Oğlum Emre Eve Döndü ve Boşanma Dilekçesini Henüz Vermediğini Ama Yakında Vereceğini Söyledi
“Anne, ben daha boşanma dilekçesini vermedim… Ama yakında vereceğim.”
Emre’nin sesi, mutfakta çaydanlığın fokurdaması kadar gergin ve keskin yankılandı. Elimdeki bardağı tezgâha bırakırken ellerim titredi. O an, yıllardır içimde biriktirdiğim korkuların, endişelerin hepsi birden üzerime çöktü. Oğlumun gözlerinde yorgunluk, pişmanlık ve biraz da öfke vardı. “Zeynep’le konuştunuz mu?” dedim, sesim çatallandı. Emre başını öne eğdi, “Konuştuk anne… Ama olmuyor. Her şey çok zorlaştı.”
Emre, üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulmak için İstanbul’a gitmişti. Orada Zeynep’le tanıştı. Zeynep’in önceki evliliğinden Elif adında dört yaşında bir kızı vardı. Başta çok karşı çıktım; oğlumun başka birinin çocuğuna baba olmasını kabullenemedim. “O kız senin kanından değil Emre,” demiştim bir keresinde, pişmanlıkla hatırlıyorum şimdi. Ama Emre kararlıydı. “Anne, Elif de benim kızım olacak,” dediğinde gözlerindeki sevgiyi görmüştüm.
Zeynep ilk kez eve geldiğinde, sofrada sessizce oturmuştu. Annemden kalma dantelli örtüyü masaya sermiştim, belki biraz da ona gözdağı vermek için. Elif ise utangaçça bana bakıyor, annesinin eteğine tutunuyordu. O akşam Zeynep’in gözlerinde korku ve umut vardı. “Ayşe Hanım, ben Emre’yi çok seviyorum,” dediğinde içimdeki buzlar biraz erimişti.
Yıllar geçti. Elif büyüdü, bana “Ayşe Anne” demeye başladı. Zeynep çalışkan, sabırlı ve sevgi dolu bir kadındı. Emre ise işinde yükseldi, evlerine taşındılar. Her şey yolunda gidiyor gibiydi… Ta ki geçen kışa kadar.
Bir akşam Emre aradı: “Anne, Zeynep’le tartıştık. Elif’in babası tekrar ortaya çıktı.” O an içimde bir şeyler koptu. Elif’in öz babası, yıllarca ortada yokken şimdi neden geri dönmüştü? Zeynep’in eski eşi, Elif’i görmek istiyormuş. Emre bu durumu kabullenemedi. “Ben Elif’in babasıyım!” diye bağırmış telefonda.
Ailemiz ilk kez bu kadar sarsıldı. Zeynep çaresizdi; Elif’in öz babasını tamamen hayatından silemezdi. Emre ise kıskançlıkla yanıp tutuşuyordu. Bir gün eve geldiklerinde Emre’nin gözleri kan çanağı gibiydi. “Zeynep bana yalan söyledi! Eski kocasıyla gizli gizli görüşmüşler!” dediğinde kalbim sıkıştı.
Zeynep ağlayarak beni aradı: “Ayşe Hanım, ben sadece Elif’in iyiliği için görüştüm. Emre anlamıyor…” O gece sabaha kadar dua ettim; Allah’ım ailemizi koru diye.
Emre eve dönmemeye başladı. İşten sonra geç saatlere kadar dışarıda kalıyor, eve geldiğinde ise sessizce odasına çekiliyordu. Bir gün mutfakta karşılaştık:
“Anne, ben bu yükü taşıyamıyorum artık.”
“Emre, oğlum… Sevgiyle kurulan yuva kolay yıkılır mı?”
“Anne, ben Zeynep’i hâlâ seviyorum ama ona güvenemiyorum.”
O an oğlumun ne kadar yalnız olduğunu fark ettim. Ona sarıldım ama içimde bir boşluk vardı.
Bir hafta sonra Zeynep aradı: “Ayşe Hanım, Emre boşanmak istiyor mu gerçekten?”
Ne diyeceğimi bilemedim. “Kızım, siz birbirinizi sevdiniz… Elif de seni annesi olarak biliyor.”
Zeynep ağladı: “Ben Emre’siz ne yaparım? Elif de çok üzülüyor.”
O gece Elif’in sesi kulaklarımda yankılandı: “Ayşe Anne, babam neden eve gelmiyor?”
Bazen düşünüyorum; acaba başta önyargılı olmasaydım her şey farklı olur muydu? Belki de oğlumun mutluluğu için daha fazla destek olmalıydım…
Emre birkaç gün sonra eve döndü; gözleri şişmişti. “Anne, boşanma dilekçesini henüz vermedim… Ama vereceğim galiba.”
“Emin misin oğlum? Bir çocuğun hayatından çıkmak kolay mı?”
Emre sustu; gözlerinden yaşlar süzüldü.
Şimdi mutfakta yalnız oturuyorum; çay bardağının buğusunda geçmişi izliyorum. Bir annenin en büyük korkusu, evladının mutsuzluğudur. Ama bazen ne yaparsak yapalım hayat kendi yolunu çiziyor.
Siz olsaydınız ne yapardınız? Bir annenin sevgisiyle oğlunun kararsızlığı arasında nasıl bir yol bulurdunuz? Yorumlarınızı merak ediyorum…