunu daha da derinden hissettim. Onunla yaşadığımız tartışmalar aklıma geldi: Annemin sürekli evliliğimize karışması, Burak’ın işsiz kaldığı dönemde ona destek olamamam… Belki de her şeyin sebebi bendim.
Bir hafta sonra annem aradı.
“İrem, nasılsın kızım? Uzun zamandır sesin çıkmıyor.”
Yutkundum. “İyiyim anne… Burak gitti.”
Annemin sesi buz gibi oldu. “Ben sana demedim mi? O çocuğa fazla yüz verdin. Biraz dik duraydın böyle olmazdı!”
Gözlerim doldu yine. “Anne, şimdi suçlu aramanın zamanı değil. Sadece biraz desteğe ihtiyacım var.”
“Desteğe mi ihtiyacın var? Sen küçükken de hep böyleydin zaten! Her şeyi başaramazdın!”
Telefonu kapattım. Annemden beklediğim sıcaklığı yine bulamamıştım.
O gece eski fotoğraflarımıza baktım. Düğünümüzde ne kadar mutluyduk; Burak bana bakarken gözleri parlıyordu. Şimdi ise aramızda sadece sessizlik ve kırgınlık vardı.
Bir sabah Burak’tan bir mesaj geldi: “İrem, özür dilerim böyle gittiğim için ama artık devam edemiyordum. Kendimi kaybolmuş hissediyordum.” Sadece bu kadar.
Cevap yazamadım. İçimde bir öfke kabardı: Neden konuşmadık? Neden savaşmadık? Neden her şey bu kadar kolayca bitti?
Aylar geçti, ben de değişmeye başladım. Önce küçük adımlarla başladım: Sabahları yürüyüşe çıktım, yeni tarifler denedim, Elif’le sinemaya gittim. Yalnızlığımı kabullenmek zorunda kaldım ama bu bana güç verdi.
Bir gün babam aradı.
“Kızım, annenle tartıştık yine… Ama ben seni çok özledim. Gelip seni görebilir miyim?”
Babamla buluştuğumuzda gözlerimiz doldu ikimizin de.
“Bazen insan en sevdiklerini bile kaybedebiliyor,” dedi babam sessizce.
“Ama yine de hayat devam ediyor değil mi baba?”
Babam başını salladı ve elimi tuttu.
Şimdi evimde tek başıma otururken düşünüyorum: Acaba insan en çok kimi kaybedince büyüyor? Yoksa en çok kendini mi kaybedince?
Sizce bir insan yeniden başlamayı nasıl başarır? Yalnızlıkla baş etmek için siz neler yapardınız?