Kırık Güven: Bir Akşamın Sessizliğinde
— Yine mi uykusuzsun, Zeynep? Saat gece yarısını geçti, hâlâ mutfakta tek başına oturuyorsun.
Annemin sesi, mutfağın loş ışığında yankılandı. Elimdeki çay bardağına bakarken, içimdeki fırtınayı bastırmaya çalışıyordum. Annem, başörtüsünü düzelterek yanıma oturdu. Gözlerinde endişe vardı.
— Bir şey mi oldu kızım? Serkan’la mı tartıştınız yine?
O an gözlerim doldu. Annemin yanında güçlü olmaya çalışsam da, içimdeki kırgınlık ve şüpheler artık taşacak gibiydi.
— Anne, bazen… bazen Serkan’ın bana yalan söylediğini hissediyorum. Eve geç geliyor, telefonu sürekli sessizde… Sanki aramızda görünmez bir duvar var.
Annem derin bir iç çekti. Ellerimi tuttu.
— Zeynep, evlilik kolay değil. Bazen insan en yakınına bile güvenmekte zorlanır. Ama şüpheyle yaşanmaz kızım.
Ama ben şüpheyle yaşıyordum işte. Her gece, Serkan’ın anahtar sesiyle irkiliyor, yüzüne bakınca gözlerinde başka bir hayatın izlerini arıyordum. O ise ya yorgun olduğunu söylüyor ya da geçiştiriyordu.
Bir hafta önce, Serkan’ın telefonunda bir mesaj gördüm: “Yarın buluşalım mı?” Gönderenin adı sadece “Merve”ydi. O an içimde bir şeyler koptu. Ona sormaya cesaret edemedim. Belki de korktum; ya sandığım gibi çıkarsa diye…
O gece, Serkan eve geldiğinde annem çoktan odasına çekilmişti. Ben mutfakta, ellerim titreyerek çay dolduruyordum. Serkan kapıdan girince, yüzüme bile bakmadan salona geçti.
— Hoş geldin, dedim sessizce.
— Hoş bulduk, dedi kısa bir cevapla.
Bir süre sonra yanıma geldi, gözleri yorgun ama uzak.
— Zeynep, bu aralar çok sessizsin. Bir şey mi var?
İçimdeki fırtına patlamak üzereydi ama sesim kısık çıktı:
— Seninle konuşmak istiyorum.
Serkan başını eğdi, ellerini cebine soktu.
— Yine mi tartışacağız? Yoruldum artık bu şüphelerden.
— Ben de yoruldum Serkan! Her gece seni beklemekten, her hareketini sorgulamaktan yoruldum! Bana doğruyu söyle… Merve kim?
Serkan bir an sustu, sonra gözlerini kaçırdı.
— İşten bir arkadaş… Sadece iş konuşuyoruz.
Ama gözlerindeki kaçamak bakışlar, sesindeki titrek ton bana başka şeyler söylüyordu. O an anladım ki, güven bir kere kırıldı mı, hiçbir kelime onu onaramazdı.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Annem sabah namazına kalktığında beni mutfakta buldu. Gözlerim şişmişti, ellerim soğuktu.
— Kızım, bu böyle gitmez. Ya Serkan’la açık açık konuşup her şeyi öğrenirsin ya da kendini bu şüpheyle mahvedersin.
Ama konuşmak… O kadar kolay mıydı? Ya gerçek sandığımdan da acıysa? Ya Serkan’ın hayatında gerçekten başka biri varsa?
O gün, Serkan işten gelince onu karşılamadım. Salonda oturup bekledim. Kapı açıldı, Serkan içeri girdi. Göz göze geldik.
— Serkan, oturur musun? Konuşmamız lazım.
Serkan bir an duraksadı, sonra yanıma oturdu. Ellerim titriyordu.
— Bana yalan söylemeni istemiyorum. Eğer hayatında başka biri varsa, bilmek istiyorum. Kendimi daha fazla kandıramam.
Serkan başını öne eğdi. Uzun bir sessizlik oldu. Sonunda konuştu:
— Zeynep… Sana yalan söylemedim ama… Evet, Merve’yle birkaç kez görüştüm. Ama aramızda bir şey yok. Sadece… işte, bazen seninle konuşamadığım şeyleri onunla paylaştım. Çünkü seninle konuşmaya çalıştığımda hep tartışıyoruz.
O an içimde bir şeyler yıkıldı. Demek ki, sevgili olduğum adam, bana anlatamadığı dertlerini başka bir kadına anlatıyordu. Bu ihanetten daha mı az acıydı? Bilmiyorum…
Annem kapıdan başını uzattı, gözleri dolu dolu bana baktı. O an anladım ki, bu evde yalnızca ben değil, annem de bu acının ortağıydı. Çünkü o da yıllar önce babamın ona yalan söylediğini öğrenmişti. O da aynı acıyı yaşamıştı.
Günler geçti. Serkan’la aramızda soğuk bir duvar örüldü. Annem bana destek olmaya çalıştı ama ben her geçen gün biraz daha içine kapandım. Evdeki her eşya, her köşe bana geçmişi hatırlatıyordu. Bir gün annem yanıma oturdu:
— Kızım, hayat bazen insanı en güvendiği yerden vurur. Ama unutma, insan kendine sahip çıkmazsa kimse ona sahip çıkmaz.
O gece uzun uzun düşündüm. Belki de en büyük hata, kendimi hep başkalarının mutluluğuna adamaktı. Kendi mutluluğumu, kendi huzurumu hep ertelemiştim.
Bir sabah Serkan’la oturup konuştum. Ayrılmaya karar verdik. Kolay olmadı ama artık birbirimize verecek bir şeyimiz kalmamıştı. Annem yanımda oldu, bana güç verdi.
Şimdi, geceleri yine mutfakta oturuyorum ama bu kez yalnızlığımın sebebi şüphe değil, huzur. Kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğreniyorum. Bazen hâlâ gözlerim doluyor ama biliyorum ki, hayat devam ediyor.
Siz hiç en güvendiğiniz insanın size sırtını döndüğünü hissettiniz mi? Peki, yeniden güvenmeyi nasıl başarabiliriz? Yorumlarınızı bekliyorum…