Bir Tarih Dersinde Kırılan Hayaller: Savaşın Gölgesinde
“Ali, sen olsaydın, bu savaşta hangi tarafı seçerdin?” Öğretmenimizin sesi, sınıfın sessizliğini böldü. Tahtada, 1840’ların tozlu savaş alanını gösteren bir resim asılıydı; Amerikan askerleriyle Meksikalı askerler birbirine girmiş, dumanlar yükseliyordu. O an, içimde bir şeyler koptu. Sanki o savaşın ortasında ben de sıkışıp kalmıştım. Cevap veremedim. Sınıfın arka sırasında otururken, gözüm pencereden dışarıya, gri gökyüzüne kaydı. Babamın işsiz kaldığı gün aklıma geldi; annemin mutfakta sessizce ağladığı, ablamın üniversite hayallerinden vazgeçtiği o akşam… Bizim evde de bir savaş vardı, ama kimse kazanmıyordu.
Öğretmenimiz, “Ali, cevap vermek ister misin?” diye tekrar sordu. Sınıfın gözleri üzerimdeydi. “Bilmiyorum hocam,” dedim, sesim titreyerek. “Belki de hiçbir tarafı seçmezdim. Savaşta herkes kaybeder.” Birkaç arkadaşım güldü, bazıları başını salladı. Öğretmenim ise gözlerimin içine baktı, sanki içimdeki fırtınayı görüyordu. “Bazen taraf seçmek zorunda kalırsın, Ali,” dedi. “Hayat da böyledir.”
O gün okuldan eve dönerken, cebimde sadece bir otobüs bileti ve annemin verdiği üç lira vardı. Eve yaklaştıkça, içimdeki huzursuzluk büyüdü. Kapıyı açtığımda, babam koltukta sessizce oturuyordu. Televizyonda haberler açıktı; yine işsizlik, zamlar, protestolar… Annem mutfakta, ablam ise odasında ders çalışıyordu. Kimse konuşmuyordu. Sanki evimizin içinde görünmez bir duvar vardı, kimse birbirine ulaşamıyordu.
Akşam yemeğinde, babam birden konuşmaya başladı. “Ali, bu yaz çalışacaksın. Artık evde boş boş oturmak yok.” Sesi sertti, ama gözleri yorgundu. Annem hemen araya girdi, “Daha çocuk o, sınavları var.” Babam elini masaya vurdu. “Çocuk değil artık! Herkes bir şeyler yapmak zorunda. Benim gibi işsiz mi kalsın?”
O an, içimde bir öfke kabardı. “Ben istemiyorum baba! Ben üniversiteye gitmek istiyorum. Hayallerim var!” dedim. Babam bana baktı, gözlerinde hem öfke hem de çaresizlik vardı. “Hayal mi kaldı oğlum? Bak etrafına, herkes hayatta kalmaya çalışıyor. Sen de çalışacaksın!”
Ablam sessizce ağlamaya başladı. Annem başını eğdi. Ben ise masadan kalkıp odama kapandım. Kapıyı kapatırken, babamın “Hayat savaş Ali, bunu unutma!” dediğini duydum. O gece uyuyamadım. Tavanı izlerken, öğretmenimin sözleri aklıma geldi: “Bazen taraf seçmek zorunda kalırsın.”
Ertesi gün okula giderken, içimde bir boşluk vardı. Sınıfa girdiğimde, arkadaşlarım dünkü tartışmayı konuşuyordu. “Ali, senin baban da mı işsiz?” diye sordu Murat. Gözlerim doldu, cevap veremedim. Zeynep ise yanıma oturup sessizce elimi tuttu. “Ben de seni anlıyorum,” dedi. “Bizim evde de durum aynı. Babam gece gündüz çalışıyor, annem hasta. Hepimiz bir savaşın içindeyiz.”
O an, yalnız olmadığımı anladım. Sadece bizim evde değil, birçok evde benzer savaşlar yaşanıyordu. Öğretmenimiz derse girdiğinde, tahtaya büyük harflerle şunu yazdı: “Savaş sadece cephede olmaz.” Sonra bize döndü. “Bugün herkes kendi savaşını yazacak. Kendi hikayenizi anlatın.”
Kalemimi elime aldım, ellerim titriyordu. Babamın işsizliği, annemin gözyaşları, ablamın kırık hayalleri… Hepsini yazdım. “Benim savaşım evde başlıyor,” diye başladım. “Babam işsiz kaldıktan sonra, evdeki sessizlik büyüdü. Annem her gece dua ediyor, ablam ise umutlarını yastığa gömüyor. Ben ise, her sabah okula giderken, içimde bir umut kırıntısı arıyorum. Belki bir gün her şey düzelir diye…”
Yazımı bitirdiğimde, gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Öğretmenim yazımı okuduğunda, bana sarıldı. “Senin savaşın da önemli, Ali. Unutma, bazen en büyük kahramanlık, pes etmemektir.”
O gün okuldan eve dönerken, kendimi biraz daha güçlü hissettim. Akşam babamla konuşmaya karar verdim. “Baba, ben çalışırım. Ama üniversiteye gitmekten vazgeçmeyeceğim. Hayallerimden vazgeçmek istemiyorum.” Babam uzun süre sustu. Sonra başını salladı. “Tamam oğlum. Sen yeter ki vazgeçme. Ben de elimden geleni yapacağım.”
O gece, ilk defa ailece oturup konuştuk. Annem, “Birlikte başaracağız,” dedi. Ablam gülümsedi. O an, evimizin içindeki görünmez duvarlar yıkıldı sanki. Hepimiz aynı savaşın askerleriydik, ama artık birbirimize destek oluyorduk.
Şimdi, her sabah okula giderken, içimde bir umut var. Belki hayat zor, belki savaşlar bitmiyor. Ama pes etmedikçe, kaybetmiş sayılmam. Peki siz, kendi savaşınızda neyle mücadele ediyorsunuz? Hayallerinizden vazgeçmemek için neler yapıyorsunuz?