Bir Akşamda Dağılan Hayaller: Bir İhanetin Hikâyesi
— Elif… Elif, aç ne olur…
Telefonun ucunda Zeynep’in sesi titriyordu. Gecenin bir yarısı, gözlerim uykudan şişmiş, elimde titreyen telefonla yatakta doğruldum. Zeynep’in bu kadar perişan olduğunu daha önce hiç duymamıştım.
— Zeynep, ne oldu? Neden ağlıyorsun? Bir şey mi oldu annene, babana?
— Elif… Ben… Ben sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum…
— Allah aşkına, korkutma beni! Murat’a mı bir şey oldu? Yoksa çocuklara mı?
Zeynep’in sesi bir anda boğuklaştı, hıçkırıkları telefondan bile duyuluyordu. O an içime bir kurt düştü. Murat’ın adını duyunca kalbim hızla atmaya başladı.
— Elif… Murat… Murat’ı dün akşam gördüm. Yanında biri vardı…
Bir an nefesim kesildi. Sanki biri boğazımı sıkıyordu. Gözlerim karardı, ellerim buz gibi oldu.
— Kim vardı yanında? Zeynep, açık konuş!
— Bir kadın… Elif, ben seni üzmek istemezdim ama… Onları birlikte gördüm. Sarmaş dolaşlardı. Murat’ı aradım, bana iş gezisindeyim demişti ama…
Telefon elimden kayıp yere düştü. O an her şey sustu. Odayı sadece kalbimin çırpınışı dolduruyordu. Yıllardır süren evliliğim, iki çocuğumun babası, hayatımı adadığım adam… Hepsi bir anda anlamını yitirdi.
Kafamda binlerce soru dönüyordu: Neden? Ne zaman başladı? Ben neyi göremedim? Çocuklarım uyurken, ben onların başında masallar anlatırken, Murat başka bir kadının yanında mıydı?
Sabaha kadar gözümü kırpmadım. Zeynep’in söyledikleri beynimde yankılandı durdu. Sabah olunca Murat eve geldi. Yorgun ve gergindi. Göz göze gelmekten kaçındı.
— İş gezisi nasıldı? dedim soğuk bir sesle.
Bir an duraksadı.
— Yoğundu işte… Yorgunum biraz.
O an içimdeki öfke patladı.
— Dün gece neredeydin gerçekten? Hangi otelde kaldın? Yanında kim vardı?
Murat’ın yüzü bembeyaz oldu. Gözlerini kaçırdı, dudakları titredi.
— Elif, ne diyorsun sen?
— Yalan söyleme! Her şeyi biliyorum! Seni gördüler! Beni aptal yerine koyma artık!
Çocuklar odalarından çıkıp korkuyla bize baktılar. O an kendime hakim olmaya çalıştım ama gözyaşlarımı tutamadım. Murat sessizce başını eğdi.
— Elif… Ben… Çok özür dilerim… Bir hata yaptım… Sadece bir kezdi…
O an içimdeki her şey yıkıldı. Onca yılın emeği, güveni, sevgisi… Hepsi bir anda yok oldu. Annemi aradım, ağlayarak her şeyi anlattım. Annem telefonda sessizce ağladı.
— Kızım, çocukların için güçlü olmalısın. Erkekler bazen hata yapar ama aileyi ayakta tutmak kadının elindedir, dedi.
Ama ben artık güçlü olmak istemiyordum. Yıllarca fedakârlık yaptım, kendi hayallerimi erteledim, sırf çocuklarım mutlu olsun diye sustum. Şimdi ise içimde sadece kocaman bir boşluk vardı.
Zeynep yanıma geldiğinde sarıldık ve saatlerce ağladık.
— Elif, ben olmasaydım belki de hiçbir şeyden haberin olmayacaktı…
— Hayır Zeynep, iyi ki söyledin. Artık gözümü açmam gerekiyordu.
Günler geçtikçe Murat evde daha çok suskunlaştı. Çocuklar aramızdaki gerginliği hissediyordu. Kızım Defne bir gün yanıma gelip sordu:
— Anne, babam seni neden üzüyor?
O an ne diyeceğimi bilemedim. Çocuklarımı bu acının içine çekmek istemiyordum ama gerçekleri de saklayamazdım.
Murat’la defalarca konuştuk. O hep pişman olduğunu söyledi, affetmemi istedi. Ama ben affedemiyordum. Her gece gözlerimi kapattığımda o kadını ve Murat’ı yan yana hayal ediyordum.
Ailem baskı yaptı:
— Boşanmak kolay mı kızım? Çocukların var! Elalem ne der? dedi babam.
Ama ben artık elalemi düşünmek istemiyordum. Kendi hayatımı yaşamak istiyordum. Bir gün aynaya baktım ve kendime sordum: “Elif, sen mutlu musun?”
Cevabım kocaman bir hayırdı.
Bir akşam çocuklar uyuduktan sonra Murat’la oturduk.
— Artık devam edemem Murat. Sana güvenim kalmadı. Çocuklar için iyi anne-baba olabiliriz ama artık karı-koca olamayız.
Murat ağladı, yalvardı ama kararımı değiştirmedim. Boşanma süreci sancılı geçti. Ailem hâlâ bana kırgın, komşular arkamdan konuşuyor ama umurumda değil artık.
Şimdi yeni bir hayat kurmaya çalışıyorum. Çocuklarım için ayakta duruyorum ama geceleri yalnız kaldığımda içimde hâlâ büyük bir yara var.
Bazen düşünüyorum: Acaba başka türlü olabilir miydi? Affetmek mi daha doğruydu yoksa kendi yoluma gitmek mi?
Siz olsaydınız ne yapardınız? İhaneti affedebilir miydiniz yoksa kendi yolunuzu mu seçerdiniz?