Artık Bize Gerek Yok: Bir Kadının Sessiz Çığlığı
“Merve Hanım, lütfen odama gelir misiniz?” Patronumun sesi, ofisin ortasında yankılandı. Herkesin bakışları üzerime çevrildi. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Masamdan kalkarken ellerim titriyordu. Son zamanlarda yaşadığım her şeyin ağırlığı omuzlarımda bir dağ gibi duruyordu. Boşanmanın ardından oğullarımı tek başıma büyütmeye çalışırken, şimdi de işimi kaybetme korkusu içimi kemiriyordu.
Patronumun odasına girdiğimde, göz göze gelmekten kaçındım. Masasının arkasında oturuyordu, yanında insan kaynaklarından Ayşe Hanım vardı. Ayşe Hanım’ın gözleri yerdeydi, belli ki o da bu konuşmayı yapmak istemiyordu.
“Biliyorsun, son zamanlarda işlerimiz iyi gitmiyor,” dedi patronum soğuk bir ifadeyle. “Performansında da bir düşüş var. Anlıyorum, zor bir dönemden geçiyorsun ama şirket olarak bazı kararlar almak zorundayız.”
Bir an için nefesim kesildi. “Ne demek istiyorsunuz?” dedim kısık bir sesle.
“Yani… artık bize gerek yok Merve Hanım. Bugün itibariyle iş akdiniz sona eriyor.”
O an dünya başıma yıkıldı. Sanki içimdeki tüm umutlar bir anda söndü. Gözlerim doldu ama ağlamamaya çalıştım. “Ama… Benim iki çocuğum var. Onları tek başıma büyütüyorum. Lütfen… Bir şans daha verin,” dedim yalvarırcasına.
Ayşe Hanım hafifçe başını eğdi, “Elimizden bir şey gelmiyor Merve. Çok üzgünüz.”
Odayı terk ederken ayaklarım geri geri gidiyordu. Ofisteki arkadaşlarım bana bakıyordu; bazıları üzgün, bazıları ise sessizce kendi işine dönmüş. Masamı toplarken Elif yanıma geldi.
“Merve, ne oldu? Patron seni çağırdı diye çok korktum,” dedi endişeyle.
“Beni işten çıkardılar Elif,” dedim boğuk bir sesle.
Elif’in gözleri doldu, bana sarıldı. “Sen çok güçlüsün Merve. Bunu da atlatacaksın. Bak, ben de sana iş aramanda yardımcı olurum. Sakın pes etme.”
Ama içimdeki ses başka bir şey söylüyordu: “Artık kimseye gerek yokmuşum gibi hissediyorum.”
O gün eve dönerken otobüste camdan dışarı baktım. İstanbul’un gri gökyüzü, içimdeki kasveti yansıtıyordu. Eve vardığımda oğullarım Ege ve Baran kapıda beni bekliyordu.
“Anne! Bugün okulda ne oldu biliyor musun?” diye bağırdı Ege.
Gülümsemeye çalıştım ama yüzümdeki ifadeyi saklayamadım. Baran hemen fark etti.
“Anne, iyi misin?”
Onlara yalan söylemek istemedim. “Bugün biraz zor bir gün geçirdim çocuklar,” dedim sessizce.
Akşam yemeğinde sofrada sessizlik hakimdi. Oğullarımın gözlerinde endişe vardı. Onlara güçlü görünmek zorundaydım ama içimde fırtınalar kopuyordu.
Gece herkes uyuduktan sonra mutfakta tek başıma oturdum. Annemi aramak istedim ama onun da bana yük olacağını düşündüm. Babam yıllar önce vefat etmişti; annem ise küçük kasabamızda yalnız yaşıyordu ve bana maddi olarak destek olamazdı.
Birden telefonum çaldı. Arayan ablam Zeynep’ti.
“Merve, iyi misin? Elif aradı, işten çıkarılmışsın diye duydum.”
Gözyaşlarımı tutamadım. “Ablacığım, ne yapacağım bilmiyorum. Çocuklar… Kira… Faturalar…”
Zeynep’in sesi kararlıydı: “Bak Merve, sen bu hayatta ne fırtınalar atlattın. Ben de sana elimden geldiğince destek olacağım. Yarın çocukları bana bırak, sen de iş bakmaya başla.”
Ertesi sabah çocukları ablama bırakıp iş aramaya başladım. Her yere CV bıraktım, internetten başvurular yaptım ama çoğu yer ya tecrübemi yetersiz buldu ya da çocuklu olduğum için çekimser davrandı.
Bir gün eski eşim Serkan aradı. Telefonda sesi soğuktu.
“Merve, çocukların okul masrafları için para göndermem gerekecek mi yine? Benim de işlerim iyi gitmiyor.”
Sinirlerim gerildi ama sakin kalmaya çalıştım. “Serkan, bu çocuklar ikimizin de sorumluluğu. Lütfen biraz yardımcı ol.”
“Ben elimden geleni yapıyorum zaten,” dedi ve telefonu kapattı.
O an anladım ki bu hayatta gerçekten yalnızdım. Ama pes edemezdim. Çocuklarım için ayakta kalmalıydım.
Bir gün mahalledeki markette kasiyer aranıyor ilanını gördüm. Gururumu bir kenara bırakıp başvurdum. Market sahibi Mehmet Bey bana acıyarak baktı.
“Üniversite mezunusun Merve Hanım, burada çalışmak ister misin gerçekten?”
“İsterim Mehmet Bey,” dedim kararlı bir şekilde. “Çocuklarımı aç bırakmamam lazım.”
İşe başladığım ilk gün ellerim titreyerek kasada durdum. Eski komşularımdan biri geldiğinde yüzümü saklamaya çalıştım ama o beni tanıdı.
“Ay Merve, ne oldu sana böyle? Sen ofiste çalışıyordun hani?”
Yutkundum, “Hayat işte… Bazen her şey altüst oluyor,” dedim.
O günden sonra mahallede hakkımda konuşmalar başladı: “Kocası terk etti, şimdi markette çalışıyor… Zavallı kadın…”
Ama ben her şeye rağmen sabahları oğullarıma sarılıp onları okula göndermeye devam ettim. Akşamları yorgun argın eve döndüğümde onların gülüşü bana güç verdi.
Bir gece Ege yanıma gelip sarıldı: “Anne, sen dünyanın en güçlü annesisin.”
O an gözyaşlarımı tutamadım ve oğluma sıkıca sarıldım.
Hayat bazen insanı en dibe çeker ama oradan çıkmak için bir sebep bulmak gerekir. Benim sebebim oğullarım oldu.
Şimdi size soruyorum: Siz hiç hayatınızda her şeyinizi kaybettiğinizi düşündüğünüz bir anda yeniden başlamayı başarabildiniz mi? Yalnız kaldığınızda sizi ayağa kaldıran ne oldu?