Hamile Olduğum İçin Arabama Binme! – Bir Kadının Ailesiyle Savaşı ve Yalnızlığı
“Arabaya binemezsin, Zeynep! Hamile kadın arabaya binerse uğursuzluk getirir, bunu bilmiyor musun?”
Kocam Murat’ın sesi otoparkta yankılandı. O an, elimdeki poşetleri yere bırakıp ona öylece bakakaldım. Gözlerim doldu, ama ağlamamaya çalıştım. Etrafımızda komşuların bakışlarını hissettim. Herkesin gözü üzerimizdeydi. Annemden, kayınvalidemden, hatta apartmandaki Ayşe Teyze’den bile daha çok utandım. O an, Murat’ın bana olan sevgisinin, bir batıl inanç uğruna nasıl bu kadar kolayca sarsıldığını görmek, içimi paramparça etti.
O gün, marketten dönüyorduk. Karnım iyice belirginleşmişti, altı aylık hamileydim. Poşetler ağırdı, ayaklarım şişmişti. Murat’a, “Beni de bırakır mısın yukarıya?” dedim. Yüzü bir anda değişti. “Olmaz,” dedi, “hamile kadın arabaya binmez. Annem de hep söyler, uğursuzluk getirir.”
Bir an, şaka yapıyor sandım. Ama gözlerindeki ciddiyeti görünce, içimde bir şeyler koptu. “Murat, ben senin karınım. Karnımda çocuğunu taşıyorum. Sırf bir batıl inanç yüzünden mi bana bunu yapıyorsun?” dedim. O ise, “Zeynep, anlamıyorsun. Bu bizim ailede böyledir. Annem de, babaannem de hep böyle yaptı. Ben riske atamam,” diye üsteledi.
O an, elimdeki poşetleri yere bıraktım. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzüldü. Komşuların bakışları altında, tek başıma apartmanın merdivenlerini çıkmaya başladım. Her adımda, içimdeki yalnızlık büyüdü. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Eve çıktığımda annem aradı. “Ne oldu kızım, neden ağlıyorsun?” dedi. Anlatamadım. Çünkü annem de aynı batıl inançlara inanırdı. “Kızım, Murat haklı. Hamile kadın arabaya binmez. Nazar değer, uğursuzluk olur,” dedi. O an, annemin de beni anlamadığını fark ettim. Kendi annem bile bana destek olmuyordu.
Kayınvalidem ise, her fırsatta bana laf sokuyordu. “Bizim ailede hamile kadınlar arabaya binmez. Sen de alışacaksın bu kurallara,” derdi. Sanki ben başka bir dünyadan gelmişim gibi hissettiriyordu. Her gün, evde yalnız kalıyordum. Murat işe gidiyor, ben ise dört duvar arasında, karnımdaki bebeğimle baş başa kalıyordum. Bazen, camdan dışarı bakıp, hayatımın nasıl bu hale geldiğini düşünüyordum.
Bir gün, apartmandaki Ayşe Teyze kapımı çaldı. “Kızım, Murat’la tartıştığınızı duydum. Bak, erkekler böyledir. Onları üzmemek lazım. Hem, batıl inançlar bazen doğru çıkar,” dedi. O an, içimdeki öfkeyi zor tuttum. Herkesin bir fikri vardı ama kimse benim ne hissettiğimi sormuyordu. Ben sadece biraz anlayış, biraz sevgi bekliyordum.
Geceleri uyuyamaz oldum. Murat’la aramızda soğuk bir duvar örülmüştü. O, kendi doğrularında ısrar ediyor, ben ise her geçen gün daha da yalnızlaşıyordum. Bazen, karnımdaki bebeğime bakıp, “Senin için güçlü olmalıyım,” diyordum. Ama bazen de, “Acaba yanlış bir aileye mi geldim?” diye düşünmeden edemiyordum.
Bir akşam, Murat eve geç geldi. Yorgun ve sinirliydi. “Yine mi ağlıyorsun?” dedi. “Zeynep, bu kadar hassas olma. Herkesin bir doğrusu var. Ben ailemin kurallarına uymak zorundayım.”
Ona, “Peki ya benim duygularım? Benim ihtiyaçlarım? Senin için hiç mi önemli değil?” diye sordum. O ise, “Sen de biraz anlayışlı ol. Her şey senin istediğin gibi olmaz,” dedi. O an, içimdeki umut tamamen söndü.
Bir sabah, annem aradı. “Kızım, kayınvalidenle konuşmuş. Senin huysuzlaştığını söylüyor. Hamilelik böyle işte, sabret,” dedi. O an, annemin de beni anlamadığını bir kez daha anladım. Sanki herkes bana karşıydı. Sanki ben, bu dünyada fazlalıkmışım gibi hissettim.
Günler geçtikçe, yalnızlığım daha da arttı. Murat’la konuşmalarımız azaldı. Evde birbirimize yabancı iki insan gibi yaşamaya başladık. Bazen, gece yarısı uyanıp ağlıyordum. Karnımdaki bebeğime sarılıp, “Sana söz, seni asla yalnız bırakmayacağım,” diyordum.
Bir gün, hastaneye kontrole gitmem gerekiyordu. Murat’a, “Beni götürür müsün?” dedim. Yüzü asıldı. “Arabaya binemezsin, Zeynep. Taksiyle git,” dedi. O an, içimdeki tüm umutlar yıkıldı. Kendi kocam, beni bir başıma bırakıyordu. Taksiye binip hastaneye gittim. Doktor, “Moralin çok bozuk. Kendine dikkat etmelisin,” dedi. Ama nasıl dikkat edebilirdim ki? Etrafımda kimse yoktu.
Hastaneden dönerken, takside ağladım. Şoför, “Kızım, hamilelik zor iş. Ama yalnız değilsin. Her şey düzelir,” dedi. O an, bir yabancının bana gösterdiği şefkat, ailemden gördüğümden daha fazlaydı.
Eve döndüğümde, Murat yine yoktu. Kayınvalidem aradı. “Kızım, Murat’ı üzme. O da stresli. Sen de biraz anlayışlı ol,” dedi. O an, içimdeki yalnızlık daha da büyüdü. Sanki herkes Murat’ı savunuyordu. Ben ise, sadece biraz sevgi ve destek bekliyordum.
Bir gece, Murat’la büyük bir kavga ettik. “Ben artık bu evde kendimi yabancı gibi hissediyorum,” dedim. O ise, “Sen de biraz uyum sağla. Her şey senin istediğin gibi olmaz,” dedi. O an, içimdeki tüm duvarlar yıkıldı. Gözyaşlarım sel oldu. “Ben bu evde yalnızım, Murat. Seninle evliyim ama kendimi yapayalnız hissediyorum,” dedim.
O gece, sabaha kadar ağladım. Karnımdaki bebeğime sarılıp, “Sana söz, seni asla yalnız bırakmayacağım,” dedim. Ama kendimi bile koruyamazken, ona nasıl söz verebilirdim ki?
Günler geçtikçe, Murat’la aramızdaki mesafe daha da arttı. Artık konuşmuyor, sadece aynı evde yaşıyorduk. Annem, kayınvalidem, komşular… Herkesin bir fikri vardı ama kimse beni anlamıyordu. Sanki, bu dünyada tek başıma kalmıştım.
Bir gün, apartmandaki genç bir kadın, Elif, yanıma geldi. “Zeynep abla, seni hep yalnız görüyorum. Birlikte çay içelim mi?” dedi. O an, içimde bir umut ışığı yandı. Elif’le sohbet ettik. O da benzer şeyler yaşamıştı. “Bazen, en yakınlarımız bile bizi anlamaz. Ama biz birbirimize destek olabiliriz,” dedi. O an, ilk defa anlaşıldığımı hissettim.
Elif’le dostluğumuz ilerledi. Onun sayesinde, biraz olsun yalnızlığım azaldı. Ama Murat’la aramızdaki sorunlar devam ediyordu. Bir gün, Murat eve geldiğinde, “Sen değiştin, Zeynep. Eskisi gibi değilsin,” dedi. Ona, “Ben değişmedim, Murat. Sadece artık kendimi savunmayı öğrendim,” dedim.
O an, Murat’ın gözlerinde bir şaşkınlık gördüm. Belki de ilk defa, benim de bir insan olduğumu, duygularım olduğunu fark etti. Ama aramızdaki mesafe o kadar büyümüştü ki, geri dönmek mümkün müydü, bilmiyorum.
Şimdi, karnımda bebeğimle yeni bir hayat kurmaya çalışıyorum. Belki de, en büyük yalnızlık, en yakınlarımız arasında yaşanıyor. Siz hiç, kalabalıklar içinde bu kadar yalnız hissettiniz mi? Ya da bir batıl inanç uğruna, sevdiğiniz insanı kaybetme korkusunu yaşadınız mı?