Kayınvalidemin Seçimi: Bir Anne Olarak Yalnızlığımın Hikayesi
“Zeynep, ben artık yaşlandım, sana yardım edecek gücüm yok,” dedi kayınvalidem, gözlerimin içine bakmadan. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Oğlum Efe’yi kucağımda sallarken, gözlerim doldu. Eşim Serkan işe gitmek zorundaydı, annem şehir dışında yaşıyordu ve ben, İstanbul’un kalabalığında, küçücük evimizde, yeni doğmuş bir bebekle tek başıma kalakalmıştım.
Oysa hamileliğim boyunca, kayınvalidem Hatice Hanım’ın desteğine güvenmiştim. “Sen hiç merak etme kızım, ben yanındayım,” demişti. Ama Efe doğduğunda, birdenbire yorgunluğunu, diz ağrılarını, yaşını bahane etmeye başladı. Her aradığımda, “Bugün çok halsizim, yarın bakarız,” dedi. Bir kere bile gelip Efe’yi kucağına almadı, bir kere bile bana sıcak bir çorba getirmedi. Oysa komşularım bile kapımı çalıp, “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye soruyordu.
Geceleri Efe ağladığında, uykusuzluktan gözlerim yanıyordu. Bazen mutfağa gidip sessizce ağlıyordum. Serkan, “Annemin de yaşı ilerledi, belki gerçekten gücü yoktur,” diyordu ama içimde bir huzursuzluk vardı. Çünkü kayınvalidem, kendi kızı Derya için her zaman canla başla koşturmuştu. Ama ben, geliniydim.
Aylar geçti. Efe büyüdü, ben de yavaş yavaş yalnızlığa alıştım. Annem arada bir gelip bana destek oldu, komşularım sağ olsun, ellerinden geleni yaptılar. Ama içimdeki kırgınlık geçmedi. Ta ki, Derya hamile kalana kadar. O gün, kayınvalidem beni aradı, sesi heyecanlıydı: “Zeynep, Derya’nın doğumu yaklaşıyor, ona yardım etmem lazım. Bir süre ortalarda olmayacağım.” O an, içimdeki tüm umutlar söndü.
Derya doğum yaptıktan sonra, kayınvalidem neredeyse Derya’nın evine taşındı. Her gün fotoğraflar paylaşıyor, “Torunumu kucağımdan indiremiyorum!” diye yazıyordu. Derya’nın evinde yemekler pişiriyor, evi temizliyor, bebeğe bakıyordu. Oysa bana, “Dizlerim ağrıyor, yaşlandım,” demişti.
Bir gün, Serkan’la tartıştık. “Senin annen bana neden böyle davranıyor?” dedim. Serkan, “Belki de annem Derya’yı daha çok seviyor, sonuçta o kendi kızı,” dedi. O an, içimde bir öfke patladı. “Ben de onun ailesiyim! Ben de oğlunun karısıyım, torununun annesiyim!” diye bağırdım. Serkan sustu, gözlerini kaçırdı.
Bir akşam, Derya’nın evine gitmek zorunda kaldık. Efe’yi de aldık, Derya’nın bebeğini görmek için. Kapıyı kayınvalidem açtı, yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. “Hoş geldiniz!” dedi, Derya’nın bebeğini kucağında sallıyordu. Efe ona koştu, “Babaanne!” diye sarılmak istedi. Kayınvalidem, “Aman Efe, sessiz ol, bebek uyuyor,” dedi ve Efe’yi kucağına bile almadı. O an, Efe’nin gözlerindeki hayal kırıklığını gördüm. İçim parçalandı.
Derya mutfakta bana çay koyarken, “Annem bana çok yardımcı oluyor, iyi ki var,” dedi. Gözlerim doldu, ama bir şey diyemedim. Derya’nın annesiyle ilişkisi hep çok yakındı, ama ben hep dışarıda kalmıştım. O gece eve dönerken, Efe arka koltukta sessizce oturuyordu. “Babaanne beni sevmiyor mu?” diye sordu. Gözlerimden yaşlar süzüldü. “Tabii ki seviyor oğlum,” dedim, ama sesim titriyordu.
O günden sonra, kayınvalidemle arama mesafe koydum. Artık aramıyordum, bayramlarda bile sadece Serkan’la konuşuyordu. Efe büyüdükçe, babaannesinin ilgisizliğini daha çok hissetti. Derya’nın çocuğu ise, babaannesinin gözbebeği oldu. Her fotoğrafta, her aile buluşmasında, kayınvalidem Derya’nın oğlunu öpüp kokluyor, Efe’ye ise sadece uzaktan bakıyordu.
Bir gün, Efe okuldan ağlayarak geldi. “Arkadaşlarımın babaanneleri onları parka götürüyormuş, benimki neden gelmiyor?” dedi. O an, içimdeki tüm öfke ve kırgınlık birikti. Serkan’a döndüm, “Artık bu adaletsizliğe bir son vermeliyiz,” dedim. Serkan başını eğdi, “Annemle konuşmak ister misin?” dedi. “Hayır,” dedim, “Artık konuşacak bir şeyim yok.”
Ama içimde bir yara kaldı. Kendi ailemde, kendi evimde, hep eksik kaldım. Efe’ye yetmeye çalıştım, ama onun babaannesizliğini telafi edemedim. Kayınvalidem ise, Derya’nın evinde mutlu mesut yaşamaya devam etti.
Bazen geceleri, Efe uyuduktan sonra, mutfakta oturup düşünüyorum. Aile dediğimiz şey, gerçekten sadece kan bağı mı? Yoksa sevgiyle, emekle mi kurulur? Benim oğlum, neden sadece gelin olduğum için, babaannesinin sevgisinden mahrum kaldı?
Sizce, ailede adalet mümkün mü? Yoksa bazı yaralar, asla kapanmaz mı?