Kendimi Bulduğum Yol: Anneliğin Gölgesinde Kendi Hayatımı Keşfetmek
“Anne, yine mi mercimek çorbası? Başka bir şey yapamaz mısın?” diye bağırdı Ece, mutfağın kapısında dikilmiş. O an elimdeki kepçeyi bırakıp derin bir nefes aldım. Yıllardır her akşam aynı sofrada, aynı şikayetleri dinliyordum. Oysa ben, Ece’nin ve kardeşi Emir’in her istediğini yapmak için kendi isteklerimden vazgeçeli çok olmuştu. Ama kimse bunu fark etmiyordu.
Eşim Murat ise salonda televizyonun sesini biraz daha açtı, sanki evdeki huzursuzluğu duymak istemiyormuş gibi. İçimden geçenleri kimseye anlatamıyordum. Annem hep, “Kadın dediğin önce anne olur, sonra eş, kendine sıra gelirse ne ala,” derdi. Ben de öyle öğrendim. Ama ya ben? Ben kimdim?
Bir gece herkes uyuduktan sonra mutfağa geçtim. Masanın başında oturup ellerimi başıma koydum. Gözlerimden yaşlar süzülürken sessizce dua etmeye başladım: “Allah’ım, bana sabır ver. Beni de gör.” O an içimde bir şeyler kırıldı. Yıllardır susturduğum sesim, ilk defa bu kadar net konuşuyordu: “Sen de varsın.”
Ertesi sabah Ece okula gitmek için hazırlanırken yine surat astı. “Anne, saçımı düzgün yapmamışsın!” dedi. Emir ise ayakkabısını bulamıyor diye bağırıyordu. Murat ise kahvaltı masasında gazetesine gömülmüş, bana bakmadan çayını yudumluyordu. O an dayanamadım: “Bir gün de bana teşekkür etseniz ya!” dedim yüksek sesle. Herkes bir an sustu, sonra Murat kaşlarını çattı: “Ne oluyor sana böyle?”
O gün işler değişmeye başladı. Kendi içimde bir savaş başlatmıştım. Akşamları çocuklar uyuduktan sonra odama çekilip dua etmeye başladım. Her seferinde Allah’a içimi döktüm: “Beni duyuyor musun? Ben kimim? Sadece anne miyim?”
Bir gün eski bir defter buldum. Üniversite yıllarında yazdığım şiirlerle doluydu. O sayfaları okurken gözlerim doldu. Ne hayallerim vardı o zamanlar! Öğretmen olmak istemiştim, çocuklara dokunmak… Ama Murat’la evlenince her şey değişmişti. “Sen çalışmazsın, çocuklara bakarsın,” demişti kayınvalidem ilk günden. Ben de kabul etmiştim, çünkü ailemde kadınlar hep böyleydi.
Ama artık içimdeki boşluk büyüyordu. Bir akşam Murat’a açıldım: “Ben çalışmak istiyorum.” Murat şaşkınlıkla baktı: “Bu yaştan sonra mı? Çocuklar sana muhtaç.”
O gece uyuyamadım. Sabah namazından sonra dua ettim: “Allah’ım, bana yol göster.” Ertesi gün mahalledeki caminin kadınlar kolunda gönüllü öğretmen arandığını duydum. Cesaretimi topladım ve başvurdum.
İlk ders günü elim ayağım titriyordu. Ama çocukların gözlerindeki ışığı görünce içimde bir umut yeşerdi. Eve döndüğümde yüzümde bir gülümseme vardı. Ece hemen fark etti: “Anne, bugün çok mutlusun.” O an ona sarıldım: “Evet kızım, çünkü bugün kendim için bir şey yaptım.”
Ama evde işler kolaylaşmadı. Murat daha da içine kapandı, akşamları geç gelmeye başladı. Bir gece tartıştık:
– Sen değiştin Zeynep! Eskisi gibi değilsin.
– Evet Murat, değiştim! Çünkü artık sadece anne değilim, ben de bir insanım.
– Peki ya çocuklar? Onlara kim bakacak?
– Onlara en iyi örnek ben olacağım.
Bu sözlerimden sonra Murat uzun süre konuşmadı benimle. Annem arayıp sitem etti: “Kocanı kızdırma kızım, yuvanı bozarsın.” Ama ben artık korkmuyordum.
Geceleri dua etmeye devam ettim. Her seferinde içimdeki huzur biraz daha arttı. Camideki çocuklar bana “öğretmenim” dedikçe kendimi yeniden buluyordum.
Bir gün Emir okuldan ağlayarak geldi: “Anne, arkadaşlarım annemin çalıştığını söyledi diye dalga geçiyor.” İçim acıdı ama ona sarılıp şöyle dedim: “Oğlum, annen güçlü bir kadın. Sen de güçlü olacaksın.”
Zamanla evdeki hava değişti. Ece bana yardım etmeye başladı, Emir ödevlerini benimle yapmaktan keyif aldı. Murat ise sessizce olanları izliyordu.
Bir akşam sofrada Ece bana döndü:
– Anne, seninle gurur duyuyorum.
O an gözlerim doldu. Yıllar sonra ilk kez kendimi değerli hissettim.
Şimdi her sabah güne dua ile başlıyorum. Kendimi bulduğum bu yolculukta en büyük desteğim inancım oldu. Artık biliyorum ki; bir kadın hem anne hem eş hem de kendi hayatının kahramanı olabilir.
Bazen düşünüyorum: Acaba başka kaç kadın benim gibi kendi sesini duymak için yıllarca bekledi? Siz hiç kendinizi unutup sadece başkaları için yaşadınız mı?