Ben Üvey Anne İstemiyorum: Bir Kızın Sessiz Çığlığı
“Ben üvey anne istemiyorum! Duymuyor musunuz? İstemiyorum işte!” diye bağırdım, ama sesim sadece odamın duvarlarında yankılandı. Babam sabah kahvaltısında, “Akşam Sevgi Hanım’ı getireceğim, tanışırsınız,” dediğinde, içimde bir şeyler daha kırıldı. Annemle babam boşanalı iki yıl oldu. O günden beri evimizde huzur bir türlü geri gelmedi. Annem başka bir şehirde, ben ise babamla Ankara’da, eski bir apartmanın üçüncü katında yaşıyorum. Babamın hayatına giren her yeni kadınla birlikte ben biraz daha küçülüyor, biraz daha görünmez oluyordum.
Okuldan eve dönerken ayaklarım geri geri gidiyordu. Arkadaşım Zeynep’in yanında ağlamamak için kendimi zor tuttum. “Ne oldu yine?” diye sordu Zeynep, gözlerinde merak ve endişe vardı. “Babam yine birini getiriyor,” dedim. Zeynep’in annesiyle babası hâlâ birlikteydi, bu yüzden beni tam olarak anlayamazdı. Ama yine de omzuma dokundu, “Belki bu sefer iyi biri çıkar,” dedi. İçimden ona bağırmak geldi: ‘İyi biri olsa ne olur? Ben annemi istiyorum!’ Ama sustum.
Eve vardığımda kapının önünde durup derin bir nefes aldım. İçeriden kahkaha sesleri geliyordu. Babamın sesiyle birlikte bir kadın sesi… Yabancı, yapmacık bir sıcaklık taşıyan bir ses. Kapıyı açtım, babam hemen yanıma koştu: “Gel kızım, Sevgi Hanım’la tanış.” Kadın bana doğru eğildi, abartılı bir gülümsemeyle elini uzattı: “Merhaba Elif’ciğim.” Elif… Adımı söylerken bile yabancıydı. Elini sıkmadım. Babamın gözleriyle beni uyardığını gördüm. “Hoş geldiniz,” dedim, ama sesim neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
Akşam yemeğinde herkes konuştu, güldü. Ben ise tabağımdaki makarnayla oynadım. Sevgi Hanım sürekli bana sorular soruyordu: “Kaçıncı sınıfa gidiyorsun? En sevdiğin ders ne? Annenle görüşüyor musun?” Her sorusu içimi daha da daralttı. Babam ise her cevabımı onaylarcasına başını sallıyordu. Sanki ben değil de Sevgi Hanım’ın onayını almak için oradaydı.
Yemekten sonra babam mutfağa geçtiğinde Sevgi Hanım yanıma yaklaştı. “Biliyorum, zor bir dönemden geçiyorsun,” dedi alçak sesle. “Ama ben sana arkadaş olmak istiyorum.” O an gözlerim doldu. Arkadaş mı? Benim arkadaşım Zeynep zaten var! Annem de var! Neden bana yabancı bir kadının arkadaşlığı dayatılıyor? Hiçbir şey söylemeden odama koştum.
Odamda annemin bana doğum günümde aldığı defteri buldum. Sayfalarını karıştırırken gözyaşlarım deftere damladı. ‘Keşke annem burada olsaydı,’ diye düşündüm. Telefonumu elime aldım, annemi aramak istedim ama saat geç olmuştu. Babam kesin kızardı.
Gece boyunca uyuyamadım. Babamın odasından gelen fısıltılar, Sevgi Hanım’ın kahkahaları… Sanki evimizdeki her eşya bile yabancılaşmıştı. Sabah olduğunda babam kapımı tıklattı: “Elif, Sevgi Hanım’la kahvaltı hazırlayacağız, sen de gel.” Yavaşça mutfağa gittim. Sevgi Hanım bana yumurta kırmayı teklif etti. “Seninle birlikte yapmak isterim,” dedi. Yüzüne bakmadan başımı salladım.
Kahvaltıda babam birden ciddileşti: “Elif, Sevgi Hanım’la ciddi düşünüyoruz. Belki yakında aynı evde yaşayabiliriz.” O an içimdeki öfke patladı: “Ben istemiyorum! Neden kimse bana sormuyor? Neden hep başkalarının mutluluğu önemli?” Babam şaşkınlıkla bana baktı: “Elif, bu kadar tepki vermene gerek yok.” Sevgi Hanım ise sessizce sandalyesinde oturdu.
O gün okula gitmek istemedim ama babam ısrar etti. Okulda kimseyle konuşmadım. Öğretmenim Ayşe Hanım yanıma geldi: “Bir sorun mu var Elif?” Gözlerim doldu ama anlatamadım. Kimseye anlatamıyordum çünkü herkes ya anlamıyor ya da ‘zamanla alışırsın’ diyordu.
Akşam eve döndüğümde Sevgi Hanım gitmişti ama eşyaları salonda duruyordu. Babam televizyonun karşısında sessizce oturuyordu. Yanına oturdum, uzun süre konuşmadık. Sonunda dayanamayıp sordum: “Baba, annemi özlüyor musun?” Babam gözlerini kaçırdı: “Her gün,” dedi kısık sesle.
O an anladım ki sadece ben değil, babam da eksikti. Ama onun eksikliğini tamamlamak için benim hayatımı değiştirmeye hakkı var mıydı? O gece defterime şunu yazdım: ‘Bazen en çok sevdiğin insanlar bile seni anlamaz.’
Şimdi size soruyorum: Bir çocuğun fikri neden hep en son sorulur? Kendi evimde neden bu kadar yabancı hissediyorum? Sizce de çocukların sesi daha çok duyulmalı değil mi?