Yorulan Kadın: Bir Akşamdan Sonra Hayatımın Değişimi

— Elif, bir dakika konuşabilir miyiz? — dedi Murat, sesinde alışık olduğum o sabırsız tınıyla. O an, mutfakta üçüncü kez salata sosunu karıştırırken, ellerim limon ve zeytinyağı kokusuyla titriyordu. Salondan gelen kahkahalar, televizyonun sesi ve çocukların odasında birbirine karışan fısıltılar arasında, bir anlığına nefes almak istedim. Fakat Murat’ın bakışları, yine üzerimdeydi.

— Tabii, ne oldu? — dedim, ellerimi önlüğüme silerken.

— Yine aynı şey Elif. Her seferinde misafirler gelince sen kendini kaybediyorsun. Her şey mükemmel olsun diye uğraşıyorsun, ama sonra suratın asılıyor. İnsanlar bunu fark ediyor, biliyor musun?

Bir an durdum. İçimde biriken öfke, utanç ve yorgunluk, boğazıma düğümlendi. Yıllardır, Murat’ın arkadaşları geldiğinde, ben mutfağın köşesinde, görünmez bir gölge gibi çalışıyordum. Kimse sofradaki mezelerin, böreklerin, salataların nasıl hazırlandığını sormazdı. Herkes sadece Murat’ın ne kadar şanslı bir adam olduğunu konuşurdu. Ama ben, her seferinde biraz daha eksiliyordum.

— Elif abla, su bitti! — diye bağırdı Ece, küçük kızım. O an, gözlerim doldu. Bir yandan kızımın isteğini yerine getirmeye çalışırken, bir yandan Murat’ın eleştirilerine maruz kalmak…

— Bir dakika Ece, hemen getiriyorum, — dedim, ama sesim titriyordu.

Murat, bana yaklaşarak fısıldadı:

— Bak, misafirlerin yanında böyle davranırsan, insanlar yanlış anlar. Biraz daha güler yüzlü olamaz mısın?

O an, içimde bir şeyler koptu. Yıllardır, sadece iyi bir eş ve anne olmaya çalışırken, kendi isteklerimi, hayallerimi, hatta duygularımı bile unuttuğumu fark ettim. Üniversitede okuduğum yılları, hayalini kurduğum mesleği, yazmak istediğim kitapları düşündüm. Hepsi, evin dört duvarı arasında kaybolmuştu.

Misafirler gittikten sonra, mutfağı toplarken Murat yanıma geldi:

— Elif, bak, ben seni düşünüyorum. Sadece biraz daha pozitif olmanı istiyorum. Herkesin gözü üstümüzde. Annem bile geçen gün “Elif çok içine kapanık oldu” dedi.

— Murat, ben içine kapanık değilim. Sadece yoruldum. Her şeyin kusursuz olması için uğraşmaktan, sürekli eleştirilmekten, görünmez olmaktan yoruldum, — dedim, gözlerim dolu dolu.

— Abartıyorsun. Herkesin hayatı böyle. Sen de biraz daha güçlü olmalısın.

O gece, yatağa uzandığımda gözyaşlarım yastığa aktı. Kafamda binlerce soru vardı: Ben kimim? Sadece bir eş ve anne miyim? Hayallerim ne zaman bu kadar önemsizleşti? Annemin bana çocukken söylediği sözleri hatırladım: “Kızım, kadın olmak zor iştir. Ama asla kendini unutma.”

Sabah olduğunda, aynada kendime baktım. Gözlerimin altı morarmıştı. Saçlarım dağınık, yüzüm yorgundu. Ama içimde bir karar vardı artık. O gün çocukları okula bıraktıktan sonra annemi aradım.

— Anne, ben çok yoruldum. Sanki bu evde sadece hizmetçi gibiyim. Kimse beni anlamıyor.

Annemin sesi titredi:

— Elif’im, yıllar önce ben de aynı şeyleri yaşadım. Ama sesimi çıkaramadım. Sen kendini unutma kızım. Hayat senin de hakkın.

O gün ilk defa kendim için bir şey yaptım. Yıllardır ertelediğim kitap kulübüne katıldım. Orada tanıştığım kadınlar da benim gibi hissediyordu. Her biri evde görünmez emekçi, dışarıda ise sadece “eş” ya da “anne” olarak anılıyordu.

Bir akşam Murat eve geldiğinde beni kitap okurken buldu.

— Ne yapıyorsun? Akşam yemeği hazır değil mi daha?

— Bugün kendime vakit ayırdım Murat. Yemek hazır değil. İstersen birlikte hazırlayabiliriz.

Murat şaşırdı:

— Sen değiştin Elif. Eskisi gibi değilsin.

— Evet, değiştim. Çünkü artık kendimi de önemsiyorum.

O günden sonra evdeki hava değişti. Murat önce çok sinirlendi, hatta birkaç kez tartıştık. “Beni eskisi gibi sevmiyorsun,” dedi. Ama ben artık susmuyordum.

Bir gün annemle otururken bana şöyle dedi:

— Kızım, seninle gurur duyuyorum. Keşke ben de zamanında böyle cesur olabilseydim.

Ama en çok zoruma giden, kızım Ece’nin bana sorduğu soruydu:

— Anne, sen mutlu musun?

Bir an durdum. Gerçekten mutlu muydum? Hayatım boyunca başkalarını mutlu etmeye çalışırken, kendi mutluluğumu unutmuştum.

Bir gece Murat’la uzun uzun konuştuk.

— Elif, bu evlilik böyle gitmez. Sen değiştin, ben de mutsuzum.

— Murat, belki de ikimiz de kendimizi kaybettik bu evlilikte. Ben artık kendim olmak istiyorum.

O gece karar verdik: Bir süre ayrı kalacaktık. Kolay olmadı. Ailem, komşular, hatta arkadaşlarım bile “Kadın evini bırakır mı?” diye eleştirdi. Ama ben ilk defa kendim için bir şey yapıyordum.

Şimdi kendi evimdeyim. Kızım hafta sonları bende kalıyor. Hayatımda ilk defa kendimi özgür hissediyorum. Kendi kararlarımı alıyor, kendi hayallerimin peşinden gidiyorum.

Bazen yalnızlık zor geliyor. Ama aynaya baktığımda artık kendimi görüyorum. Artık sadece bir eş ya da anne değilim; Elif’im.

Şimdi size soruyorum: Siz hiç kendi kimliğinizi bulmak için her şeyi geride bırakmayı düşündünüz mü? Yoksa hâlâ başkalarının mutluluğu için kendi hayatınızı feda mı ediyorsunuz?