Saçlarımın Ardında Saklanan Hayallerim: Bir Kız Çocuğunun Eğitim Mücadelesi
“Anne, neden beni okula almıyorlar?” diye sordum, gözlerim dolu dolu. Annem, saçlarımı nazikçe okşarken gözlerini kaçırdı. “Çünkü… çünkü bazı insanlar farklı olanı anlamakta zorlanıyor, Elif’im,” dedi. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Saçlarım omuzlarımı çoktan geçmiş, kıvırcık buklelerim güneş ışığında parlıyordu. Oysa ben sadece okumak, arkadaş edinmek, oyun oynamak istiyordum.
Her şey geçen Eylül sabahı başladı. Annemle birlikte elimizde kayıt belgeleriyle yeni açılan mahalle okuluna gittik. Müdür Bey’in odasına girdiğimizde annemin elleri titriyordu. “Kızımı kaydettirmek istiyoruz,” dedi annem, sesi kararlı ama içinde bir korku saklıydı. Müdür Bey gözlüğünün üzerinden bana baktı, sonra saçlarıma. “Saçları bu kadar uzun ve dağınık olan öğrenciler disiplinimize uymaz,” dedi soğuk bir sesle. Annem hemen atıldı: “Ama bu onun doğal hali, Elif’in saçları böyle.” Müdür Bey başını iki yana salladı: “Okul yönetmeliğimiz açık. Kız öğrenciler saçlarını kısa ve düzgün kullanmalı.”
O an annemin gözlerinde öfkeyle karışık bir çaresizlik gördüm. Ben ise utancımdan yere bakıyordum. Sanki suçluymuşum gibi hissettim. O gün eve dönerken annem sessizdi. Ben de sessizdim. Sadece saçlarımın omuzlarımı gıdıklayan buklelerini hissettim.
Ertesi gün başka bir okula gittik. Orada da aynı bakışlar, aynı cümleler: “Saçlarını kestirmeden olmaz.” Annem bu sefer daha sert konuştu: “Kızımın saçları onun kimliği. Onu değiştirmeye hakkınız yok!” Müdire Hanım dudak büktü: “Kurallar böyle.”
Geceleri annemle mutfakta oturup konuşuyorduk. Annem bana sarılıp, “Elif’im, kimse seni değiştirmeye zorlayamaz,” diyordu ama sesi titriyordu. Bazen annemin gizlice ağladığını duydum. Babam ise bu konuyu konuşmaktan kaçıyordu. “Boşverin, kestirin gitsin,” dedi bir akşam sofrada. Annem ona öyle bir baktı ki, babam sustu.
Bir gün annem beni elinden tutup Kadın Dayanışma Derneği’ne götürdü. Orada başka kadınlar da vardı; hepsi farklı hikâyeler anlatıyordu. Bir kadın, “Benim kızım başörtüsü yüzünden dışlandı,” dedi. Bir diğeri, “Oğlumun ten rengiyle dalga geçtiler.” Annem onların yanında daha güçlü görünüyordu. “Kızımın hakkını arayacağım,” dedi yüksek sesle.
O akşam ilk kez annemin gözlerinde umut gördüm. Beraber internetten araştırma yaptık; çocuk haklarını okuduk. Türkiye’de her çocuğun eğitim hakkı olduğunu öğrendik. Annem bir dilekçe yazdı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderdi.
Günler geçtikçe evdeki hava değişti. Babam hâlâ sessizdi ama annem daha çok konuşuyordu. Komşular dedikodu yapmaya başladı: “Kızının saçını kestirmiyor diye okula almamışlar.” Bazıları annemi destekledi, bazıları ise suçladı: “Çocuk için en iyisi neyse onu yap.” Annem onlara kulak asmadı.
Bir sabah kapımız çaldı; postacı bir zarf getirdi. Annem zarfı açarken elleri titriyordu. Gözleri doldu: “Elif’im, başardık! Seni okula almak zorundalar.” O an sevinçten ağladık, birbirimize sarıldık.
Ama okulun ilk günü hiç de hayal ettiğim gibi olmadı. Sınıfa girdiğimde herkes bana baktı; bazı çocuklar fısıldaştı: “Bak, o kız işte!” Öğretmenim Gül Hanım yanıma geldi, elimi tuttu: “Hoş geldin Elif,” dedi gülümseyerek ama gözlerinde bir endişe vardı.
İlk haftalar çok zordu. Bazı çocuklar saçlarımla dalga geçti: “Kabarık kafa!” dediler, bazen sırama sakız yapıştırdılar. Eve her gün ağlayarak döndüm. Annem beni kucağına aldı: “Güçlü olmalısın Elif’im,” dedi ama ben sadece normal olmak istiyordum.
Bir gün teneffüste Ayşe yanıma geldi; sessizce oturuyordum. “Saçların çok güzel,” dedi utangaçça. Şaşırdım; ilk kez biri saçlarımı güzel bulduğunu söyledi. Sonra Zeynep ve Merve de yanımıza katıldı; birlikte ip atladık, güldük.
Zamanla sınıftaki bazı çocuklar bana alıştı ama bazıları hâlâ uzak duruyordu. Öğretmenim Gül Hanım bir gün sınıfta çocuk haklarından bahsetti; herkesin farklı olabileceğini anlattı. O gün kendimi biraz daha iyi hissettim.
Ama asıl büyük sınav veli toplantısında oldu. Müdür Bey anneme yaklaştı: “Kuralları esnetmek zorunda kaldık ama bu diğer velilerde huzursuzluk yarattı,” dedi soğukça. Annem ise dimdik durdu: “Kızımın hakkını savunmak benim görevim.” O an annemle gurur duydum.
Aylar geçti; ben derslerimde başarılı oldum, arkadaşlar edindim. Saçlarımı hiç kestirmedim. Ama bazen hâlâ kendimi yalnız hissediyorum; sanki herkesin gözü üzerimdeymiş gibi.
Şimdi size soruyorum: Bir çocuğun hayalleri saçlarının uzunluğuna mı bağlı olmalı? Yoksa bizler farklılıklarımızla mı güzelleşiyoruz? Siz olsaydınız ne yapardınız?