Aynı Çatının Altında: Annemle Sınavım
“Yeter artık, Zeynep! Şu çocuklara sahip çıkamıyorsun, ev darmadağın!” Annemin sesi mutfaktan yankılandı. Elimdeki çay bardağı titredi, neredeyse yere düşecekti. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Gözlerim doldu ama ağlamamaya çalıştım. Oğlum Emir odasında ders çalışıyordu, kızım Defne ise salonda sessizce kitap okuyordu. Eşim Murat işten henüz gelmemişti. Annemin gelişiyle evimizdeki huzur çoktan kaybolmuştu.
Annem, babamı kaybettikten sonra yalnız kalmasın diye bizimle yaşamaya başlamıştı. İlk başta iyi olacağını düşünmüştüm; hem çocuklar anneanneleriyle vakit geçirir, hem de ben ona destek olurdum. Ama işler hiç de hayal ettiğim gibi gitmedi. Annem, her şeye karışıyor, evde kendi kurallarını koymaya çalışıyordu. “Benim evimde böyle olmazdı,” diye başlayan cümleleriyle sabrımı her gün biraz daha zorluyordu.
Bir akşam, Murat eve geldiğinde yüzümdeki yorgunluğu fark etti. “Ne oldu yine?” diye sordu. Sessizce başımı salladım. Annem mutfakta söylenmeye devam ediyordu: “Bu kadar dağınıklık olur mu? Benim zamanımda herkes işini bilirdi!” Murat bana bakıp gözlerini devirdi ama bir şey demedi. O an anladım ki, sadece ben değil, Murat da bu durumdan yorulmuştu.
Bir gece Defne yanıma geldi. “Anne, anneannem bana neden sürekli kitap okuma diyor? Televizyon izlememi istiyor ama ben istemiyorum.” Kızımın gözlerindeki kırgınlık içimi parçaladı. Annem kendi çocukluğundaki gibi bir düzen kurmaya çalışıyor, bizim hayatımıza uymayan kuralları dayatıyordu. Emir de sürekli odasında vakit geçiriyor, anneannesinin eleştirilerinden kaçıyordu.
Bir sabah kahvaltıda annem yine başladı: “Zeynep, çocukların terbiyesiyle ilgilenmiyorsun. Eskiden çocuklar büyüklerinin yanında böyle konuşmazdı.” O an patladım: “Anne, lütfen! Burası bizim evimiz, çocuklarımın nasıl yetişeceğine ben karar veririm!” Annem gözlerime baktı, kırılmıştı. Ama ben de kırılmıştım. O an, annemle aramızdaki mesafenin ne kadar büyüdüğünü fark ettim.
O gün Murat’la konuşmaya karar verdim. “Böyle devam edemem,” dedim. “Annemle aynı evde yaşamak beni tüketiyor. Çocuklar da mutsuz.” Murat sessizce başını salladı. “Zeynep, senin yanında olacağım ama anneni de ortada bırakamayız,” dedi. Haklıydı; annemi yalnız bırakmak istemiyordum ama kendi ailem de dağılıyordu.
Bir akşam annemle oturup konuşmaya karar verdim. “Anne, bak… Biliyorum zor bir dönemden geçiyorsun ama bu şekilde devam edemeyiz. Evimizde huzur kalmadı.” Annem gözlerini kaçırdı. “Ben sadece yardımcı olmaya çalışıyorum,” dedi kısık bir sesle. “Biliyorum anne ama bizim düzenimiz farklı. Lütfen biraz geri çekil, çocuklara ve bana alan bırak.” Annem ağlamaya başladı. O an vicdan azabıyla karışık bir öfke hissettim. Onu üzmek istemiyordum ama kendi hayatımı da yaşamak istiyordum.
Geceleri uyuyamaz oldum. Sürekli annemin üzgün yüzü gözümün önüne geliyordu. Bir yanda anneme olan borcum, diğer yanda kendi ailemin mutluluğu… Her gün bu ikilemde boğuluyordum. Komşum Ayşe’ye derdimi anlattım bir gün: “Ayşe, annemi çok seviyorum ama onunla yaşamak artık imkânsız geliyor.” Ayşe iç çekti: “Bizim toplumda anneler hep baş tacı edilir ama kimse kızlarının ne hissettiğini sormaz. Sen kötü bir evlat değilsin Zeynep, sadece insan olmak istiyorsun.”
Bir gün Emir okuldan üzgün geldi. “Anne, anneannem arkadaşlarımı eve çağırmamı istemiyor. Sürekli bana bağırıyor.” Oğlumun gözlerindeki çaresizlik beni derinden yaraladı. O an kararımı verdim: Bu böyle gitmezdi.
Murat’la tekrar konuştuk. Ona annemi başka bir eve çıkarmayı teklif ettim; yakınlarda bir apartman dairesi bulup sık sık ziyaret edecektik. Murat önce tereddüt etti ama sonra kabul etti. Anneme bu fikri açtığımda önce çok kızdı: “Beni başından mı atıyorsun? Ben sana ne yaptım?” Gözyaşları içinde bana sarıldı. İçim parçalandı ama başka çarem yoktu.
Bir ay sonra annem yeni evine taşındı. Her gün onu aradım, sık sık ziyaret ettik ama evimizde yeniden huzur bulduk. Çocuklar rahatladı, Murat’la ilişkimiz düzeldi. Ama geceleri hâlâ vicdan azabı çekiyorum.
Şimdi bazen aynaya bakıp kendime soruyorum: Gerçekten kötü bir kız mıyım? Kendi ailemin mutluluğu için annemi yalnız bırakmak zorunda mıydım? Siz olsanız ne yapardınız?