Bir Gece, Bir Dönüm Noktası: Karanlıkta Kalan Hayatlar
“Baba, lütfen telefonu aç! Ne olur aç!” diye fısıldadım titreyen ellerimle. Gecenin karanlığında, Kadıköy’ün ara sokaklarında sevgilim Elif’le yan yana yürüyorduk. Saat on buçuğu geçmişti, hava serindi ama içimdeki korku terimi soğuk soğuk akıtıyordu. Elif’in sesi titrek çıktı: “Burak, hızlı yürüyelim mi? Burası çok tenha.”
O an, köşeyi dönerken arkamızdan gelen ayak seslerini duydum. İstanbul’da dört yıl önce, üniversite ikinci sınıftaydım. Elif’le aynı bölümdeydik, hayallerimiz vardı; ben gazeteci olmak istiyordum, o ise psikolog. O gece, Elif’in yakın arkadaşı Zeynep’in evine akşam yemeğine davetliydik. Zeynep’in evi Elif’in evine bir blok uzaktaydı. Yürümek bize iyi gelir diye düşünmüştük.
Ama köşeyi döner dönmez, iki adam önümüzü kesti. Biri kısa boylu, diğeri uzun ve sakallıydı. Ellerinde bir şey yoktu ama bakışları ürkütücüydü. “Cüzdanlarınızı verin,” dedi kısa olanı. Elif’in eli elimdeydi, titriyordu. Ben ise ne yapacağımı bilemedim. “Lütfen, sadece cüzdanlarımızı alın,” dedim. O an, uzun olan adam Elif’in çantasını çekiştirdi. Elif bağırınca ben araya girdim ama adam beni yere itti. Başım kaldırıma çarptı ve gözüm karardı.
Uyandığımda ambulansın içindeydim. Elif ağlıyordu, polisler sorular soruyordu. O gece sadece cüzdanlarımızı değil, güvenliğimizi ve huzurumuzu da kaybettik. Hastanede başım sarılı halde yatarken babam geldi. Yüzü öfkeliydi: “Sana kaç kere dedim oğlum, gece geç saatte dışarı çıkma! İstanbul’da böyle şeyler olur!” Annem ise sessizce ağlıyordu.
O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Elif haftalarca kabuslar gördü, ben ise kendimi suçladım. Ailemle aram açıldı; babam bana güvenini kaybetmişti sanki. Her tartışmamızda o geceyi yüzüme vuruyordu: “Senin yüzünden annenin yüreği yandı!”
Üniversiteye dönmek istemedim bir süre. Elif de derslere girmemeye başladı. Arkadaşlarımız bizi anlamaya çalıştı ama kimse tam olarak ne hissettiğimizi bilmiyordu. Bir gün Zeynep bana şöyle dedi: “Burak, kendini suçlama artık. Senin suçun değil.” Ama ben her gece o anı tekrar tekrar yaşadım.
Bir sabah annem mutfakta sessizce otururken yanına gittim. “Anne, ben artık böyle yaşayamam,” dedim. Gözleri doldu: “Oğlum, hayat bazen çok acımasız olur ama sen güçlü olmalısın.”
Elif’le ilişkimiz de yara aldı. O da ailesiyle sorunlar yaşamaya başladı; annesi onu eve kapatmak istedi, babası ise psikoloğa gitmesini şart koştu. Birbirimize destek olmaya çalıştık ama aramızdaki mesafe büyüdü. Bir gün Elif bana şöyle dedi: “Burak, ben artık İstanbul’da yaşamak istemiyorum.”
O an anladım ki sadece bir gecede hayatımızın yönü değişmişti. Elif memleketine döndü; ben ise İstanbul’da kalıp mücadele etmeye karar verdim. Babamla konuşmalarımız daha da sertleşti; “Senin yüzünden ailemiz perişan oldu!” diye bağırdığı bir gece evi terk ettim.
Bir süre arkadaşım Emre’nin yanında kaldım. Emre bana şöyle dedi: “Burak, herkes hata yapar ama önemli olan ayağa kalkmak.” Onun desteğiyle yeniden üniversiteye döndüm, derslerime sarıldım.
Ama geceleri hâlâ o köşe aklıma geliyordu. Her köşe başında tedirgin oluyordum; kalabalıkta bile yalnız hissediyordum. Bir gün üniversitede psikolojik danışmanlık merkezine gittim ve yaşadıklarımı anlattım. Danışman bana şöyle dedi: “Travmalar zamanla hafifler ama izleri kalır; önemli olan bu izlerle yaşamayı öğrenmek.”
Ailemle ilişkilerimi düzeltmek için çabaladım ama babam hâlâ bana mesafeliydi. Annem ise sessizce destek oluyordu. Bir akşam eve döndüğümde babam televizyonun karşısında oturuyordu. Yanına oturdum ve dedim ki: “Baba, ben de korktum o gece. Hâlâ korkuyorum ama hayatıma devam etmek istiyorum.” Babam ilk defa gözlerimin içine baktı ve sadece başını salladı.
Elif’ten zaman zaman mesajlar aldım; yeni bir şehirde yeni bir hayata başlamıştı ama hâlâ geceleri uykusuz kalıyordu. Birbirimize iyi dileklerimizi ilettik ama yollarımız ayrıldı.
Şimdi dört yıl geçti üzerinden. O geceyi unutmadım ama artık onunla yaşamayı öğrendim. Üniversiteden mezun oldum, gazetecilikte ilk işime başladım. Hâlâ ailemle aramda mesafeler var ama annemle daha yakınız.
Bazen düşünüyorum: Bir gecede hayatımız nasıl bu kadar değişebilir? İnsan en çok hangi anıyla yaşlanır? Siz olsaydınız ne yapardınız? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın; belki de yalnız olmadığımı bilmek bana iyi gelir.