Doğum Gecesi: Bir Türk Kadınının Sessiz Çığlığı
“Yeter artık, Zeynep! Herkes doğuruyor, sen de abartıyorsun!”
Bu cümle, doğumhanenin soğuk duvarlarında yankılandı; ama asıl içimde, kalbimin en derin köşesinde bir iz bıraktı. O an, sancılarımın en şiddetli olduğu dakikalardı. Annem yanımda yoktu, babam hastane kapısında dua ediyordu. Ama en çok ihtiyacım olan kişi, eşim Murat, yanımda olmaktan çok uzaktı. Elimi tutmasını, gözlerime bakıp “Korkma, ben buradayım” demesini beklerken, yüzünde sabırsız bir ifade ve dudaklarında o acımasız cümleyle baş başa kaldım.
İçimdeki fırtına, bedenimdeki sancıdan daha büyüktü. O an, Murat’ın bana bakışında yıllardır biriktirdiğim umutların, hayallerin bir bir yıkıldığını hissettim. “Belki de ben fazla hassasım,” diye düşündüm bir an. Ama sonra, içimdeki o ince ses, “Hayır Zeynep, bu senin hakkın. Sevgi ve destek istemek hakkın,” dedi.
Doğumdan önce her şey farklıydı. Murat’la üniversitede tanışmıştık. O zamanlar bana şiirler yazan, gözlerimin içine bakıp “Seninle bir ömür” diyen adam gitmiş, yerine bambaşka biri gelmişti. Evliliğimizin ilk yıllarında, ailelerimizin de baskısıyla her şey yolunda gibi görünüyordu. Ama zaman geçtikçe, Murat’ın ilgisi azaldı, sorumluluklar arttı. Annem hep “Erkekler böyledir, çok üstüne gitme,” derdi. Ama ben, içimdeki boşluğu kimseye anlatamıyordum.
O gece hastanede, sancılarım arasında Murat’ın telefonda annesiyle konuştuğunu duydum. “Anne, Zeynep çok nazlanıyor. Daha ne kadar sürecek bilmiyorum.” O an gözlerimden yaşlar süzüldü. Hemşire gelip elimi tuttu, “Güçlü ol kızım, az kaldı,” dedi. O an, bana en büyük desteği yabancı birinin vermesi ne acıydı.
Sabaha karşı kızım Elif dünyaya geldi. Onun ilk ağlayışıyla birlikte gözyaşlarım sel oldu. Hem mutluluktan hem de içimdeki kırgınlıktan… Murat ise köşede sessizce oturuyordu. Kucağıma Elif’i verdiklerinde, ona bakıp “Sana söz veriyorum kızım, asla yalnız bırakmayacağım,” dedim içimden.
Taburcu olduğumuzda evde bambaşka bir mücadele başladı. Kayınvalidem her gün arayıp “Süt geliyor mu? Çocuk ağlıyor mu? Murat’a yemek yaptın mı?” diye soruyordu. Murat ise işten gelip televizyonun karşısına geçiyor, Elif’in ağlamasına aldırış etmiyordu. Bir gece Elif ateşlendi, panikle Murat’ı uyandırdım. “Zeynep, sen abartıyorsun. Her çocuk hasta olur,” dedi ve dönüp uyumaya devam etti. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim.
Bir sabah annem ziyarete geldi. Gözlerimin altındaki morlukları görünce “Kızım, iyi misin?” diye sordu. Dayanamadım, her şeyi anlattım. Annem uzun uzun sustu, sonra “Senin mutluluğun her şeyden önemli. Kimse için kendini feda etme,” dedi. O an ilk defa kendimi düşünmeye başladım.
Geceleri Elif’i uyuturken pencereden dışarı bakıp hayaller kurardım. “Acaba başka bir hayat mümkün mü?” diye sorardım kendime. Bir gün Murat eve geç geldi. Yorgun ve sinirliydi. “Neden yemek hazır değil? Elif yine mi ağlıyor? Sen hiç değişmeyecek misin?” diye bağırdı. O an dayanamadım, “Ben de insanım Murat! Benim de duygularım var!” diye haykırdım. O an evde bir sessizlik oldu. Elif’in ağlaması bile sustu sanki.
O gece sabaha kadar düşündüm. Kendi değerimi, kadınlığımı, anneliğimi… Sabah olunca Murat’la konuşmaya karar verdim. “Murat, ben bu şekilde devam edemem. Ya birlikte bu evliliği kurtarırız ya da yollarımızı ayırırız,” dedim. Murat ilk defa şaşırdı. “Ne diyorsun Zeynep?” dedi. “Ben artık kendimi yok saymak istemiyorum. Elif için güçlü olmam lazım. Senin de bana destek olman lazım,” dedim.
O günden sonra evde bir şeyler değişmeye başladı. Murat önce anlamadı, sonra yavaş yavaş sorumluluk almaya başladı. Elif’le ilgilendi, bana yardım etti. Ama içimdeki kırgınlık kolay kolay geçmedi. Bazen geceleri Elif’i uyuturken o doğum gecesini hatırlıyorum. O cümleleri… O yalnızlığı…
Şimdi Elif üç yaşında. Ben ise kendimi yeniden keşfetmeye başladım. Bir kursa yazıldım, yeni arkadaşlar edindim. Kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğreniyorum. Murat’la aramızda hâlâ sorunlar var ama artık kendimi daha fazla ezdirmiyorum.
Bazen düşünüyorum: Bir kadın olarak ailede saygı görmek neden bu kadar zor? Neden duygularımız hep ikinci planda kalıyor? Siz hiç böyle bir yalnızlık yaşadınız mı? Ya da bir gecede hayatınızın değiştiğini hissettiniz mi? Cevaplarınızı merak ediyorum…