Bir Kelimeyle Hayat Kurtarmak: Gizli Şifremiz

“Anne, neden bu kadar ısrar ediyorsun? Ben iyiyim, gerçekten!” diye bağırdı Elif, gözleri dolu dolu bana bakarken. O an, içimdeki korku ve endişe birbirine karıştı; kalbim göğsümde çırpınırken, aklımdan binbir senaryo geçiyordu. O sabah, Elif’in okuldan eve geç gelmesiyle başlayan huzursuzluğum, akşam saatlerinde telefonuma gelen o kısa mesajla zirveye ulaşmıştı: “Anne, bugün ‘ayçiçeği’ çok güzeldi.”

Ayçiçeği… Bizim gizli kelimemiz. Yıllar önce annem bana öğretmişti; başım sıkıştığında, konuşamayacak kadar korktuğumda ya da bir yabancının yanında olduğumda kullanmam için. Şimdi ben de Elif’e öğretmiştim. Ama hiçbir zaman gerçekten kullanmak zorunda kalacağımızı düşünmemiştim.

O gün, Elif’in sesi telefonda titriyordu. “Anne, birazdan eve geleceğim,” dediğinde, içimde bir şeylerin yolunda gitmediğini hissettim. Sonra o mesaj geldi. Hemen eşim Murat’ı aradım. “Murat, Elif’ten ayçiçeği mesajı geldi!” dedim telaşla. Murat’ın sesi bir anda ciddileşti: “Ben hemen okula gidiyorum, sen de polisi ara!”

O an zaman durmuş gibiydi. Ellerim titreyerek telefonu çevirdim. Polis memuruna durumu anlatırken, sesim çatallandı: “Kızım bana gizli kelimemizi yazdı… Lütfen yardım edin!”

Dakikalar saat gibi geçti. Murat okula vardığında, Elif’in yanında tanımadığı bir adamın olduğunu gördü. Adam, Elif’i kolundan tutmuş, ona bir şeyler fısıldıyordu. Murat hemen müdahale etti: “Kimsiniz siz? Neden kızımla konuşuyorsunuz?” Adam panikledi ve hızla uzaklaştı. O sırada polisler de geldi.

Elif eve döndüğünde, onu kollarıma aldım ve uzun süre bırakmadım. Gözyaşlarımı saklamaya çalışırken, Elif’in sesi kısık çıktı: “Anne, çok korktum… Ama ayçiçeğini söyledim ya…”

O gece sabaha kadar uyuyamadım. Elif’in odasında başucunda oturup onu izledim. Kafamda hep aynı soru dönüp duruyordu: Ya o kelimeyi belirlemeseydik? Ya Elif bana ulaşamasaydı? Ya ben mesajı anlamasaydım?

Sabah olduğunda, annemi aradım. “Anneciğim,” dedim hıçkırarak, “Senin bana öğrettiğin o gizli kelime dün Elif’in hayatını kurtardı.” Annemin sesi titredi: “Kızım, ben de yıllar önce aynı korkuyu yaşadım. O yüzden sana öğretmiştim.”

O gün ailece kahvaltı masasında otururken, Murat sessizce bana baktı: “Biliyor musun, ben başta bu gizli kelime işini gereksiz bulmuştum. Ama şimdi iyi ki varmış diyorum.” Elif ise başını önüne eğmişti; gözlerinde hâlâ korkunun izleri vardı.

Bir süre sonra Elif’le uzun uzun konuştuk. “Anne,” dedi utangaçça, “O adam bana babamın arkadaşı olduğunu söyledi. Seni almamı istedi. Ama içimde bir şeyler doğru olmadığını söyledi.”

İşte o an anladım ki çocuklarımızı korumak için onlara sadece sevgi değil, aynı zamanda hayat kurtaracak pratik bilgiler de vermeliyiz. Elif’in yaşadığı travmayı atlatması zaman aldı; psikolojik destek aldık, ailece birbirimize daha çok sarıldık.

Ama bu olaydan sonra mahalledeki komşularımızla da konuştum. Herkesin çocuğuna böyle bir şifre öğretmesi gerektiğini anlattım. Bazıları başta alay etti: “Aman canım, bizim mahallede öyle şeyler olmaz!” dedi Ayşe Teyze. Ama ben ısrar ettim: “Olmaz deme Ayşe Teyze… Ben de olmaz sanıyordum.”

Bir gün okulda veli toplantısında konuyu açtım. Müdür Bey önce şaşırdı: “Hanımefendi, çocuklarımızı korkutmayalım,” dedi. Ama ben vazgeçmedim: “Korkutmak değil amacım; hazırlıklı olmak! Bakın, benim kızımın başına geldi.”

Zamanla diğer veliler de bana hak verdi. Hatta birkaç anne yanıma gelip teşekkür etti: “Senin sayende biz de çocuklarımıza gizli kelime öğrettik.”

Elif şimdi büyüdü; liseye gidiyor. Hâlâ aramızda o kelime var; bazen şakalaşırken bile kullanıyoruz. Ama her seferinde içimde bir sızı oluyor; o günü hatırlıyorum.

Hayat bazen bir kelimeye bakıyor… Bir annenin içgüdüsüne, bir çocuğun cesaretine…

Şimdi size soruyorum: Siz çocuklarınızı korumak için ne yapıyorsunuz? Aranızda hayat kurtaracak bir kelimeniz var mı?