Babamın Yeni Eşi: Bir Haftada Değişen Hayatım

“Bir hafta mı? Sadece bir hafta mı?” diye fısıldadım elimdeki davetiyeye bakarken. Altın harflerle yazılmıştı: “Mehmet Yılmaz ve Elif Demir’in düğününe davetlisiniz.” Annemin ölümünden bu yana iki yıl geçmişti ve babamın yeni bir kadınla evleneceğini, hem de bana haber bile vermeden, bu şekilde öğrenmek… İçimde bir şeyler koptu o an.

Telefonum çaldı. Ekranda babamın adı: “Baba”. Açıp açmamak arasında tereddüt ettim. Sonunda açtım.

– Zeynep, kızım… Davetiyeyi aldın mı?

– Aldım baba. Bir hafta sonra mı evleniyorsun? Bana söylemek bu kadar mı zordu?

Karşıdan derin bir iç çekiş geldi. “Kızım, ben de kolay olmadı sanıyorsun. Ama Elif iyi bir insan. Seninle tanışmasını çok isterim.”

O an, annemin mezarının başında ağladığım gün geldi aklıma. Babam o zaman da yanımda durmuş, omzuma dokunmuştu. Şimdi ise, aramızda koca bir uçurum vardı.

O gece uyuyamadım. Kafamda binlerce soru: Annemi bu kadar çabuk mu unuttu? Benim duygularım hiç mi önemli değil? Sabah olduğunda, kahvaltı masasında abim Emre’ye anlattım her şeyi.

– Babam evleniyor Emre. Hem de bir hafta sonra.

Emre’nin yüzü asıldı. “Biliyorum,” dedi sessizce. “Bana da dün söyledi.”

– Sen ne düşünüyorsun?

– Bilmiyorum Zeynep. Belki de yalnız kalmak istemiyordur. Ama annemizin yerine kimseyi koyamaz ki…

O gün boyunca içimde öfke ve hüzün birbirine karıştı. Okulda derslere odaklanamadım. Arkadaşım Merve yanımda otururken, gözlerim doldu.

– Zeynep, ne oldu?

– Babam evleniyor Merve. Annem daha iki yıl önce öldü…

Merve sarıldı bana. “Belki baban da çok yalnızdır,” dedi ama ben duymak istemedim.

Düğün günü yaklaştıkça evde gerginlik arttı. Babam arayıp duruyordu ama çoğunu açmadım. Sonunda Emre ile birlikte babamın evine gitmeye karar verdik. Kapıyı Elif açtı. Orta yaşlı, güler yüzlü bir kadındı ama gözlerinde bir tedirginlik vardı.

– Hoş geldiniz çocuklar, dedi yumuşakça.

İçeri girdik. Babam hemen yanımıza geldi.

– Kızım, oğlum… Sizi burada görmek çok güzel.

Elif bize çay getirdi. Sessizlik içinde oturduk bir süre. Sonra Elif konuştu:

– Biliyorum, sizin için kolay değil. Ben kimsenin yerini almak istemiyorum. Sadece… Mehmet’i mutlu etmek istiyorum.

Gözlerim doldu yine. Annemin sesi kulaklarımda çınladı: “Ailen her şeyindir Zeynep.” Ama şimdi ailem paramparça gibiydi.

Düğün günü geldi çattı. Salona girdiğimde herkes mutluydu ama ben yabancı hissediyordum kendimi. Babam bana bakıp gülümsedi ama ben karşılık veremedim. Nikâh masasında Elif’in elleri titriyordu.

Tören bittiğinde babam yanıma geldi.

– Kızım, bana kızgınsın biliyorum ama… Ben de insanım Zeynep. Yalnızlık çok zor.

Bir an sustum, sonra gözyaşlarımı tutamadım.

– Annemi unutmadım baba! Onun yerine kimseyi koyamam!

Babam sarıldı bana.

– Kimse annenin yerini alamaz kızım. Ama hayat devam ediyor…

O gece eve döndüğümde Emre ile uzun uzun konuştuk.

– Sence Elif’e haksızlık mı yapıyoruz?

Emre omzunu silkti.

– Belki de… Ama duygularımızı da bastıramayız ki Zeynep.

Günler geçti, Elif’le yavaş yavaş konuşmaya başladık. Bir gün mutfakta bana kek yapmayı öğretti.

– Annen çok güzel kek yapardı, dedi sessizce.

Bir an durdum, sonra başımı salladım.

– Evet… Onu çok özlüyorum.

Elif elimi tuttu.

– Ben de annemi küçük yaşta kaybettim Zeynep. Çok zor biliyorum… Ama birbirimize destek olursak belki biraz daha kolay olur.

İlk defa Elif’e karşı içimde bir sıcaklık hissettim. Belki de annemi unutmak değildi mesele; yeni bir hayatı kabullenmekti asıl zor olan.

Aylar geçti, evimizde yavaş yavaş yeni bir düzen kuruldu. Elif bazen fazla iyi olmaya çalışıyor, bazen ise kendi köşesine çekiliyordu. Bir gün babamla tartıştık yine.

– Senin için her şey bu kadar kolay mı baba? Annemi nasıl bu kadar çabuk unuttun?

Babam gözlerini kaçırdı.

– Unutmadım kızım… Ama yalnızlık insanı öldürüyor biliyor musun? Her gece boş bir eve girmek…

O an babamın da acı çektiğini ilk kez fark ettim. Sadece ben değil, o da kaybetmişti; hem eşini hem de eski hayatını.

Bir akşam Elif’le balkonda otururken bana döndü:

– Zeynep, bana anne demek zorunda değilsin. Ama dost olalım olur mu?

Başımı salladım ve ilk defa içten gülümsedim ona.

Şimdi düşünüyorum da… Hayat bazen bizi hiç istemediğimiz yerlere sürüklüyor. Peki ya siz? Ailenizde böyle bir değişiklik olsa ne hissederdiniz? Affetmek mi daha zor, yoksa kabullenmek mi?