Acının Gölgesinde Bir Evlilik: İntikamın Bedeli

“Bunu neden yaptın, Emre? Neden bana böyle bir şey yaptın?”

Zeynep’in gözleri dolu dolu bana bakarken, içimdeki fırtına bir kez daha koptu. O an, hayatımın en büyük yalanını yaşadığımı anladım. Ama geri dönmek için artık çok geçti. Her şey, Ayşe’nin bana ihanet ettiği o gece başlamıştı. İki yıl boyunca onunla hayaller kurmuş, birlikte bir ömür geçireceğimize inanmıştım. Annem bile “Bu kız sana iyi geldi, oğlum,” derdi. Oysa Ayşe, benimle evlilikten hep kaçıyordu. Ne zaman konuyu açsam, “Daha erken, Emre. Hayatımızı kuralım önce,” deyip geçiştiriyordu.

Bir akşam, işten eve erken döndüm. Kapıyı açtığımda Ayşe’nin telefonu masada çalıyordu. Ekranda “Serkan” yazıyordu. İçimde bir huzursuzluk hissettim ama kendime konduramadım. Sonra, o gece Ayşe’nin bana yalan söylediğini öğrendim. Arkadaşlarıyla buluşacağını söylemişti ama Serkan’la bir kafede otururken gördüm onları. Göz göze geldiklerinde yüzündeki suçluluk ifadesi her şeyi anlatıyordu.

O gece eve döndüğümde annem beni mutfakta buldu. “Ne oldu oğlum?” diye sorduğunda gözyaşlarımı tutamadım. “Ayşe beni kandırmış anne… Başkası varmış hayatında.” Annem sarıldı bana, “Her şeyin bir sebebi vardır, oğlum. Sabret,” dedi ama içimdeki öfke ve kırgınlık dinmedi.

Günlerce kendimi eve kapattım. İşe gitmek istemedim, kimseyle konuşmadım. Sonra Zeynep aradı. Üniversiteden eski bir arkadaşım… Hep sessiz, hep anlayışlıydı. “Bir kahve içelim mi?” dediğinde kabul ettim. Onun yanında kendimi biraz daha iyi hissettim. Dertlerimi anlattım, o da dinledi. Zamanla daha sık görüşmeye başladık.

Bir gün Ayşe’yi ve Serkan’ı el ele gördüm sokakta. İçimdeki acı yeniden depreşti. O an karar verdim: Ben de mutlu olacağım, hem de Ayşe’nin gözünün önünde! Zeynep’e evlenme teklif ettim. O kadar şaşırdı ki… “Emin misin Emre? Bunu gerçekten istiyor musun?” diye sordu defalarca.

Ama ben kararlıydım. Aslında kararlı değildim; sadece acımı unutmak ve Ayşe’ye ders vermek istiyordum. Zeynep’in ailesiyle tanıştık, nişanlandık, kısa sürede düğün hazırlıklarına başladık. Annem başta şaşırdı ama “Belki de böylesi hayırlıdır,” dedi.

Düğün günü geldiğinde içimde garip bir boşluk vardı. Zeynep’in gözlerinde umut ve mutluluk vardı ama ben sadece Ayşe’nin düğüne gelip gelmeyeceğini düşünüyordum. O gelmedi ama annesi geldi; bana bakarken gözlerinde bir şeyler aradım ama bulamadım.

Evliliğimizin ilk ayları sessiz ve huzurlu geçti. Zeynep bana karşı hep nazikti, sabırlıydı. Ama ben ona hak ettiği sevgiyi veremiyordum. Gece yatağa uzandığımda hâlâ Ayşe’yi düşünüyordum. Zeynep bunu fark etti tabii… Bir gece dayanamadı:

“Emre, bana gerçekten aşık mısın? Yoksa sadece yalnız kalmamak için mi benimlesin?”

Cevap veremedim. Gözlerimden yaşlar süzüldü. O da ağladı o gece…

Aylar geçti, evliliğimizdeki soğukluk artmaya başladı. Zeynep’in ailesiyle aramızda gerginlikler çıktı. Kayınpederim bir gün beni kenara çekip, “Kızımı üzersen karşında beni bulursun,” dediğinde ne diyeceğimi bilemedim.

Bir akşam işten eve dönerken Ayşe’yi gördüm; yanında Serkan yoktu. Göz göze geldik, selamlaştık. Yüzünde pişmanlık mı vardı, yoksa bana acıyor muydu? Bilemedim… Eve döndüğümde Zeynep sofrayı hazırlamıştı ama ben iştahsızdım.

“Ne oldu?” diye sordu yine.

“Hiçbir şey…” dedim ama gözlerim doldu.

O gece ilk kez kavga ettik:

“Emre! Ben seninle bir hayat kurmak istedim ama sen hâlâ geçmişte yaşıyorsun! Beni neden bu kadar cezalandırıyorsun?”

Bağırdı, ağladı… Ben ise suskun kaldım.

Ertesi sabah Zeynep evi terk etti. Annemi aradım; “Oğlum, insan sevmediğiyle yuva kurmaz! Kızın günahı ne?” dedi.

Günlerce yalnız kaldım evde. Zeynep dönmedi. Onu aradım ama açmadı telefonunu.

Bir gün Ayşe’den mesaj geldi: “Mutlu musun?”

O an anladım ki aslında kimse mutlu değil… Ne ben ne Ayşe ne de Zeynep…

Aylar sonra Zeynep’ten boşanma davası açıldı. Mahkemede göz göze geldik; gözlerinde kırgınlık ve yorgunluk vardı.

Boşandıktan sonra annemle otururken şöyle dedi:

“Oğlum, intikam ateşiyle yuva kuran sonunda kendi canını yakar.”

Şimdi odamda yalnız başıma otururken düşünüyorum: Bir insan başkasının canını yakarak kendi acısını gerçekten dindirebilir mi? Yoksa en büyük zararı yine kendine mi verir?

Sizce affetmek mi zor, yoksa intikam almak mı? Ben hangisini seçmeliydim?