Bir Terfi, Bin Pişmanlık: Gölgeyle Yüzleşmek
“Bunu bana nasıl yaparsın, Zeynep?” diye bağırdı annem, gözleri dolu dolu. O an, mutfakta elimdeki çay bardağı titredi. Babamın emekli olduğu günün akşamıydı ve ben, şirketteki yeni müdürün ben olduğumu onlara açıklamıştım. Oysa babam, yıllarca aynı şirkette çalışmış, terfi beklemiş ama bir türlü hak ettiği yere gelememişti. Şimdi ise onun yerine, üstelik dışarıdan biri olarak ben atanmıştım.
O akşam sofrada bir sessizlik vardı. Babam başını önüne eğmişti. Annem ise bana bakmıyordu bile. “Kızım, senin için sevindim ama…” dedi babam kısık bir sesle. “Ama ne baba?” dedim, gözlerim dolmuştu. “Ama bu terfi… senin hakkın mıydı gerçekten?”
O an içimde bir şeyler koptu. Yıllardır gece gündüz çalışmıştım. Üniversiteyi dereceyle bitirmiş, İngilizce kurslarına gitmiş, yurt dışında staj yapmıştım. Ama yine de, babamın gölgesinde kalıyordum. Şirkette herkes beni onun kızı olarak biliyordu. Şimdi ise, onun yerine müdür olmuştum.
Ertesi gün şirkete gittiğimde, koridorda fısıldaşmalar başladı. “Zeynep Hanım torpille geldi,” dedi biri. Diğeri ise “Babası emekli oldu, kızı müdür oldu,” diye güldü. İçimden ağlamak geldi ama kendimi topladım. Odama geçip kapıyı kapattım. Masamda bir not vardı: “Hak etmediğin koltukta rahat oturamazsın.”
O gün boyunca toplantılarda kimse gözümün içine bakmadı. Esra Hanım, yıllardır şirkette çalışan tecrübeli biriydi ve terfi için en güçlü adaydı. Öğle arasında beni kantinde yakaladı. “Zeynep, sen iyi bir insansın ama bu koltuk sana ait değildi,” dedi. “Bunu sen de biliyorsun.”
O gece eve dönerken yağmur yağıyordu. Otobüste camdan dışarı bakarken çocukluğum aklıma geldi. Babamla birlikte sabahları işe gitmek için evden çıkardık. O zamanlar babam benim kahramanımdı. Şimdi ise ona ihanet etmiş gibi hissediyordum.
Bir hafta sonra şirketin genel müdürü Murat Bey beni odasına çağırdı. “Zeynep Hanım, yeni projede liderlik etmenizi istiyoruz,” dedi. “Ekibinizde Esra Hanım da olacak.” İçimden bir korku geçti. Esra Hanım bana güvenmiyordu ve ekibi yönetmek hiç kolay olmayacaktı.
Projeye başladığımızda ekipteki herkes bana mesafeli davrandı. Toplantılarda fikirlerimi dinlemiyorlar, önerilerimi görmezden geliyorlardı. Bir gün Esra Hanım kapımı çaldı. “Bak Zeynep,” dedi, “Ben bu projede başarısız olursam, yıllardır verdiğim emeğin hepsi çöpe gider. Senin için bu sadece bir terfi olabilir ama benim için hayatımın emeği.”
O gece uyuyamadım. Kendi kendime sordum: Gerçekten hak etmediğim bir yerde miyim? Yoksa yıllarca çalışmamın karşılığını mı alıyorum? Ama ya Esra Hanım? Ya babam?
Bir sabah şirkete gittiğimde babamdan bir mesaj aldım: “Kızım, seninle gurur duyuyorum ama insanların ne düşündüğünü önemseme. Önemli olan senin vicdanın.” O mesaj beni biraz rahatlattı ama içimdeki huzursuzluk geçmedi.
Projede işler sarpa sardı. Ekipteki iki kişi istifa etti, teslim tarihine yetişemeyeceğimiz ortaya çıktı. Murat Bey beni odasına çağırdı: “Zeynep Hanım, ekibinizde ciddi sorunlar var. Liderlik etmek sadece emir vermek değildir.”
O gün eve dönerken annem aradı: “Kızım, baban çok üzgün. Seninle konuşmak istemiyor.” İçim parçalandı.
Bir akşam Esra Hanım’la baş başa kaldık ofiste. “Biliyor musun Zeynep,” dedi gözleri dolarak, “Ben de zamanında torpilli biri yüzünden terfi alamadım. O yüzden sana karşı öfkeliyim.” Sessizce dinledim onu. Sonra dedim ki: “Esra Hanım, bu projeyi birlikte başarırsak, terfiyi gerçekten hak ettiğimi gösterebilirim belki de… Ama bana yardım etmezseniz ikimiz de kaybederiz.”
O günden sonra aramızda bir işbirliği başladı. Esra Hanım deneyimini paylaştı, ben de ekibi motive etmeye çalıştım. Birlikte sabahlara kadar çalıştık, sorunları tek tek çözdük.
Teslim günü geldiğinde Murat Bey sunumumuzu izledi ve çok memnun kaldı. Ekipteki herkes alkışladı ama ben hala huzursuzdum.
O akşam eve gittiğimde babam kapıda beni bekliyordu. “Kızım,” dedi sarılarak, “Seninle gurur duyuyorum.” Gözyaşlarımı tutamadım.
Ama hala içimde bir yara var: Bu terfi gerçekten benim hakkım mıydı? Yoksa başkalarının emeğini mi çaldım? Siz olsanız ne yapardınız? Hak etmediğiniz bir başarıyı kabul eder miydiniz?