Evde Yabancı: Bir Türk Annenin Sessiz Çığlığı
“Yine mi tuzunu fazla koydun çorbanın, Gülşen?”
Kayınvalidemin sesi mutfağın duvarlarında yankılandı. O an, elimdeki kepçeyi bırakıp derin bir nefes aldım. İçimde biriken öfkeyi yutmaya çalışırken, gözüm oğlum Emir’e takıldı. Masada sessizce oturuyordu, gözleriyle bana bakıyor, ama hiçbir şey söylemiyordu. Sanki o da bu evde konuşmaya hakkı olmadığını biliyordu.
Eşim Murat ise akşam haberlerini izliyordu. Annemin sesiyle irkildi, ama bana dönüp bakmadı bile. “Anne, abartma artık,” demesini bekledim. Ama o, her zamanki gibi sessizliğe gömüldü. Sanki bu evde herkesin rolü belliydi: Kayınvalidem eleştirir, ben susar, Murat ise görmezden gelirdi.
İçimdeki kırgınlıkla sofrayı toplarken, kayınvalidem yine başladı:
“Benim zamanımda kadınlar böyle miydi? Her şeyin en iyisini yapardık. Şimdi gençler tembel, sorumsuz.”
Cevap vermedim. Çünkü ne söylesem, lafım havada asılı kalıyordu. Annemden öğrendiğim sabrı hatırladım. O da babamın ailesiyle aynı şeyleri yaşamıştı. Ama ben onun kadar güçlü değildim galiba.
O gece Emir’i yatırırken, küçük elleriyle elimi tuttu:
“Anne, neden üzgünsün?”
Bir an gözlerim doldu. Ona güçlü görünmek istedim ama sesim titredi:
“Yorgunum biraz, oğlum.”
Emir başını yastığa koydu, ama gözlerini benden ayırmadı. O an anladım ki, yaşadığım her şey ona da geçiyordu. Çocuklar annelerinin acısını hissederdi.
Gece Murat’la konuşmak istedim. Yanına oturdum.
“Murat, annenin sözleri beni çok yoruyor. Biraz destek olmanı istiyorum.”
Gözünü telefondan kaldırmadan cevap verdi:
“Annem yaşlı işte, takılma bu kadar. Sen de biraz alttan al.”
İçimde bir şeyler koptu o an. Yalnızdım. Kendi evimde bile yalnızdım.
Sabahları işe gitmek için evden çıkarken içimde bir huzur oluyordu. Ofisteki arkadaşlarım arasında kendimi daha değerli hissediyordum. Müdürüm Ayşe Hanım bazen bana gülümseyerek “Gülşen Hanım, iyi ki varsınız,” derdi. O anlarda kendime olan inancım geri gelirdi.
Ama akşam eve dönerken içimi yine bir sıkıntı kaplardı. Kapıyı açınca kayınvalidemin bakışlarıyla karşılaşmak, Murat’ın ilgisizliğiyle yüzleşmek… Her gün aynı döngü.
Bir gün iş çıkışı Ayşe Hanım beni kahveye davet etti.
“Gülşen, son zamanlarda çok dalgınsın. Bir derdin mi var?”
İlk defa biri bana gerçekten sormuştu. Gözlerim doldu.
“Evde sürekli eleştiriliyorum. Ne yapsam yaranamıyorum. Eşim de anlamıyor beni.”
Ayşe Hanım elimi tuttu:
“Sen iyi bir annesin, iyi bir insansın. Kimseye kendini ispatlamak zorunda değilsin. Ama bazen sınır çizmek gerekir.”
O gece düşündüm: Sınır çizmek… Ben hiç sınır çizmemiştim ki bu hayatta. Hep susmuş, hep alttan almıştım.
Bir hafta sonra yine sofradayız. Kayınvalidem çorbayı tattı ve yüzünü buruşturdu:
“Yine olmamış bu çorba.”
İlk defa sesim titremeden cevap verdim:
“Elimden geleni yaptım. Beğenmiyorsanız kendiniz yapabilirsiniz.”
Murat şaşkınlıkla bana baktı. Kayınvalidem bir an sustu, sonra öfkeyle odasına çekildi.
O akşam Murat’la tartıştık.
“Annem yaşlı kadın! Ona böyle konuşamazsın!”
“Ben de insanım Murat! Benim de duygularım var! Sen hiç yanımda olmuyorsun!”
Murat ilk defa sustu. O gece aramızda soğuk bir duvar örüldü.
Ertesi gün Emir ateşlendi. Gece boyunca başında bekledim. Kayınvalidem odasından çıkmadı, Murat ise işten geç geldi. O an anladım ki, bu evde sadece ben vardım oğlum için.
Sabah Emir’in ateşi düşünce ona sarıldım:
“Sana söz veriyorum oğlum, artık kendim için de yaşayacağım.”
O günden sonra küçük değişiklikler yapmaya başladım. Akşamları kendime zaman ayırdım, kitap okudum, yürüyüşe çıktım. Kayınvalidem söylendiğinde duymamaya çalıştım. Murat’la daha az tartıştık ama aramızdaki mesafe büyüdü.
Bir gün annemi aradım ve ağladım:
“Anne, ben bu evde çok yalnızım.”
Annem uzun uzun sustu sonra dedi ki:
“Kızım, bazen en yakınlarımız bile bizi anlamaz. Ama sen kendi değerini bilmezsen kimse bilmez.”
Bu sözler içime işledi.
Şimdi her sabah aynaya bakıp kendime şunu söylüyorum: “Sen değerlisin Gülşen.”
Belki hâlâ tam anlamıyla mutlu değilim ama artık kendimi ezdirmemeye çalışıyorum. Oğlum için, kendim için…
Siz hiç kendi evinizde yabancı gibi hissettiniz mi? Bir kadın ne kadar susmalı, ne zaman konuşmalı? Yorumlarınızı bekliyorum…