Ben Sadece Bir Büyükanne Değilim: Hayatımın En Zor Kararı
“Anne, Defne’yi saat üçte okuldan alırsın, değil mi? Benim toplantım var, Murat da geç gelecek.”
Elif’in sesi telefonda titriyordu ama ben daha fazla dayanamayacağımı biliyordum. O an, mutfağımda çayımı karıştırırken, içimde bir şeyler koptu. 62 yaşındaydım ve yıllardır herkesin yükünü sırtlanmıştım. Eşim Halil’i beş yıl önce kaybettim; o günden beri yalnızdım ama yalnızlığımı kabullenmiştim. Hayatım boyunca çocuklarım için yaşadım, onların mutluluğu için kendi isteklerimi hep erteledim. Ama artık yorulmuştum.
“Elif,” dedim derin bir nefes alarak, “Ben Defne’ye bakamayacağım. Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum.”
Bir an sessizlik oldu. Elif’in nefesi kesildi sanki. Ardından öfkeyle karışık bir hayal kırıklığıyla bağırdı:
“Anne! Sen nasıl böyle bir şey söylersin? Herkesin annesi torununa bakıyor! Sen de bakacaksın!”
Gözlerim doldu. O an, geçmişteki tüm fedakarlıklarım gözümün önünden geçti. Elif’in doğumunda sabahlara kadar başında bekleyişim, Murat’ın işsiz kaldığı dönemde onlara para bulmak için yaptığım ek işler… Şimdi ise, sadece biraz huzur istiyordum. Sabahları sahilde yürüyüş yapmak, arkadaşlarımla kahve içmek, belki bir kursa gitmek… Ama Elif ve Murat için ben sadece bir bakıcıydım artık.
O akşam Elif ve Murat eve geldiler. Yüzlerinde öfke ve hayal kırıklığı vardı. Defne ise bana sarılmak istedi ama Elif onu kolundan çekti.
“Anne, senin yüzünden Defne’yi kreşe vermek zorunda kalacağız! Kreşler çok pahalı! Biz sana güvenmiştik!”
Murat da araya girdi:
“Senin işin gücün ne ki? Evde oturuyorsun zaten! Biraz torununa bakmak bu kadar mı zor?”
İçimdeki öfke ve üzüntü birbirine karıştı. Yıllarca çalıştım, emekli oldum. Şimdi biraz huzur istemek suç muydu? Onlara anlatmaya çalıştım:
“Ben sizi çok seviyorum ama artık kendime de zaman ayırmak istiyorum. Ben sadece büyükanne değilim, ben de bir insanım.”
Elif’in gözleri doldu ama öfkesi daha ağır bastı:
“Sen bencil olmuşsun anne! Herkesin annesi torununa bakıyor, sen neden farklısın?”
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Kendi kendime sordum: Gerçekten bencil miydim? Yıllarca başkaları için yaşadıktan sonra biraz kendim için yaşamak istemem bencillik miydi?
Ertesi gün komşum Ayşe Hanım uğradı. Ona her şeyi anlattım. O da benzer şeyler yaşamıştı.
“Benim kız da aynı,” dedi iç çekerek. “Sanki biz onların hizmetçisiyiz… Ama haklısın, biraz da kendimizi düşünmeliyiz.”
Ayşe Hanım’ın sözleri bana güç verdi. O gün sahile indim, denizi izledim. İçimde hafif bir huzur hissettim. Ama akşam eve döndüğümde telefonumda Elif’ten gelen uzun bir mesaj vardı:
“Anne, senin bu tavrını asla unutmayacağım. Bize sırtını döndün. Defne de büyüyünce her şeyi öğrenecek.”
Gözyaşlarımı tutamadım. Bir anne olarak çocuklarımı üzmek istemezdim ama artık kendi hayatımı da yaşamak istiyordum. O gece eski fotoğraflara baktım; Elif’in çocukluğu, ailece pikniklerimiz… İçim burkuldu. Ama sonra aynada kendime baktım ve ilk defa kendimi gördüm: Yorgun ama hâlâ umutlu bir kadın.
Günler geçti, Elif ve Murat bana küstü. Defne’yi göremedim, ev sessizleşti. Komşular dedikodu yapmaya başladı: “Ayşe Hanım’ın kızı da annesine küsmüş… Şimdiki gençler nankör!” diyenler oldu. Bazıları ise beni suçladı: “Torununa bakmayan büyükanne mi olurmuş?”
Bir gün markette eski arkadaşım Gülten Hanım’a rastladım. O da benzer şeyler yaşamıştı.
“Bak,” dedi bana sarılırken, “Biz yıllarca çocuklarımız için yaşadık. Şimdi biraz da kendimiz için yaşayalım. Onlar da kendi ailelerini kurmayı öğrensinler.”
Bu sözler bana güç verdi. Artık sabahları yürüyüşe çıkıyor, kitap okuyorum, bazen tiyatroya gidiyorum. Hayatın tadını yeniden almaya başladım. Ama içimde hâlâ bir sızı var: Defne’yi özlüyorum.
Bir gün kapı çaldı. Açtığımda karşımda Defne’yi gördüm; yanında Elif vardı. Elif’in gözleri şişmişti ağlamaktan.
“Anne,” dedi titrek bir sesle, “Belki de seni anlamaya çalışmalıyım… Ama bana çok ağır geldi bu durum.”
Defne bana sarıldı, “Babaannem seni çok özledim,” dedi.
O an gözyaşlarımı tutamadım. Elif’e sarıldım.
“Elif,” dedim, “Seni çok seviyorum ama ben de insanım… Biraz da kendimi sevmek istiyorum.”
Elif başını salladı, gözlerinden yaşlar süzüldü.
Şimdi aramızda hâlâ mesafe var ama birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. Belki zamanla her şey düzelir…
Ama size soruyorum: Bir anne ya da büyükanne olarak kendi hayatınızı yaşamak istemek bencillik mi? Siz olsanız ne yapardınız?