Eşim Maaşı Artınca Tüm Masrafları Yarış Yarış Bölüşmek İstedi – Ben de Bir Şartla Kabul Ettim
“Bunu konuşmamız lazım, Elif.” Serkan’ın sesi mutfakta yankılandı. Elimdeki çay bardağını tezgâha bırakırken, gözlerindeki ciddiyeti gördüm. “Ne oldu Serkan?” dedim, içimde bir huzursuzluk. “Maaşım iki katına çıktı. Artık tüm masrafları yarı yarıya bölüşelim istiyorum.”
O an, içimden bir şeyler koptu. Yıllardır onun isteğiyle yarı zamanlı çalışıyordum. Çocuklarımız Defne ve Ege’ye daha fazla vakit ayırmamı istemişti. Tam zamanlı işimi bırakırken, ‘Senin desteğin bana güç veriyor’ demişti. Şimdi ise, sanki o yılların emeği, fedakârlığı hiç yaşanmamış gibi, bana bir muhasebeci edasıyla bakıyordu.
“Yani, ben de senin kadar kazanmadığım halde, her şeyi eşit mi ödeyeceğiz?” dedim. Serkan’ın yüzünde bir kararlılık vardı. “Evet, Elif. Artık herkes kendi ayakları üzerinde durmalı. Ben de çok çalışıyorum, sen de çalışıyorsun. Adil olan bu.”
Bir an sustum. İçimdeki öfkeyi bastırmaya çalıştım. “Peki Serkan, madem öyle, ben de tam zamanlı işe döneceğim. Çocuklarla ilgilenmek, ev işleri, yemek, alışveriş… Bunları da yarı yarıya bölüşelim. Sen de Ege’yi okuldan alırsın, Defne’nin ödevlerine yardım edersin, akşam yemeğini bazen sen yaparsın. Adil olan bu, değil mi?”
Serkan’ın gözleri bir an büyüdü. Sanki bu ihtimali hiç düşünmemişti. “Ama… Elif, çocuklar sana alışık. Ben işten yorgun geliyorum. Sen zaten evde daha çok vakit geçiriyorsun.”
İşte o an, yıllardır içimde biriken tüm duygular döküldü. “Serkan, ben de yoruluyorum. Hem iş, hem ev, hem çocuklar… Senin maaşın arttı diye, benim emeğim küçüldü mü? Yıllardır senin rahatın için kendi kariyerimden vazgeçtim. Şimdi bana adalet dersi mi veriyorsun?”
O gece, evde bir sessizlik oldu. Serkan kendi köşesine çekildi, ben de çocukların odasına gittim. Defne, “Anne, babam neden üzgün?” diye sordu. “Bazen büyükler de anlaşamayabilir, kızım,” dedim. İçimden ağlamak geldi ama kendimi tuttum.
Ertesi gün, annemi aradım. “Anne, Serkan böyle bir şey istedi. Ne yapacağım?” Annem, “Kızım, evlilikte her şey para değil. Ama adalet de önemli. Senin emeğin göz ardı edilmemeli,” dedi. Annemin sözleriyle biraz güç buldum.
O hafta boyunca Serkan’la konuşmadık. Evde bir gerginlik vardı. Akşam yemeklerinde sessizce oturuyor, çocukların yanında tartışmamaya çalışıyorduk. Ama Defne ve Ege her şeyi hissediyordu.
Bir akşam, Serkan yanıma geldi. “Elif, belki de haklısın. Ama ben de kendimi baskı altında hissediyorum. Herkesin kendi parası olursa, daha özgür oluruz sandım.”
“Serkan, özgürlük sadece para ile olmaz. Biz bir aileyiz. Birbirimize destek olmak zorundayız. Senin maaşın arttı diye, ben daha az değerli olmuyorum. Eğer gerçekten adil olmak istiyorsan, evdeki işleri de paylaşalım. Yoksa ben de tam zamanlı işe dönerim, çocuklar kreşe gider, ev işleri aksar. Buna hazır mısın?”
Serkan bir süre düşündü. “Bilmiyorum Elif. Alışkanlıklarımızı değiştirmek zor. Ama belki de denemeliyiz.”
O günden sonra, evde yeni bir düzen kurduk. Serkan haftada iki gün çocukları okuldan aldı, bazen akşam yemeğini o yaptı. Ben de iş başvuruları yaptım, bir şirkette tam zamanlı işe başladım. İlk başta çok zordu. Ege sabahları babasıyla okula gitmeye alışamadı, Defne ödevlerini bana sormak istedi. Ama zamanla herkes yeni düzene uyum sağladı.
Bir gün, işten eve yorgun döndüm. Serkan mutfakta yemek yapıyordu, çocuklar salonda oynuyordu. “Elif, bugün senin işin yoğundu, ben yemek yapayım dedim,” dedi. O an gözlerim doldu. Yıllardır beklediğim eşitlik ve anlayış, belki de ilk kez gerçek olmuştu.
Ama kolay olmadı. Ailelerimiz bu yeni düzene şaşırdı. Kayınvalidem, “Elif, kadın evin direğidir, çocuklar annesiz büyür mü?” dedi. Annem ise, “Kızım, senin de hakkın var. Kimse emeğini küçümseyemez,” diye destek oldu.
Bir akşam, Serkan’la balkonda otururken, “Sence doğru mu yaptık?” diye sordum. “Bilmiyorum Elif. Ama en azından denedik. Belki de aile olmak, birlikte büyümek demekmiş,” dedi.
Şimdi, aradan aylar geçti. Hâlâ zorluklar yaşıyoruz. Bazen Serkan eski alışkanlıklarına dönmek istiyor, bazen ben yoruluyorum. Ama artık birbirimizi daha iyi anlıyoruz. Çocuklar da daha mutlu. Defne, “Anne, babam da yemek yapabiliyormuş!” dediğinde, içimden bir gülümseme geçti.
Bazen düşünüyorum, acaba başka aileler de böyle sorunlar yaşıyor mu? Siz olsanız, eşiniz maaşı artınca tüm masrafları yarı yarıya bölüşmek istese ne yapardınız?