Kendi Hayatımın Bedeli: Bir Anne, Bir Kadın, Bir İnsan

“Anne, lütfen! Yeter artık, gerçekten! Zeynep’i bu hafta sonu göremeyeceksin. Sana güvenemem.”

Elif’in sesi telefonda titriyordu, ama kararlılığı her kelimesine sinmişti. O an, sanki içimde bir şeyler kırıldı. Elif’in bana böyle konuşmasına alışkın değildim. Yıllarca onun için yaşadım, onun için çalıştım, onun için ağladım. Şimdi ise, kendi hayatımı kurmaya çalıştığım için bana deli muamelesi yapıyordu.

Telefonu kapattıktan sonra ellerim titredi. Salonda yalnız başıma otururken, duvardaki eski aile fotoğrafına baktım. Elif’in ilkokul mezuniyetinde çekilmişti. O zamanlar ne kadar mutluyduk… Ya da ben öyle sanıyordum. Kocam Cemal’in vefatından sonra hayatımızda büyük bir boşluk oluşmuştu. Elif daha on iki yaşındaydı. O günden sonra hem anne hem baba oldum ona. Hiçbir zaman şikayet etmedim. Geceleri gizlice ağladığımda bile sabahları ona gülümsemeyi başardım.

Elif büyüdü, üniversiteyi kazandı, evlendi. Sonra Zeynep doğdu. Torunumun ilk adımlarını ben gördüm, ilk kelimesini ben duydum. Elif çalışırken ben Zeynep’e baktım, hastalandığında sabahlara kadar başında bekledim. Elif’in eşi Murat işten geç gelirdi; evdeki huzursuzlukları bile ben yatıştırırdım.

Ama şimdi… Şimdi Elif bana deli diyor. Sırf geçen ay mahalledeki kadınlarla tiyatroya gitmek istediğim için, sırf yeni bir hobi edinip resim kursuna yazıldığım için… Sanki bir kadının kendi hayatı olamazmış gibi.

Geçen hafta Elif’e söyledim: “Kızım, ben de insanım. Benim de hayallerim var.”

O ise bana öyle bir baktı ki… Sanki yıllardır tanıdığı annesi değil de, yabancı biriymişim gibi.

“Anne, senin yaşında kadınlar evde oturur, torununa bakar. Ne tiyatrosu? Ne resmi? Komşular ne der?”

İşte o an anladım; Elif beni sadece bir anne olarak görüyordu. Kadın olduğumu, insan olduğumu unutmuştu.

O gece uyuyamadım. Yastığa başımı koyduğumda gözlerimden yaşlar süzüldü. Kendime sordum: Ben nerede hata yaptım? Neden kızım bana böyle davranıyor? Onun için her şeyimi feda ettim…

Bir hafta boyunca Elif aramadı. Zeynep’i göremedim. Ev sessizdi; duvarlar üstüme üstüme geliyordu. Sonunda dayanamadım, Elif’in evine gittim. Kapıyı açtı; yüzünde öfke vardı.

“Anne, sana söyledim! Zeynep’i göremezsin.”

“Ne olur Elif… Sadece beş dakika göreyim torunumu.”

“Hayır! Sen artık güvenilir değilsin. Kendi hayatını düşünüyorsun, bizi değil.”

O an içimde bir öfke kabardı. Yıllardır sustuğum her şey dilimin ucuna geldi.

“Elif! Senin için gençliğimi verdim! Hiçbir şey istemedim senden! Ama artık ben de yaşamak istiyorum! Ben de insanım!”

Elif’in gözleri doldu ama geri adım atmadı.

“Anne… Ben senden sadece annem olmanı istedim.”

“Ben sadece anne değilim! Ben bir kadınım!”

Kapıyı yüzüme kapattı. O an sokağın ortasında kaldım; gözyaşlarımı tutamadım.

Eve döndüğümde komşum Ayşe Hanım beni gördü.

“Hayırdır Hatice Abla, ne oldu?”

Bir anda içimdeki her şeyi ona anlattım. Ayşe Hanım sarıldı bana.

“Senin suçun yok Hatice Abla. Biz kadınlar hep kendimizi unutuyoruz. Ama artık değişmeli bu işler.”

O gece Ayşe Hanım’la uzun uzun konuştuk. Mahalledeki kadınların çoğu benim gibiymiş; çocukları büyütmüşler, torun bakmışlar, ama kendileri yok olmuşlar.

Ertesi gün resim kursuna gittim yine de. Fırçayı elime alınca içimde bir huzur hissettim. Renkler tuvale aktıkça sanki yılların yükü omuzumdan kalktı.

Bir hafta sonra Elif aradı.

“Anne… Konuşmamız lazım.”

Buluştuk bir kafede. Gözleri yorgundu.

“Anne… Belki de sana haksızlık ettim,” dedi sessizce. “Ama korkuyorum… Sen değişiyorsun ve ben seni kaybedeceğim diye korkuyorum.”

Elini tuttum.

“Elif… Ben hep senin annen olacağım. Ama artık kendimi de bulmak istiyorum.”

Bir süre sessiz kaldık. Sonra Elif başını eğdi.

“Zeynep seni çok özledi,” dedi.

O an içimde bir umut filizlendi. Belki de her şey düzelecek… Belki de biz anneler ve kızlar birbirimizi anlamayı öğrenebiliriz.

Şimdi her hafta Zeynep’le buluşuyoruz. Elif bazen bana kızıyor, bazen destek oluyor ama artık ben de kendimi unutmayacağım.

Bazen aynaya bakıp kendi kendime soruyorum: Bir kadının kendi hayatını istemesi bencillik mi? Sizce biz anneler ne zaman kendimiz olmayı hak ediyoruz? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın…