Bir Akşamda Değişen Hayatım: Görülmeyen Kadının Hikayesi
“O zaman anlaştık mı? Krediyi çekiyoruz.” Kayınvalidemin sesi, salonda yankılandı. O an, içimde bir şeyin koptuğunu hissettim. Eşim Murat, gözlerini yere indirdi; kayınpederim televizyona bakıyordu. Ben ise, ellerimi sımsıkı yumruk yapmış, nefesimi tutuyordum. Sanki orada yokmuşum gibi, kimse bana bakmadı bile.
“Benim de fikrim var,” dedim titrek bir sesle. Ama sesim, duvarlara çarpıp geri döndü. Kayınvalidem, “Ayşe’cim, sen merak etme, biz hallederiz,” dedi, yüzünde o tanıdık gülümsemeyle. O gülümseme… Hep aynı: ‘Sen sus, büyükler konuşuyor.’
O akşam, mutfağa geçip bulaşıkları yıkarken gözyaşlarım suya karıştı. Murat yanıma geldi. “Annemler doğru söylüyor,” dedi. “Ev almak kolay mı? Hepimiz taşın altına elimizi koyacağız.”
“Ben de elimden geleni yaparım ama bana hiç sorulmuyor Murat. Sanki ben bu ailenin bir parçası değilim.”
Murat başını çevirdi. “Abartıyorsun Ayşe. Herkesin iyiliği için konuşuyoruz.”
O gece uyuyamadım. Yatakta yan yana ama birbirimize kilometrelerce uzaktık. Sabah olduğunda kararımı vermiştim. Sessizce valizimi hazırladım. Annemin evine dönmek… Koca bir yenilgi gibi hissettirse de, kendi sesimi duymak istiyordum artık.
Annem kapıyı açınca gözlerime baktı. “Kızım?” dedi, endişeyle. Sarıldım ona, çocukluğumdaki gibi. “Dayanamadım anne,” dedim. “Beni hiç görmüyorlar.”
Annem sessizce çay koydu. “Kızım, evlilik kolay değil,” dedi. “Ama kendini kaybetmek daha zor.”
Günler geçti. Murat aradı, mesaj attı: “Dön artık.” Ama hiçbirinde özür yoktu, sadece ‘dön’. Kayınvalidem ise annemi aramış: “Ayşe biraz hassas, alışır zamanla.” Hassas… Sanki ben camdan yapılmışım.
Bir gün annemle pazara gittik. Komşu teyzeler, “Kızın niye geldi?” diye fısıldaşıyordu. Utandım, ama daha çok öfkelendim. Neden kadınlar hep susmak zorunda? Neden bir kadının fikri ailede sayılmaz?
Bir akşam Murat kapıda belirdi. Gözleri yorgun, sesi kısık: “Ayşe, ne istiyorsun?”
“Beni duymanızı istiyorum,” dedim. “Bir karar alınırken ben de varım demek istiyorum.”
Murat sustu. “Annemler alışık değil böyle şeylere…”
“Ben de alışık değilim Murat! Ben de bir ailenin kızıyım. Ben de insanım!”
O gece uzun uzun konuştuk. Murat ilk kez dinledi beni; ilk kez gözlerimin içine baktı. Ama ertesi gün yine kayınvalidem aradı: “Ayşe’cim, ailede huzur önemli. Sen de biraz alttan al.”
İşte o an anladım: Bu sadece benim mücadelem değildi; annemin, komşu teyzelerin, pazardaki kadınların da mücadelesiydi.
Bir sabah annemle kahvaltı yaparken ona sordum: “Anne, sen hiç kendini görünmez hissettin mi?”
Annem gülümsedi acı acı: “Çok… Ama artık senin görünmez olmana izin vermem.”
Kendime söz verdim: Ya kendi sesimi duyuracaktım ya da bu sessizlikte boğulacaktım.
Murat’la tekrar konuştuk. Ona dedim ki: “Ya birlikte yeni bir yol buluruz ya da herkes kendi yoluna gider.”
Şimdi hâlâ annemin evindeyim. Kafamda binbir soru… Toplumun bana biçtiği rolü mü oynayacağım, yoksa kendi hayatımı mı seçeceğim?
Belki de asıl soru şu: Bir kadının sesi ne zaman gerçekten duyulur bu ülkede? Siz hiç kendi ailenizde görünmez oldunuz mu?